TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KASAS SURESİ 76. VE 80. AYET-İ KERİMELER
76- Şüphesiz kî Karun, Musa’nın kavmindendi. Fakat onlara karşı kibirlenip azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluğun zorlukla taşıyabildiği hazineler vermiştik. Bir zaman’kavmi ona şöyle demişti:
“Şımarma, şüphesiz ki Allah, şımaranları sevmez.
Ayet-i kerimede, Hz. Musa’nın kavminden olan Karun adında bir kişiden bahsedilmektedir. Bu zat, tercih edilen görüşe göre Hz. Musa’nın amcasının oğludur. Babasının ismi “Yasher”dir. Bu şahıs da insanları buzağıya taptıran “samiri” gibi münafık olmuş ve malının çokluğuna güvenerek şımarmıştır. Allah da onu malıyla birlikte yerin dibine geçirerek cezalandırmıştır.
Âyette, Karun’un, kavmine karşı azdığı zikredilmektedir Bazılarına göre onun bu azgınlığı, kibirlenme şeklinde görülmüştür. Zira bu Karun, elbisesini diğer insanların elbiselerinden bir karış daha uzun yaptırırmış. Bazılarına göre ise onun azgınlığı, malının çokluğuna mağrur olmasıyla meydana gelmiştir.
Karun’a ait hazinelerin anahtarlarını, ancak güçlü bir topluluğun taşıyabildiği ifade edilmektedir. Heyseme, bu güçlü topluluktan maksadın, altmış katır olduğunu söylemiştir, Katafle, Dehhak ve Abdullah b. Abbas’tan nakledilen bir görüşe göre ise adı geçen güçlü topluluktan maksat, kırk kişidir.
Bazıları bu topluluğun üç ile on, diğerleri ise on ile onbeş kişi arasında değişen topluluklar olduğunu söylemişlerdir. [1][85]
77- Allah’ın sana verdiği nimetlerle âhiret yurdunu da gözet. Dünyadaki nasibini de unutma. Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi sen de başkalarına iyilikte bulun. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.
Karun’un kavmi, sözlerine devamla ona şöyle demişlerdir: “Ey Karun, malının çokluğuna güvenerek kavmine karşı şımarma. Allah’ın sana, dünyada verdiği mallarda âhiretin sevabını kazanmaya bak. Dünyadayken, kendinle beraber nasibini alıp gitmeyi unutma. Sen, dünyada, kendini, Allah’ın azabından kurtaracak şeyleri yap. Allah’ın sana lutufta bulunduğu gibi sen de insanlara iyilikte bulun. Allah’ın sana haram kılmış olduğu şeylerin peşinde koşarak yeryüzünde bozgunculuk çıkarma. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.
Âyet-i kerimede: “Dünyadaki nasibini de unutma.” ifadesi zikredilmektedir. Bundan maksat, dünyada iken âhiretin için çalış, dünyada salih amelleri terkederek ondan payım almayı unutma.” demektir.
Bazı âlimlere göre ise bu ifadenin manası: “Sen, dünyada iken rızkını araştırmayı unutma, orada helal kazanç sağlamaya çalış.” demektir. [2][86]
78- Karun: Bu servet bana, ancak bende bulunan bir ilim sayesinde verilmiştir.” dedi. O, Allah’ın, daha Önce gelmiş geçmiş nesiller içinde kendisinden daha güçlü ve daha fazla mal biriktiren kimseleri helak ettiğini bilmez mi? Suçlulara günahlara sorulmaz.
Karun, kendisine nasihatta bulunan kavmine şöyle demişti: “Bu zenginlik bana ancak bendeki bir ilimden dolayı verilmiştir. Allah, benim ilimce sizden daha üstün olduğumu bilmiş ve bana sizden daha çok mal vermiştir. Allah buna razıdır. Eğer buna razı olmasaydı bu malı bana vermezdi.”
Kendisinde bulunan bir ilim sayesinde çokça mala sahip olduğunu iddia eden Karun bilmiyor muydu ki, Allah, ondan önce, kendisinden daha güçlü ve daha fazla malı ve çevresi olan nice kavimleri, kendisine karşı geldikleri için .helak etmiştir. Eğer Allah, Karun’un iddia ettiği gibi bu çeşit zenginlikten razı olsaydı onları niçin helak etmiş olacaktı?
Âhirette suçlulara, işledikleri günahlar sorulmayacaktır. Zira melekler onların yüzlerinden işledikleri günahları anlayacaklardır. Bu hususta diğer bir âyette de şöyle buyurulmaktadir: “Suçlular simalarından tanınacak, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanacak. [3][87]
79- Karun büyük ihtişam içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: “Ne olurdu Karun’a verilenler gibi bizim de olaydı. Gerçekten o, büyük şans sahibi bir insandır.” dediler.
Karun’un, erguvanı bir elbise giyerek taraftarlarıyla birlikte kavminin karşısına çıktığı ve kavminin içinde bulunan maddecilerin ona karşı bir hayranlık duyarak onun gibi olmayı istedikleri rivayet edilmektedir.
Ancak Allah’a iman edenler, Karun’un bu haline aldanmamış ve şöyle demişlerdir: [4][88]
80- Kendilerine ilim verilenler ise: “Yazıklar olsun size, iman edip salih amel işleyen için, Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.” dediler.
Süddî, âyet-i kerimenin sonunda geçen: “Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.” ifadesini, kendilerine ilim verilenlerin sözlerinden.saymıştır.
Taberi ise bu ifadenin, kendilerine ilim verilenlere ait olmadığına işaretle: “Yazıklar olsun size, iman edip salih amel işleyen için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır.” sözünü ancak sabreden kimseler söyleyebilir.” demiştir.
Ayette zikredilen “sabredenler”den maksat, dünya hayatının cazibesine karşı sabredenler ve Allah katındaki sevabı dünya lezzetlerine tercih edenlerdir. [5][89]