TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KASAS SURESİ 51. VE 55. AYET-İ KERİMELER
51- Gerçekten biz, düşünsünler diye onlara vahyi peşpeşe yetişdir-dik.
Ey Muhammed, şüphesiz ki biz, Kureyşten olan kavmine ve İsrailoğulla-nndan olan Yahudilere, geçmiş kavimlere ait haberleri ve başlarına getirdiğimiz felaketleri peşpeşe anlattık ki Öğüt alıp ibret alsınlar. [1][55]
52- Bundan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, buna da iman ederler.
Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimizin bir kısmı bu Kur’an’a da iman eder, onun, Allah katından gelen hak bir kitap olduğunu ikrar ederler.
Burada zikredilen: “Kendilerine kitap verilenlerden maksat, daha önce ehl-i kitap iken müslüman olanlardır. [2][56]
53- Kendilerine Kur’an okunduğu zaman: “Biz ona iman ettik, şüphesiz o, rabbimizden indirilmiş bir haktır. Doğrusu biz, ondan önce de Mü-sümandık.” derlen
Bu Kur’an inmeden önce, kendilerine kitap verdiğimiz o insanlara Kur’an âyetleri okununca: “Biz bunu tasdik ettik. B,u, rabbimiz tarafından indirilen hak bir kitaptır. Biz, bu Kur’an indirilmeden önce de Müslümandik.” derler. Zira Kur’an inmeden önce kendilerine indirilen kitaplarda Muhammed’in ve ona indirilecek Kur’anın sıfatları zikredilmiş, onlar da Muhammed’e ve Kur’ana iman etmişlerdir. [3][57]
54- İşte onlara, sabırlarından olayı mükafaatları iki kat verilir. Onlar, kötülüğü iyilikle savarlar ve kedilerine vediğimiz rızıklardan Allah yolunda infak ederler.
Bu âyet-i kerimede, Kitap ehlinden, Kur’an-ı kerime iman edenlere sabretmelerine karşılık iki kat mükafaat verileceği zikredilmektedir.
Bu kitap ehlinin, iki kat sevap almalarına sebep olan sabırlarının neye karşı olduğu hususna gelince, bu konuda müfessirler şunları zikretmişlerdir:
Katade’ye göre bunlar, kendilerine gönderilen kitaba karşı sabretmişler sonra da Hz. Muhammed (s.a.v.)e tabi olmakta sabretmişîerdir. Böylece bu mü-kafaata hak kazanmışlardır.
Dehakk’a göre ise bunlar, henüz Hz. Muhammed (s.a.v.) gönderilmeden önce, kitaplarında onun geleceğine dair olan habere iman ederek sabretmişler ve gönderildikten sonra da ona tabi olmaya sabretmişlerdir.
İbn-i Zeyd’e göre ise bunlar, önce Hz. İsa’nın didine girmeye tahammül etmişler daha sonra da Resulullah gelince İslama girmeye sabretmişîerdir,
Mücahid’e göre ise bu insanlar, müşrikken müslüman olmuşlar, bu yüzden kavimlerinin işkencelerine maruz kalmışlar ve bu işkencelere karşı sabretmişler ve işte bu yüzden iki kat mükafaat almaya hak kazanmışlardır.
Âyet-i kerimenin devamında, adı geçen insanların yaptıkları iyi amellerle kötü amelleri telafi ettikleri ve Allah’ın kendilerini rızıklandırdiğı mallardan Allah yolunda cihada yahut fakirlere veya akrabalarına harcadıkları zikredilmektedir.
Peygamber efendimizin, kitap ehlinden müslüman olanların üstünlüğünü belirterek şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:
“Üç kimseye mükafaatı iki kat olarak verilecektir. Bunlardan biri, cariyesi bulunan bir adamdır. Cariyesini güzelce eğitir, terbiye eder sonra da onu azad edip onunla evlenir. İşte bunun için ona iki kat mükafaat vardır. Bunlardan diğeri, kitap ehlinin iman edenidir. Bu kimse daha önce de mümin olduğu halde sonra da Resuhıllah’a iman etmiştir. İşte bunun için ona iki kat mükafaat vardır. Bunlardan bir diğeri ise, üzerinde bulunan Allah’ın hakkını yerine getiren hem de efendisine karşı samimi olan köledir. İşte buna da iki kat mükafaat vardır”[4][58]
Ebu Ümame diyor ki:
“Ben, Mekke’nin fethedildiği gün Resulullah’ın devesinin alt tarafında bulunuyordum. Resulullah orada güzel ve hoş sözler söyledi. Orada söylediklerinden bir kısmı da şuydu: “İki ehli kitaptan (Yahudi ve Hıristiy ani ardan) kim müslüman olursa onun için iki kat mükafaat vardır.Bizim ne hakkımız varsa onun da o hakkı vardır. Bizim ne yükümlülüğümüz varsa onun da o yükümlülüğü vardır. Müşriklerden kim müslüman olursa ona müafaatı verilecektir. Bizim ne hakkımız varsa onun da o hakkı vardır, bizim ne yükümlülüğümüz varsa onun da o yükümlülüğü vardır. [5][59]
55- Onlar boş bir söz işittikleri zaman ondan yüzçevirirlcr. “Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz sizedir. Bizden emin olun. (Size karşılık vermeyeceğiz) biz, cahillerle olmak istemeyiz.” derler.
Katade’ye göre bu âyet-i kerimede zikredilen “Boş söz”den maksat, cahillerin söylediği tutarsız ve batıl sözlerdir.
İbn-i Zeyd’e göre ise “Boş söz”den maksat, kitap ehlinin, kitaplarına sokuşturdukları şeylerdir. Bunlar, müslüman olduktan sonra, kitaplarına sokuşturulan şeyler kendilerine okunduğunda onlardan yüz çevirir ve reddederlerdi.
Mücahid’e göre ise burada zikredilen “Boş sÖz”den maksat, müşriklerin, müminlere sözle yaptıkları eziyetlerdir. Zira müşriklerden birtakım insanlar müslüman olunca, müslüman olmayanlar onlara çeşitli sözlerle sataşıyor ve böylece onlara işkence ediyorlardı. Onlar ise müşriklere “Bizden uzak durun, biz, cahillerle tartışmak istemiyoruz.” diyorlardı. [6][60]