sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NAHL SURESİ 10. VE 16. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NAHL SURESİ 10. VE 16. AYET-İ KERİMELER
Mayıs 31, 2026 09:57
3
A+
A-

Allah’ın Ulûhiyyetini Ve Birliğini İspat Eden Diğer Deliller

 

10- Size gökyüzünden su indiren O’dur. Siz o sudan içersiniz. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.

 11- Allah bu su ile ekini, zeytini, hurma- y1′ üzümleri ve bütün meyveleri yetişti- rir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir top- luluk için büyük bir ibret vardır.

 12~Mlaıh S606^1» gündüzü, güneşi ve ayı  hizmetinize hazır kılmıştır. Yıldızlar da  Allah’ın emrine boyun eğmişlerdir.  Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir  topluluk için nice ibretler vardır.

 13- Yeryüzünde sizin için yarattığı çeşit  çeşit varlıklar da Allah’ın emrine bo- yun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda dü- sünen bir topluluk için büyük bir ibret  vardır.

 14- İçindeki taze etlerden yemeniz, ta- kındığınız sus eşyasını çıkarmanız için denizi emrinize veren Allah’tır. Sen ge- milerin denizi nasıl yararak seyrettiği- n^ görürsün. Lütfundan nzık aramanız  ve şükretmeniz için (Allah böyle yap-

 15- Allah yeryüzü sizi sarsmasın diye  oraya sabit dağlar yerleştirdi. Orada ır- nıaklar ve istediğiniz yere şaşırmadan  gidebilmeniz için yollar yarattı.

16- Allah yeryüzünde insanlara doğru yolu gösteren işaretler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah’ın yarattığı yıldızlar­la yollarını bulurlar.

 

Açıklaması

 

Ayetler, Allah’ın zatını ispat eden kâinatın hareketliliği, bitkiler âlemi, de­nizler ve dağlar gibi diğer delillere de işaret ederek devam ediyor.

Ayetlar önce gökyüzünden yağmurun inmesine sebep olan bitkiler âlemi ile başladı. Cenab-ı Hak şöyle buyurdu:

Gökleri, yeri, insanı ve hayvanları yaratan gökyüzünden su indirmek su­retiyle insanın hayat şartlarını hazırlayan Allah’tır. Gökten inen bu suyu içme­ye hazır tatlı ve hoş bir su olarak indirmiş, tuzlu ve acı bir su kılmamıştır. Ce­nab-ı Hak bu su ile hayvanlarınızı otlattığınız bitkileri çıkarttı. Bu su ile ekin­ler, zeytin, hurma ve üzümler; çeşitli sınıf, renk, tat, koku ve şekillerde hayatı­nızı devam ettirebileceğiniz nzık olarak her çeşit meyveler çıkarttı.

Suyun indirilmesi ve bitkilerin yeşertilmesi gibi bütün bu belirtilen hususlar bu delilleri düşünüp ibret alan bir topluluk için Allah’tan başka ilâh olma­dığına delil ve hüccettir. Çünkü tek olan ve yaratan, ta’zim ve ibadete lâyık olan, Allah’tan başka emsalsiz bir şekilde yaratan, yoktan vareden hiçbir var­lık yoktur.

Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “O şeyler mi daha hayırlıdır, yoksa gökleri ve yeri yaratan ve sizin için gökten su indiren mi? Ki Biz o su ile bir tek ağacını bile bitiremiyeceğiniz nice güzel bahçeler yetiştirdik. Allah ile beraber başka ilâh var mı? Hayır, fakat onlar Haktan uzaklaşan bir topluluktur.” (Nemi, 27/60).

Bundan sonra Cenab-ı Hak üzerimizdeki nimetleri beyan ederek ilâhî kudretin kâinattaki büyük delillerine işaret etti:

“Allah geceyi, gündüzü … hizmetinize hazır kılmıştır.” Yani Allah gece ve gündüzün birbirini takip etmesini uyku, istirahat, çalışma menfaat elde etme ve günlük ihtiyaçları karşılama gibi size yararlı hususlar için kararlaştırdı. Güneş ve ayın dönmesini de ışık vormek için; insan hayvan ve bitkilerin sıcak­lık ve ışıktan yararlanmaları, ayların ve yılların sayısını bilmek için, gökyüzü­nün her tarafındaki sabit ve gezegen yıldızlarla gökyüzünün süslenmesi için, karanlıklarda kendisiyle yol bulabilmek için nur ve ışık olsun diye takdir ettik. Bütün yıldızlar ince bir sistem ve önceden takdir edilen bir hareketle kendi yö­rüngesinde dönerler. Bu hiçbir fazlalık veya noksanlık olmaz. Bütün bu sistem Allah’ın hâkimiyet ve nüfuzu altındadır. Yine bir ayet-i kerimede şöyle buyu-rulmaktadır:

“Şüphesiz ki Rabbiniz Allah gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a hükmedendir. O, gece ile durmadan geceyi takip eden gündüzü bürür. Güneş, ay ve yıldızları emrine amade olarak yaratmıştır. İyi bilin ki yaratmak ve emret­mek O’na mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah yüceler yücesidir.” (A’raf, 7/54).

Bütün bu zikredilen hususlarda, Allah’ın kelâmında aklını kullanan ve hüccetlerini anlayan bir topluluk için Allah Tealâ’nın açık kudretine ve yüce hâkimiyetine deliller vardır.

Önceki ayetin “düşünen bir topluluk için…” ifadesiyle sona ermesi, bu ayetin de “aklını kullanan bir topluluk için…” ifadesiyle sona ermesinin sebebi şudur: Allah’ın kudretine ve birliğine delâlet eden yüksek semavî deliller gayet açık olup ince ince düşünmeye gerek kalmadan sadece mücerret akılla anlaşıl­maktadır.

