TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KASAS SURESİ 81. VE 88. AYET-İ KERİMELER
81- Sonunda, Karun’u da, evini de yere geçirdik. Allah’a karşı kendisine yardım edecek hiçbir topluluğu olmadı. O, kendisini de savunamadı.
Ayet-i kerimede, Karun’un ve evinin, yerin dibine geçirildiği zikredilmektedir. Karun’un bu şekilde cezalandırılmasının sebebi hakkında Taberi, Abdullah b. Abbas’tan özetle şunları nakletmektedir: “İsrailoğullarına zekat verme emri gelince, Hz. Musa bu emri Karun’a da tebliğ etmiş ve belli bir miktar zekat tayin etmiştir. Karun bu miktarı çok bulmuş ve İsrailoğullannı Hz. Musa’nın aleyhine kışkırtmıştır. Bunun üzerine İsrailoğullan, Karun’un, İleri gelenlerden olması hasebiyle onun yapacağı teklifi kabul edeceklerine dair söz vermişler Karun da onlara, fahişe bir kadına ücret vermek suretiyle o kadının Hz. Musa’ya iftirada bulunmasını sağlamalarını istemiştir.
Sonra Karun Hz. Musa’ya gelerek onun, İsrailoğullan ile bir araya gelip onlara emir ve yasaklan bildirmesini istemiş, Hz. Musa da İsrailoğullanna ilahi emir ve yasakları bildirince onlar Musa’ya: “Sen de bu yasaklan ihlal edersen sana da bu cezalar uygulanacak mı?” diye sonnuşlar Hz. Musa “Evet” deyince, kendisinin bir kadınla zina ettiğini iddia etmişler ve kadını getirip iddialarını doğrulamaya çalışmışlardır. Hz. Musa kadına durumu sorunca kadın: “Karun’un adamları tarafından, kendisine iftira etmek için kiralandığını itiraf etmiştir. Bunun üzerine Hz. Musa secdeye kapanmış Allah da ona: “Yeryüzüne emret dilediğini yapsın.” demiştir. Bunun üzerine Hz. Musa yeryüzüne emretmiş yer de yanlarak Karun’u yutmuştur. [1][90]
82- Daha dün onun yerinde olmayı arzulayanlar: “Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor ve daraltıyor. Eğer Allah bize Iütufta bulunmasaydı bizi de yere geçirirdi. Vay, demek ki kâfirler, asla kurtuluş yolu bulmuyorlar.” demeye başladılar.
Bir gün önce Karun gibi olmayı arzulayanlar onun ve evinin yere battığını görünce kendi kendilerine şöyle demeye başladılar: “Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını bol veriyor, dilediğinin ise daraltıyor. Eğer Allah’ın bizlere lütfü olmasaydı, dünkü tenenimizden dolayı bizi de Karun gibi yere geçirmiş olurdu. Vay, demek ki, kâfirler asla yakalannı kurtaramazıarmış.
Âyet-i kerimede:- “Vay, demek ki” diye tercüme edilen cümle: “Görmez-misin ki?” “Bilmez misin ki?” “Vay, bu nasıl iş imiş,” “Dikkat edin. şekillerinde izah edilmiştir. Taberi, “Görmez misin ki?” şeklini tercih etmiştir. [2][91]
83- İşte âhiret yurdu. Biz onu yeryüzünde böbürlenmek ve bozgunculuk çıkarmak istemeyenlere veririz. Hayırlı akıbet, takva sahiplerinindir.
İşte âhiret yurdu. Biz onun nimetlerini, yeryüzünde hakka karşı böbürlenmek istemeyenlere ve haksız yere insanlara zulmetmeyi dilemeyenlere veririz. Hayırlı akıbet olan cennet ise, Allah’a karşı gelmekten kaçman ve emirlerini yerine getiren takva sahiplerinindir.
