TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ANKEBUT SURESİ 1. VE 5. AYET-İ KERİMELER
Ankebut suresi altmış dokuz âyettir. 1-11. âyetleri Medine’de diğerleri Mekke’de nazil olmuştur.
Bu Sure-i Celile, insanların sadece “İnandım” demekle kurtulamayacaklarını, bunun dışında yaptıklarından veya yapmadıklarından hesaba çekileceklerini beyan ederek başlıyor.
Âyet-i kerimelerde, Allah tealamn daha önce gelip geçmiş bütün insanları imtihana tabi tuttuğu, kimin sözünde durduğunu kimin de durmadığını bildiği, sonunda hesabın görüleceği zamanın da mutlaka geleceği beyan ediliyor.
Cihad eden kimsenin ancak kendisi için cihad ettiği, Allah’ın ise hiçbir kimsenin cihadına veya herhangi bir şeyine ihtiyacı olmadığı açıklanıyor.
İnsanın, anne ve babasına iyi davranmasının emredildiği, ancak Allah’a isyanın bahis konusu olduğu yerde onlara itaat etmenin caiz olmadığı beyan ediliyor.
Sure-i Celilede bundan sonra Nuh (a.s.)m kıssası beyan ediliyor. Nuh (a.s.)» kavmi arasında dokuzyüz elli sene yaşıyor, fakat sonunda kavminin kendisini dinlememesi sebebiyle Allah’ın bir cezası olarak Tufan olayı meydana geliyor, tufanda bütün kâfirler yok olup gidiyor ancak Nuh (a.s.) ve ona inananlar kurtuluyor.
Daha sonra İbrahim (a.s.)ın kıssası anlatılıyor. İbrahim (a.s.) kavmini, Allah’a ibadet etmeye davet ediyor. Putlara tapmayı bırakmalarını, kendilerini ancak Allah’ın nzıklandırdığını söyleyerek kavmine nasihat ediyor.
Bundan sonra Allah teala, peygamberimize hitaben, insanlara, yeryüzünde gezip dolaşmalarını ve Allah’ın, herşeyi nasıl var ettiğine bakarak inançlarım sağlamlaştırmalarını söylemesini emrediyor.
Bundan sonra yine Hz. İbrahim’in kıssasına devamla, cereyan eden olaylar beyan ediliyor. Hz. İbrahim kavmini Tevhid inancına davet edince kavmi onu ateşin içine atıyor. Fakat Allah teala onu ateşten koruyor. Bu ara, Hz. İbrahim’in tebliğini Lut kabul ediyor ve ona iman ediyor. Sonra Hz. İbrahim oradan ayrılarak Allah tealanın emrettiği başka bir yere hicret ediyor.
Sure-i Celilede bundan sonra Hz. İbrahim’e, Hz. İshak’ın ve Hz. Ya-kub’un evlat ve nesil olarak verildiği beyan ediliyor.
Bundan sonra Hz. Lut’un kıssası beyan ediliyor. Hz. Lut, kavminin, erkek erkeğe cinsî münasebette bulunma ahlaksızlığım ayıplayarak bu çirkin işten vazgeçmelerini söylüyor. Fakat kavmi onu istihza ile karşılıyor ve nasihatlanm tutmuyor. Hz. Lut da bu zalim kavme karşı rabbinden yardım istiyor.
Bunun üzerine, Allah’ın azabını tatbik edecek olan melekler Hz. İbrahim’e geliyor ve o ahlaksız kavmi yok edeceklerini söylüyorlar. Hz. İbrahim ise o kavmin içinde Lut’un da bulunduğunu söylüyor. Melekler de, karısı hariç, Lut’u kurtaracaklarını söylüyorlar. Lut (a.s.) kurtuluyor ve o ahlaksız kavim Allah’ın azabıyla yok olup gidiyor.
Sure-i Celilede bundan sonra, Medyen halkına Peygamber olarak gönderilen Şuayb (a.s.)m kıssası beyan ediliyor. Şuayb (a.s.) kavmine, Allah’a ibadet etmelerim, yeryüzünde bozgunculuk ve karışıklık çıkarmamalarını tebliğ ediyor. Fakat onlar, Şuayb (a.s.)ı dinlemiyorlar ve böylece şiddetli bir deprem sonunda evlerinin içinde dizüstü çöküp kalmak suretiyle helak olup gidiyorlar.
Bundan sonra Âd ve Semud kavimlerinin de, kendilerine tebliğ edilen ilahi emirlere uymamaları sebebiyle yok olup gittikleri beyan ediliyor.
