sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA LOKMAN SURESİ 31. VE 34. AYET-İ KERİMELER

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA LOKMAN SURESİ 31. VE 34. AYET-İ KERİMELER
Haziran 6, 2026 09:56
3
A+
A-

31-  Allahın size bir kısım delillerini göstermesi İçin, denizde gemile­rin onun rahmctiylc seyrettiğini görmez

misin? Şüphesiz bunlarda sabre­denler v cşükredenler için nice ibretler vardır. [1][33]

 

32-  Onları, dağlar gibi dalgalar kapladığı vakit, dini sadece Allaha tahsis ederek ona yalvarmaya başlarlar. Daha sonra Allah, kendilerini kur­tarıp karaya çıkardığı zaman da içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim âyetlerimizi ancak sözünden dönen ve nankör olanlar inkar ederler.

Ey Muhammed, rabbinin, sizlere deli! ve ibretlerini göstermesi için tara­fından bir lütuf olarak denizde gemilerin nasıl seyredip gittiğini görmez misin? Şüphesiz ki bunda, her sabreden ve şükreden için nice ibretler vardır. Zira ancak sabredenler ve şükredenler bunları hakkıyla düşünürler. Allahi bırakıp putlara tapanlar, denizde yolculuk yaparlarken dağlar gibi dalgalara yakalanınca artık Allahın dışında taptıklarını unutup samimiyetle Allaha yalvarırlar. Sadece Alla-hm gönderdiği dini kabul ederler. Allah onları boğulmaktan kurtarıp karaya ulaştırınca içlerinden bazıları orta yolu tutarlar. Bizim âyetlerimizi ancak sözle­rinden dönen hainler ve çok nankör olanlar inkar ederler.

Âyet-i kerimede zikredilen “Orta yolu tutan” dan maksat, Mücahide gö­re “kâfir olan”dır. Zira kâfir olanlar itikadi hususlarda dilleriyle fazla konuş­mazlar fakat inkarlarını içlerinde gizlerler.

ibn-i Zeyd’e göre ise burada “Orta yolu tutan” dan maksat, “Orta derece-; de amel yapan” demektir. Yani gördüğü felaketlerden ibret alıp iman etmiş ve normal olarak rabbine ibadet etmeye başlamış olan kimsedir. İbn-i Kesir bu gö­rüşü tercih etmiştir. Taberi ise birinci görüşü tercih eder görünmektedir. [2][34]

 

33- Ey insanlar rabbinizden korkun. Ne babanın evladına ne de evla­dın babasına hiçbir yardımda bulunamayacağı günden sakının. Şüphesiz ki Allahın vaadi haktır. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Hiçbir aldatan, Allahın affına güvendirerek sakın sizi aldatmasın.

Ey insanlar! Rabbinizin gazabından korkun. Babanın evlada evladın da babaya herhangi bir faydasının dokunamayacağı kıyamet gününde Allahın ga­zabına uğramaktan kaçının. Zira o gün emir Allahmdır. Onun izni olmadan hiç­bir kimse başkasına şefaatçi olamayacaktır. Kıyametin gelmesi kesindir. Zira o, Allahın vaadidir. Allah, vaadinden asla dönmez. Sakın dünya hayatının süsü ve lezzeti sizi aldatıp da sizi kendisine celbetmesin, kıyamet günü için hazırlık yapmayı terkettirmesin. Herhangi bir aldatan, sizi, Allah hakkında aldatarak savsaklamasın. Allahın sizi affedeceğine ümitlendirerek sizi günah işlemeye de­vam ettirmesin.

Abdullah b. Abbas, Mücahid, Dehhak ve Katade’ye göre burada”alda-tan”dan maksat, şeytandır. Ancak Kur’an-ı Kerim’in ifadesi geneldir bu sebeple burada insanı her aldatan bu ifadenin içine girmektedir. Bu aldatan şeytan da olabilir, nefis de, insan da, eşya da. [3][35]

 

34- Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi ancak Allah katın da­dı r. Yağmuru o indiri. Rahimlerde olanı o bilir. Hiç kimse yarın ne kaza­nacağını bilmez. Hiçbir kimse nerede öleceğini de bilmez. Şüphesiz Allah, herşeyi çok iyi bilendir, herşeyden haberdardır.

Şüphesiz ki kıyametin ne zaman kopacağının bilgisi Allahın nezdindedir. Allahtan başka hiçbir kimse onun ne zaman kopacağını bilmez. Yağmuru gök­ten Allah indirir. Ondan başka hiçbir kimsenin onu yağdırmaya gücü yetmez. Dişi varlıkların rahimlerinde olan şeylerin mahiyetini ve geleceğini ancak o bi­lir. Hiçbir kimse yann ne yapacağını ve ne kazanacağını bilemez. Allah ise herşeyi bilir ve herşeyden haberdardır.

Âyet-i kerimede beş hususun, insanlar tarafından kesin o!arak bilinmesi­nin mümkün olmadığı zekrediliyor ve bunları ancak Allah tealanın bileceği be­yan ediliyor.

Bu hususların, insanlar tarafından bilinemeyeceği meşhur Cibril hadisin­de zikredilmiştir:

Ebu Hüreyre(r.a. ) diyor ki:

“Bir gün Resulullah, insanların kendisini gördükleri bîr yerde (Bir toplu­luk yanında) bulunuyordu. Ona yürüyerek bir adam geldi ve şöyle dedi:

-(Ey Allanın Resulü) İman nedir?

-İman, Allaha, meleklerine, Allanın huzuruna çıkacağına ve peygamber­lerine inanmam ve âhirette dirileceğine iman etmendir.

-(Ey Allanın Resulü) İslam nedir?

-İslam, Allaha kulluk etmen, hiçbirşeyi ona ortak koşmaman, namazı kıl­man, farz olan zekâtı vermen ve Ramazan orucunu tutmandir.

-(Ey Allanın Resulü) İhsan nedir?

-İhsan,, senin, Allahı görüyormuşçasına ona kulluk etmendir. Sen onu görmesen de o seni görmektedir.

-(Ey Allanın Resulü) Kıyamet ne zaman kopacaktır?

-O hususta kendisine soru sorulan kimse soruyu sorandan daha fazla bil­giye sahip değildir. Fakat ben sana onun alametlerini anlatayım!

Cariyenin efendisini doğurması, deve çobanlarının bina yükseltmede ya-nşmalan kıyametin alametlerindendir. Kıyametin ne zaman kopacağı, ancak Al­lanın bilmiş olduğu şu beş şeyden biridir: Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi ancak Allah kalındadır. Yağmuru o indirir. Rahimlerde olanı o bilir, âyetini okudu. Sonra o adam ayrılıp gitti. Resulullah: “Onu bana getirin.” bu­yurdu. İnsanlar onu Resulullaha getirmeye çalıştılar fakat kimseyi göremediler. Bunun üzerine Resulullah: “İşte o Cebraildir. İnsanlara dinlerini öğretmek için gelmişti.” dedi. [4][36]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.