Allah teala bu âyet-i kerimede, âhiret yurdundaki nimetlerini, mütevazi olan mümin kullarına vereceğini, böbürlenen ve bozgunculuk çikaranlann ise bunlardan mahrum kalacaklarını beyan etmektedir.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde:
“Tevazuda bulunan hiçbir kimse yoktur ki Allah onu yükseltmiş olmasın.” buyurmaktadır. [3][92]
Peygamber efendimiz diğer bir hadis-i şerifinde de şöyle buyurmaktadır:
“Allah bana, birbirinize karşı mütevazi olmanızı, böylece kimsenin kimseye karşı övünmemesini, kimsenin kimseye haksızlıkta bulunmamasını vahyet[4][93]
84- Kim bir iyilik getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, kötülük yapanlar ancak işlcdiklcriylc cezalandırılırlar.
Ayet-i kerimede, dünyada iken iyilik yapanın âhirette kat kat müafaat alacağı, kötülük yapanın ise sadece yaptığı kötülük kadar ceza göreceği zikrediliyor. Böylece Allah’ın, kullarına karşı büyük lütuf sahibi olduğu beyan ediliyor. [5][94]
85- Ey Muhammcd, sana Kur’an’ın tebliğini farz kılan Allah, seni, dönülecek yere döndürecektir. De ki: “Rabbim, kimin hidayete geldiğini, kimin de apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu çok iyi bilir.”
Ey Muhammed, Kur’anı sana verip onun insanlara tebliğini farz kılan rabbin, seni, döneceğin yere mutlaka döndürecektir.
Âyette ifade edilen Resulullah’ın döndürüleceği yerden maksat, bir görüşe göre cennettir. Bu görüş İbn-i Abbas, Ebu Sa el-Hudrî, Ebu Mâlik, Ebu Salih, İkrime ve Mücahid’den nakledilmiştir.
Diğer bir görüşe göre ise, Resulullah’ın döndürüleceği yerden maksat, kıyamet günü ve âhirettir. Bu görüş, Hasan-ı Basrî, Zührî, Atâ, İkrime, Mücahid ve Ebu Kazae’den nakledilmiştir.
Başka bir görüşe göre ise, Resulullah’m döndürüleceği vaAdedilen şeyden maksat ölümdür. Bu görüş de yine Abdullah b. Abbas ve Said b. Cü-beyr’den nakledilmiştir.
Bir başka görüşe göre ise, Resuluilah’ın döndürüleceği yerden maksat, doğum yeri olan Mekke’dir. Bu görüşe göre, Mekke’nin fethedileceği bu âyetle vaadedilmiştir. Buharî bu görüşü tercih ederken Taberi son iki görüşten birinin tercihe şayan olduğunu söylemiştir. [6][95]
86- Ey Muhammcd, sen, bu kitabın sana indirileceğini hiç sanmıyordun. Fakat rabbinden bir rahmet olarak indi. O halde kâfirlere arka olma.
Ey Muhammed, sen bu Kur’an’m sana ineceğinden ve sana geçmiş ve geleceklerin haberini bildireceğinden ümitli değildin. Fakat rabbin, sana bir rahmet olsun diye Kur’an’ı indirdi. O halde rabbinin sana vermiş olduğu bu nimete karşılık ona şükret ve kafirlere yardımcı olma. [7][96]
87- Ey Muhammcd, Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın kâfirler seni onlardan alıkoymasınlar. Sen, rabbine davet et. Sakın müşriklerden olma.
Ey Muhammed, Allah’ın âyetleri ve delilleri sana indirildikten sonra , müşriklerin, “Muhammed’e de Musa’ya virelenler verilseydi ya.” şeklindeki sözleri seni Allah’ın âyetlerindenden alıkoymasın. Sen, insanları rabbine davet et ve rabbinin, tebiiğ etmeni emrettiği şeyleri onlara tebliğ et. Rabbine daveti ve tebliği terkederek müşrikler gibi Allah’ın emrine karşı gelenlerden olma. [8][97]
88- Allah ile beraber başka birini ilah edinme. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Hüküm sadece onundur. Ona döndürüleceksiniz.
Ey Muhammed, Allah’tan başka hiçbir ilah edinme. Zira ondan başka hakkıyla kendisine ibadet edilecek hiçbir ilah yoktur. Allah’ın zatı dışında her-şey helak olacaktır. Yarattıkları arasında hüküm verme sadece ona aittir. Öldükten sonra dirilince onun huzuruna döndürüleceksiniz ve amellerinize göre hesap vereceksiniz. [9][98]