Hz. Musa’nın getirdiği mucizelere inanmayan Karun’un, Firavun’un ve Hâmân’ın da yeryüzünde büyüklük taslamaları sebebiyle yok olup gittikleri beyan ediliyor ve bunlara benzer isyankâr kavimlerin çeşitli şekillerde cezalandırıldıkları haber veriliyor.
Allah’ı bırakıp da başkalarını dost edinenlerin hali, kendisine yuva yapan örünceğin haline benzetiliyor. Evlerin en zayıfı ve dayanıksızı nasıl örümcek ağı ise, Allah’tan başkasını dost edinenleri dayandıktan şeyler de o derece zayıf ve güçsüzdürler. ANKEBUTu, yani Örümceğin evini hafif bir rüzgarın bile dağıtması gibi onların da dayanaktan dağılmaya ve yok olmaya mahkumdur. Sure-i Celile “ANKEBUT” adını da buradan almaktadır.
Bundan sonra gelen âyet-i kerimelerde, Peygamberimize ve tabii bütün müminlere, namazı dosdoğru kılmaları, Yahudi vallıristiyanlarla güzel bir şekilde mücadele etmeleri emrediliyor.
Sure-i Celilede bundan sonra, herşeyin yaratıcısının ve her canlının rızkını verenin Allah olduğu beyan edilip birçok ilahi emir ve hikmetlere temas edildikten sonra, Allah yolunda cihad edenlere mutlaka zafer yollarının gösterileceği ve Allah’ın, cihadda ve iyilikte bulunanlarla beraber olduğu beyan edilerek Sure-i Celile sona eriyor.[1][1]
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
1- Elif, Lâm, Mim.
Mukatta’a harfleri hakkında Bakara Suresinin birinci âyetinde izahat verilmiştir. [2][2]
2- İnsanlar, sadece “İman ettik” demekle bırakılıp imtihan edilmeyeceklerini mi sanıyorlar?
Ey Muhammed, sahabilerinden, müşriklerin eziyetleri karşısında çekip gidenler, sadece “İman ettik.” demekle bırakılıp da imtihana tabi tutulmayacaklarını mı sanıyorlar? Öyle sanmasınlar. Biz onların s amim talanlarını, samimi olmayanl an ndan ayırmak için imtihan edeceğiz. [3][3]
3- Doğrusu biz, onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah, elbette sözünde sadık olanları da bilir, yalancıları da bilir.
Biz, senin ashabından önce gelen İsa ve Musa’nın ümmetleri gibi ümmetleri de çeşitli şekillerde itihan ettik. Allah onlardan “İman ettik.” sözlerinde samimi olanları da ortaya çıkardı yalancı olanları da. Zira, Allah onların bu hallerini biliyordu.
Abduliah b. Uyebd b. Umeyr, bu âyet-i edilenin, Allah yolunda işkence gören Ammar b. Yâsir hakkında nazil olduğunu söylemiştir.
Şa’bî ise bu âyetin, Mekke’de müslüman olup da Medine’ye hicret etmeye kalktığında müşrikler tarafından engellenen ve bu sebeple Mekke’de kalmaya mecbur olan müslümanlar hakkında nâzü olduğunu söylemiştir. Bu âyet nazil olunca mucburi olarak Mekke’de kalan müslümanlar bu âyetten haberdar edilmişler onlar da bütün engellere rağmen hicret etmişler, bu arada bazı müslümanlar da müşrikler tarafından şehit edilmişlerdir. [4][4]
4- Yoksa kötülüklerde bulunanlar, bizden kaçıp kutulacaklarını mı sanıyorlar? Ne de kötü hüküm veriyorlar!
Yoksa Allah ile birlikte başka yaratıklara taparak Allah’a ortak koşan ve böylece kötü ameller işleyen müşrikler bizi âciz bırakıp, elimizden kaçıp kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Bize ortak koşmalan karşılığında kendilerini cezalandırmayacağımızı da zannederler? Onların, bu tahminler doğrultusunda hüküm vermeleri ne kötüdür! [5][5]
5- Kim, Allah’a kavuşmayı arzuluyorsa, muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği vakit mutlaka gelecektir. O, herşeyi çok iyi işitendir, çok iyi bilendir.
Kim, âhirette Allah’a kavuşmayı ve onun mükafaatma ermeyi ümid ederek iyi ameller işleyecek olursa, bilsin ki, Allah’ın, yaratıkları için tayin ettiği vade gelmektedir. O gün Allah, herkese yaptığının karşılığını verecektir. Zira o herşeyi işiten ve herşeyi bilendir. [6][6]