TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA SECDE SURESİ 1. VE 5. AYET-İ KERİMELER
SECDE SURESİ
Secde Suresi, otuz âyettir. 16-20 âyetleri Medine’de diğerleri Mekke’de nazil olmuştur.
Bu Sure-i Cehle, Kur’an-ı Kerimin, âlemlerin rabbi olan Allah tarafından indirildiğini, onu, Hz. Muhammed (s.a.v.)in uydurmadığını, o kitabın, daha önce de kendilerine peygamberler gönderilerek uyarılmış olan insanları uyarması için peygamberimize gönderildiğini beyan ederek başlıyor.
Gökleri ve yeri ve aralarındaki Seri, AHahın, altı günde yarattığı ve sonra arşı hakimiyeti altına aldığı, ondan başka hiçbir şefaatçinin bulunmadığı ve bütün bunları düşünmek gerektiği beyan ediliyor.
AHahın, gökten yere inen emirlerle bütün işleri idare ettiği, onun, görüneni de görünmeyeni de bildiği, herşeyi en güzel şekilde yaratanın o olduğu, bütün bunlara rağmen insanların çok az düşündükleri ifade ediliyor.
İnsanların canlarını ölüm meleğinin alacağı, suçluların âhirette AHahın huzurunda başlarını eğerek, salih ameller işlemek için tekrar dünyaya gönderilmelerini isteyecekleri ifade ediliyor.
AHahın âyetlerine ancak, kendilerine o âyetler hatırlatıldığı zaman secdeye kapananların, büyüklük taslamadan rablerirıi hamd ile teşbih edenlerin, çok ibadet etmekten vücutları yataktan uzak kalanların, rablerine korku ve ümit ile dua edenlerin ve kendilerine verilen nzıklardan Allah yolunda infak edenlerin iman edecekleri beyan ediliyor.
İman eden kimse ile fasık bir kimsenin bir olmayacağı, iman edip salih amel işleyenlerin, yaptıklarına karşılık kendilerine Me’va cennetlerinin verileceği, yoldan çıkanların barınaklarının ise ateş olduğu haber veriliyor.
Peygamberimize hitaben, Hz. Mu sa’ya Tevratın verildiği ve onun, İsrai-loğullanna bir hidayet rehberi kılındığı haber veriliyor. Ve İsrailoğullanndan sabredenlerin ve âyetlere kesinlikle iman edenlerin, iman ettikleri müddetçe, Allahın, onları doğru yola sevkettiği beyan ediliyor.
Sure-i Celilenin sonunda, Peygamber efendimize, fetih gününde, kâfirlere, iman etmelerinin hiçbir fayda vermeyeceği, onlara hiç mühlet de verilmeyeceği, peygamber efendimizin de iman etmeyenlerden yüzçevirip sonucu beklemesi emrediliyor. Ve sure bu âyetlerle son buluyor.
Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah (s.a.v.)ın, Cuma günü sabah namazlarında Secde suresini ve insan (Dehr) suresini okuduğunu rivayet etmiştir.[1][1]
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla.
1- Elif, Lâm, Mim.
Mukatta’a harfleri hakkında, Bakara Suresinin başında izahat verilmiştir.[2][2]
2- Kendisinde şüphe olmayan bu kitabın indirilişi, âlemlerin rabbi olan Allah tarafındandır.
Bu âyet-i kerimeye iki şekilde mana verilmiştir: Birinci şekli mealde verildiği gibidir. İkinci şekli ise şöyledir: “Muhammede indirilen bu kitabın, âlemlerin rabbi olan Allah tarafından indirildiğinde asla şüphe yoktur. Yani Kur’an-i Kerim, kesin olarak Allah tarafından indirilmiştir. O ne bir şairin şiiri, ne bir kâhinin kafiyeli konuşması ne de Muammed’in uydurmasıdır. [3][3]
3-Yoksa: “Onu Muhammcd uydurdu mu?” diyorlar. Hayır o, senden önce kendilerine peygamber gönderilmiş bir milleti uyarman için, sana rabbin tarafından indirilmiş bir gerçektir. Belki doğru yolu bulup hidayete ererler.