Bitki, hurma ve yeryüzündeki benzeri delillerin Allah’ın varlığını ispat et­me noktasında delil olmaları tefekkür, ince ve derin düşünmeyi gerektirir.

Cenab-ı Hak kudretinin gökyüzündeki alâmetlerine işaret ettikten sonra yeryüzünde yarattığı hayret verici varlıklara da tenbihte bulundu. Sizin için yeryüzünde yarattığı renkleri, şekilleri, yararları özellikleri farklı bitkiler, ma­denler, cansız varlıklar, hayvanlar Allah’ın emrine boyup, eğmişlerdir.

“Şüphesiz ki bütün bu hususlarda Allah’ın lütuflarını ve nimetlerini düşü­nüp ibret alan ve bu nimetlere karşı şükreden bir topluluk için Allah’ın kudre­tine deliller vardır.”

Birinci ayetin tefekkür, ikinci ayetin aklını kullanmakla bitmesinden son­ra gelen bu üçüncü ayet de ibret almakla sona erdi. Bununla yeryüzündeki var­lıklara tesir eden gücün her işinde hikmet sahibi, tam manasıyla bağımsız bir şekilde hareket eden Cenab-ı Hak olduğuna işaret edilmiştir.

Allahu Tealâ varlığının ispatı için önce gökyüzündeki yıldızları, ikinci ola­rak bizzat insanın vücudu ve nefsini, üçüncü olarakta hayvanların yaratılışın-daki hayret verici hususları, dördüncü olarak bitkilerin tabiatlarındaki hayret verici hususları, beşinci olarak dört unsurun (Su, Ateş, Hava, Toprak) durum-lanndaki hayret verici hususları delil olarak zikretti.

Önce “su” unsurundan başlayarak şöyle buyurdu: Denizi insanların emri­ne vermek ve gemiye binmeyi kolaylaştırmak, ihramlı veya ihramsız olarak di­ri veya ölü balık yemenin mubah oluşu, denizden inciler ve değerli mücevherler çıkartılması, kullarının takınacakları ziynet eşyalarının kolaylıkla çıkartılması ve diğer nimetlerle Allahu Tealâ kullarına minnet ve ihsanda bulunmaktadır.

Ayrıca denizin derinliklerinde yetiden “mercan” dan istifade edilmesi: “Bu iki denizden inci ve mercan çıkar” (Rahman, 55/22).

Denizi yarıp bir ülkeden diğer bir ülkeye seyreden gemileri taşımak için denizin emrinize âmâde kılınması, deniz ticareti yoluyla Allah’ın lütuf ve rızkı­nı talep etmeniz, Allah’ın sizin için denizlerde gizlediği nimetlerine ve üzerleri-nizdeki ihsanına şükretmeniz içindir.

Denizden çıkan etin (balık etinin) tazelikle tavsif edilmesi Allah’ın tuzlu­dan tatlı (tuzlu sudan tatlı et) çıkarmadaki kudretini beyan etmektedir. Bu ay­rıca onun etinin süratle yenilmesine delâlet eder. Çünkü kısa zamanda bozul­maya mahkûmdur.

Bundan sonra Cenab-ı Hak yeryüzünde yarattığı bazı nimetleri anlattı. Bu nimetler üç tanedir:

Birincisi: Dünyanın dönmesi esnasında üzerindeki canlı varlıkları sarsma­ması ve savurup atmaması için, yeryüzünün sabit dağlarla iyice takviye edil­mesi. Nitekim Cenab-ı Hak: ‘Yeryüzüne dağlar yerleştirdi” (Nâziat, 79/32).

İkincisi: Yeryüzünde nehirlerin akıtılması. Bu nehirlerle canlar, hayvanlar ve bitkiler hayat bulmaktadır. Nehirleri dağlardan sonra zikretmiştir. Çünkü nehirlerin çoğunun kaynaklan dağlardan fışkırır. Bu nehirler yeryüzünde çok­tur. Kısa, derin ve uzun nehirler vardır. Sağa veya sola; kuzeye veya güneye, doğuya veya batıya yönelirler. Bazen vadiler bu nehirlere yataklık ederler.

Üçüncüsü: Bir yerden diğer yere, bir kasabadan diğer bir kasabaya, hatta dağdan ovaya geçişi, intikali ve ulaşımı temin eden yollar, geçitler meydana ge­tirilmiş olması. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Yeryüzü, üstünde-kilerle çalkalanmasın diye biz orada sabit dağlar yarattık. Dağlar arasında yol bulsunlar diye geniş boşluklar (geçitler) varettik.” (Enbiya, 21/31).

“Umulur ki doğru yolu bulursunuz” Yani bu yollarla istediğiniz, arzu etti­ğiniz yerlere şaşırmadan ulaşırsınız.

Allah yeryüzünde insanı gideceği yere kolaylıkla ulaştıran belirli alâmetler, işaretler yarattı. Alâmetler yollardaki işaretlerdir. Bunlar doğru yolu bul­maya yarayan karada ve denizde yolculuk yapanların delil (kılavuz) olarak kullandıkları dağlar, rüzgârlar ve benzeri tabiî işaretlerdir. Ticaret malı elde etmek gibi maksatlarla Kureyş’liler gibi çok yolculuk yapanlar yıldızlarla yol bulmak faydalarını tam ve kâmil manada biliyorlardı.

‘Yıldızlarla (yönlerini ve) yollarını bulurlar.” Yani insanlar gecenin karan­lığında yıldızlarla yollarım bulurlar. Bu ayet ilm-i nücum (Astroloji) yahut ilm-i felek (Astronomi) ilimlerine işaret etmektedir. [1][3]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.