TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KASAS SURESİ 56. VE 60. AYET-İ KERİMELER
56- Ey Muhammed, şüphesiz sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. O, hidayete erecekleri çok iyi bilir.
*Ebu Hureyre (r.a.), Müseyyeb b. Hezen, Abdullah b. Ömer, Mücahid, Katade, Atâ ve diğer bazı âlimler bu âyet-i kerimenin, Resulullah’ın amcası olan ve ölürken iman etmeyen Ebu Talib hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.
Ebu Talib, Resulullah’ı himaye ediyor, ona yardımda bulunuyor ve onu şefkatle seviyordu Ebu Talib’in Ölüm hastalığında Resulullah onu iman etmeye ısrarla davet etmişti. Fakat Ebu Talib, üzerinde bulunduğu bâtıl inançtan dönmemiş ve iman etmemiştir.
Müseyyeb b, Hazen (r.a.) diyor ki:
“Ebu Talib’e ölüm gelip çatınca, yanında Ebu Cehil’in de bulunduğu bir sırada Resulullah (s.a.v.) de yanma girdi ve ona şöyle dedi: “Ey amcam, Lâilahe illallah “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” kelimesini söyle ki Allah katında onunla seni savunayım.” Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebu Ümeyye: “Ey Ebu Talib, sen, (baban) Abdülmuttalib’in dininden vaz mı geçeceksin?” dediler, ve devamlı olarak ona bunu telkin ettiler. Nihayet Ebu Talib onlara şu sözleri söyledi: “Ben, Abdülmuttalib’in dini üzereyim.” Resulullah şöyle buyurdu: “Bana yasaklanmadıkça senin için mutlaka af dileyeceğim.” Bunun üzerine şu âyet-i kerime nazil oldu: “Ne Peygamberin ne de müminlerin, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, akrabaları .da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olamaz. [1][61]İşte bu Kasas suresinin elli altıncı âyetinin nüzul sebebi de aynı olaydır. [2][62]
Ubu Hureyre (r.a.) diyor ki:
“Resulullah (s.a.v.) amcasına şöyle dedi: “Lailahe illallah” de ki kıyamet gününde senin için bununla şahitlik edeyim.” Ebu Talib şöyle dedi: “Şayet Kureyşliler beni ayıplayıp: “Onu, korkusu böyle yapmaya şevketti.” demeyecek olsalardı ben onu söyleyerek seni sevindirirdim.” Bunun üzenne Allah teala: “Ey Muhammed, şüphesiz ki sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin.” âyetim indirdi. [3][63]
Resulullah (s.a.v.)’in amcası Abbas, kardeşi Ebu talib için Resulullah’tan şunu sormuştur:
“Ey Allah’ın Resulü, senin, Ebu Talib’e herhangi bir faydan oldu mu? O seni himaye ediyor ve senin için herkese kızıyordu.” Resulullah da ona şu cevabı verdi: “Evet, o, cehennem ateşinin sığ bir yerinde bulunacaktır. Şayet ben olmasaydım o, cehennemin en alt katma atılacaktı. [4][64]
Ebu Said el-Hudr^nin rivayetinde ise Resulullah şu cevabı vermiştir:
“Belki kıyamet gününde şefaatim ona fayda verir de o, ateşin, topuklarına kadar ulaşacağı sığ bir yerine konur. Fakat yine de o ateşten bey; kaynar. [5][65]
57- İman etmeyenler: “Eğer biz, seninle beraber doğru yola uyarsak, yerimizden yurdumuzdan oluruz.” dediler. Biz onları, nezdimizden bir kı-zık olarak, herşeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği emin ve mukaddes bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Kureyş’ten kâfir olanlar Muhammed’e şöyle dediler: “Eğer biz, senin getirdiğin hakka uyup Allah’a ortak koştuğumuz şeyleri bırakacak olsak bütün insanlar aleyhimize döner, bizi, yer ve yurtlarımızdan çıkarırlar.”
Ey Muhammed, sen böyle söyleyenlere de ki: “Biz onlan, içinde kan dökülmesini haram kıldığımız kutsal topraklarda yerleştirmedik mi? Onları güven içinde kılmadık mı? Tarafımızdan bir nzık olarak, her türlü mahsul toplanıp oraya götürülür. Fakat sana bu sözü söyleyen müşriklerin çoğu, onlan bizim, kutsal topraklarda yerleştirdiğimizi ve onlara güven sağladığımızı ve yeryüzünün çeşitli yerlerinden oraya nzıklar gönderdiğimizi bilmez ve ona karşı şükretmezler. Bilakis nankörlük ederler. [6][66]
58- Biz, refah içinde şımanp azgınlaşan nice ülkeleri helak ettik. İşte onların geride bıraktıkları yerleri. Kendilerinden sonra onların pek azında oturulabilmiştir.Onlara hep biz vâris olmuşuzdur.
Allah teala bu âyet-i kerimede, Resulullah’a iman ettikleri takdirde, yurtlarından çıkarılacaklarından korktuklarını söyleyen müşriklere cevap veriyor. İleri sürdükleri iddiaların bâtıl olduğunu beyan ediyor. Zira ancak iman ettikleri takdirde yurtlarını kaybetmeyecekler, iman etmedikleri tadirde yerlerini kaybedeceklerdir. Nitekim birçok kavim, bol nimetler içerisinde yaşarken şı-Zı? hakka boyun eğmeyince Allah onları helak etmiş ve yerlerim harabeye Sevinmiştir ve geriye Allah’tan başka oralara sahiplik edecek kimse kalmamıştır. [7][67]
59- Senin rabbin, ana merkezine âyetlerimizi okuyan bir Peygamber göndermeden ülkeleri helak etmiş değildir. Biz ancak halkı zalim olan ülkeleri helak ederiz.
Ey Muhammed, rabbin, şehirlerin ana merkezi olan Mekke’ye, seni gönderip âyetlerimizi insanlara okutmadıkça onu ve çevresindeki yerleri helak edecek değildir. Biz, halkı zalim olmayan ülkeleri helak etmeyiz. Biz, ancak, Allah’ı inkar ederek kendilerine zulmeden ülkelerin halkını helak ederiz. [8][68]
60- Size verilen herşey, dünya hayatının geçici malı ve süsüdür. Allah nezdindekiler ise daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hiç dükşünmez misiniz?
Ey insanlar, size verilen mal ve evlat gibi şeyler, kendileriyle rızkınızı temin ettiğiniz dünya geçimliği ve dünyanın süsüdür. Allah katında bunların sîze hiçbir faydası yoktur. Allah’ın, kendisine itaat edenlere vaadettiği sevap ve cennet gibi nimetler ise sizin için daha hayırlı ve daha devamlıdır. Zira onların artık sonu yoktur. Bütün bunlardan sonra aklınızı kullanıp da hayın serden seçemiyor musunuz? Sizin için daha hayırlı olanı daha kötü olana tercih etmiyor musunuz? [9][69]