Yoksa, AUaha ortak koşan müşrikler: “Muhammed bunu kendi tarafından uydurup Alİaha isnad ediyor mu? diyorlar. Hayır, bu onların iddia ettikleri gibi değüdir. Bilakis Kur’an, rabbin tarafından sana gönderilmiş bir kitaptır. Böylece sen bu kitapla, senden Önce kendilerine uyarıcı bir peygamber gelmiş olan Ku-reyşliler ve benzerlerini uyarmış olasın. Belki onlar hidayete kavuşmuş ve bu kitaba iman etmiş olurlar. [4][4]
4- Gökleri, yeri ve aralarında bulunanları altı günde yaratan ve sonra arşı hakimiyeti altına alan Allahtır. Allahtan başka ne bir dostunuz ne de bir şefaatçiniz vardır. Hiç düşünmez misiniz?
Kendisine gerçekten kulluk edilecek olan ilah, gökleri ve yeri ve o ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra bütün mahlukatı kuşatan, Arşa hükmeden, Allahtır. Sizin, bunları yapan Allahtan başka ne bir ilahınız, ne bir dostunuz ne de bir şefaatçiniz vardır. O, size bir zarar vermek istediğinde kimse size arka çıkamaz. Sizi cezalandırmak istediğinde kimse sizin için aracı olamaz. O halde ona itaat ederek onu dost edinin. İşlerinizde ondan yardım dileyin. Zira hiçbir güç ona galip gelemez. Hiç, bunları düşünüp ibret almaz mısınız? Başka şeylere tapmayı bırakıp niçin yalnızca Allaha kulluk etmezsiniz? [5][5]
5- Gökten yeryüzüne, bütün işleri idare edip yürüten O’dur. Sonra o işlerin neticesi, sizin saydığınız yılınızla bin yıl eden bir günde ona yükselip arzedilir.
Müfessirler bu âyet-i kerimeyi çeşitli şekillerde izah etmişlerdir.
Mücahid, Katade, Dehhak ve İkrime’den nakledilen bir rivayette âyet şöyle izah edilmiştir; “Allanın emri gökten yere iner ve yerden de göğe çıkar. Bu, birgün içinde gerçekleşir. Bu bir günde, dünya günlerine göre bin yıllık bir mesafe alınır. Zira gökle yeryüzünün arasındaki mesafe beşyüz yıldır. Böylece Allanın emrinin, yeryüzüne gelip tekrar geri dönmesi, bin yıllık zamana eşittir. İşte dünya gününe göre bin yıl olan bu mesafe, tek bir günde alınır. Taberi bu izah tarzını tercih etmiştir.
Abdullah b. Abbas ve İkrime’den nakledilen diğer bir görüşe göre ise âyet şöyle izah edilmiştir: Allah, gökten emirlerini, melekleri vasıtasıyla yeryüzüne gönderir. Sonra melekler bir günde Allanın huzuruna dönerler. Bunların bu bir günde aldıkları mesafe, dünya günlerinin bin yılına eşittir. Zira yerle gök arasındaki mesafe bin yıllık bir mesafedir.
Mücahid’den nakledilen diğer bir görüşe göre ise âyetin manası şöyledir: Allah, göklerle yer arasında bulunan şeylerin bin yıllık işini, meleklerine bir günde emreder. Bin yıldan sonra tekrar bin yıllık işi bir günde emreder ve böylece devam eder. Nitekim başka bir âyeti kerimede şöyle buyuruluyor: “Onlar senden azabın hemen indirilmesini isterler. Allah, vaadinden asla caymaz. Şüphesiz rabbinin nezdindeki bir gün, sizin hesabınızdaki bin yıl gibidir. [6][6]
Abdullah b. Abbas’tan nakledilen diğer bir görüşe göre ise âyetin manası şöyledir: “Allah, göklerle yer arasındaki işleri sevk ve idare eder. Sonra işler, Allahın göklerle yeri yarattığı altı günün bir günü kadar olan bir günde Ailaha döner. Göklerle yerin yaratıldığı altı günden her birinin miktarı, dünya gününün bin yılına eşittir. [7][7]