sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 50. VE 52. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 50. VE 52. AYET-İ KERİMELER
Nisan 18, 2026 09:57
9
A+
A-

Kralın Hz. Yusuf (A.S.)’un Zindandan Çıkarılmasını Emretmesi Ve Hz. Yusuf (A.S.)’un Suçsuzluğu Sabit Oluncaya Kadar Zindandan Çıkmaması

 

50-  Kral (bu yorumu duyunca) “Onu (Yusuf’u)  bana  getirin” dedi.  Elçi Yusuf a geldiği zaman (Yusuf) dedi ki: “Efendine dön ve ona, ellerini kesen o kadınların durumu neydi? diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesi­ni çok iyi bilir.”

51- (Kral) dedi ki: “Yusuf u baştan çıkar­mak istediğinizde durumunuz neydi?” (Kadınlar): “Hâşâ! Allah için biz ondan hiçbir kötülük görmedik” dediler. Vezirin hanımı da dedi ki: “Şimdi hak meydana çıktı. Onu ben baştan çıkar­mak istemiştim. Şüphesiz ki, o doğru söyleyenlerdendir.”

52- “(Buna lüzum görmem) benim ken­disine gıyabında hainlik etmediğimi ve Allah’ın hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindir.”

 

Açıklaması

 

Cenab-ı Hak bu ayetlerde Hz. Yusuf (a.s.)’un yaptığı rüya tabirinden mem­nun olan, Hz. Yusuf (a.s.)’un faziletini, ilmini, geniş malûmatını, ülke halkına ve vatandaşlara verdiği, önemi gören, bu rüyanın işittiği şekliyle yapılan tef­sirinin Hz. Yusuf (a.s.)’un üstün aklına, kuvvetli zekâsına delâlet eden çok önemli bir söz olduğunu idrak eden, Hz. Yusuf (a.s.)’un bu durumunu bizzat kendisinden işitmek için kendisiyle şahsen görüşmeye lâyık biri olduğunu an­layan kralın tavrını haber vermektedir.

Kral, “Onu bana getirin, yani onu zindandan çıkarın. Sözünü dinlemem ve tabirin doğruluğunu bizzat araştırmam için onu benim huzuruma getirin” dedi.

Elçi Hz. Yusuf (a.s.)’a gelince o, Vezirin hanımı tarafından kendisine yakış­tırılan iftira ile şerefinin lekelenemeyeceğini ve masum olduğunu, bu zindanın zulüm ve haksızlık olduğunu kral ve etrafmdakilerin tahkik etmeden önce zin­dandan çıkmak istemedi.

Peygamberimiz (s.a.) Hz. Yusuf (a.s.)’un tavrını medhetmiş, onun fazilet ve şerefine, yüce değerine ve sabrına dikkat çekmişti. İmam Ahmed’in Müs-nedinâe, Buharî ve Müslim’in Sa/ıi/ılerinde Ebu Hureyre’den rivayet edilen hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.) şöyle buyurmaktadır: “… Ben Yusuf un kaldığı kadar zindanda kalsaydım, gelen elçiye derhal icabet ederdim.”

Hz. Yusuf (a.s.) kralın huzuruna çıkarılması talebine cevap olarak şöyle demişti: Efendine dön. Ona ellerini kesen kadınların durumunu sor. Zira ben bir suçtan dolayı haksız yere itham edilip hapse giren bir kimse olarak kralın huzuruna çıkmak istemem. Kralın huzuruna çıkmadan önce olayın gerçek yönünü anlaması için bu davayı tahkik etmesini söyle. Çünkü Rabbim olay­ların gizli yönlerini ve kadınların hile ve düzenlerini, benim için kurdukları tuzağı en iyi bilendir.

Kral Vezirin hanımının yanında ellerini kesen kadınları topladı, bütün kadınlara hitaben ama Vezirin hanımını kastederek şöyle dedi: Davet günü Hz. Yusuf (a.s.)’u baştan çıkarmak istediğinizde durumunuz, derdiniz, meseleniz ne idi? Hz. Yusuf (a.s.)’u fuhuş irtikap etmeye davet ettiğinizde durum nasıl ol­du?

Kadınlar krala cevap verdiler: Yusuf un kötülük murad etmiş olmasından Allah’a sığınırız!

Bu ifade Hz. Yusuf (a.s.)’un masumiyetini ve onun nezih ve iffetli şah­siyetine hayran olunduğunu ifade etmektedir. Yani hâşâ, Allah için Hz. Yusuf (a.s.)’un suçlu olması mümkün değildir. Allah’a yemin olsun ki onun hayatı boyunca kendisinden hiçbir kötülük görmedik.

O anda Vezirin hanımı şöyle dedi: “Şu anda hak bütün açıklığıyla ortaya çıktı. Yusuf u baştan çıkarmaya çalışan benim. Zira o iffetini korudu ve tam an­lamıyla imtina etti. Yusuf, beni o kadın baştan çıkarmak istedi derken doğru söylemişti.”

Bu ifade, şerefini koruması, bu olayı gizlemesi ve kendisinden yüz çevir­mesi sebebiyle Hz. Yusuf (a.s.)’un günah ve ayıplardan uzak ve masum olduğu hususunda Vezirin hanımının açık bir itirafıdır.

Vezirin hanımı daha sonra şöyle devam etti: Bu itiraf gerçek ve samimi bir itiraftır. Yusuf zindanda iken ona yokluğunda ihanet etmediğimi, onun şerefi, temizliği ve iffetine leke sürmediğimi Yusuf un bilmesi için (bunu yaptım).

Bu söz -Zemahşerî’nin belirttiği gibi- Hz. Yusuf (a.s.)’un sözü olabilir. Bu söz Hz. Yusuf (a.s.)’un “Şüphesiz Rabbim o kadınların tuzağını gayet iyi bilir” sözüyle irtibat halindedir.

Ayetin manası şudur: Elçiyi reddetmem, sebatkârlık ve kralın benim durumum hakkında tahkikte bulunması için yaptığım bu davranış, kral ve in­sanların huzurunda suçsuzluğumun ortaya çıkması ve Vezirin gıyabında hanımı hakkında ihanette bulunmadığımı, bilakis onun iffetine dokun­madığımı yakinen bilmesi içindir.[1][33]

Ebu Hayyan bunu şu şekilde yorumladı: “Bu, ona ihanet etmediğimi bil­mesi içindir.” (Yusuf, 32) sözünün Hz. Yusuf (a.s.)’un sözü olduğu kanaatine varan kimse bu sözle bundan öncesi arasında irtibat kurmakta zorlanmak­tadır. Bu sözün Hz. Yusuf a ait olduğuna delâlet eden hiçbir delil yoktur. “[2][34]

Zemahşerî, “Bu mana, bu sözün Hz. Yusuf (a.s.)’un sözü olduğuna delil olarak yeter” demiştir. Benim için Ebu Hayyan’ın görüşü daha doğrudur.

Ayrıca bu ifade Allah Tealâ’nın hainlerin hilelerini muvaffak kıl­mayacağını, bilakis bunu iptal edip tesirini yok edeceğini herkesin bilmesi için Hz. Yusuf un böyle hareket ettiğini de vurgulamaktadır.

Bu söz, Hz. Yusuf (a.s.)’un sözü olunca sanki bu sözle, Vezirin hanımına kocasının emanetine ihanet etme hususunda, ayrıca Vezire de bütün alâmetler hanımının aleyhine olmasına rağmen hanımına yardımcı olması dolayısıyla Al­lah’ın emanetine ihanet etmesi hususunda tariz yapılmaktadır. [3][35]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.