TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA AHZAB SURESİ 11. VE 15. AYET-İ KERİMELER
11- İşte orada müminler imtihan edilmişler ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.
Allah teala bu âyet-i kerimede, çeşitli gruplardan meydana gelen düşman ordularının, Medine’nin çevresini kuşattıkları zaman müminlerin nasıl imtihan edildiklerini, sıkıntının şiddetinden dolayı büyük bir sarsıntı geçirdiklerini, böylece müminlerin münafıklardan ayrıldıklarını beyan ediyor ve münafıkların
şöyle dediklerini bildiriyor. [1][16]
12- O vakit münafıklar ve kalblcrinde hastalık bulunanlar: “Allah ve Peygamberi bize ancak aldatıcı bir vaadde bulundu.” diyorlardı.
Münafıklardan olan Mut’ab b. Keşeyr, Hendek savaşında müminlerin sıkıntıya düştüklerini görünce şöyle demeye başlamıştı; “Muhammed bizlere, Acem kralları Kisra ve Bizans kralları Kayzerlerin hazinelerini vaadediyordu. Halbuki bizden herhangi bir kimse tuvalete gitmekten bile korkuyor.”
Katade diyor ki: “Münafıklardan bir gurup Resulullahın,aleyhine şunları söylemişlerdir: “Muhammed bizlere Fars ve Rum’u fethedeceğimizi vaadediyor halbuki bizler burada kuşatıldık. Öyle ki herhangi birimizin def-i hacet için bile dışarı çıkmaya gücü yetmiyor. Aİlah ve Resulü bizlere, aldatmaktan başka bir şey vaadetmedi. [2][17]
13- Hani o zaman münafıklardan bir topluluk: “Ey Medineliler, burası sizin için durulacak bir yer değildir. Hemen geri dönün.” demişti. Mü-nafıklarda:n başka bir topluluk da, peygamberden izin isteyerek: “Evlerimiz düşman tehlikesine açıktır.” demişlerdi. Halbuki evleri düşmanı tehlikesine açık değildi. Sadece savaştan kaçmak istiyorlardı.
Allah teala bu âyet-i kerimede, münafıkların bir kısmının diğerlerine, Resulullahın ordusundan ayrılıp evlerine dönmelerim ve Resulullahı yalnız bırakmalarını söylediklerini zikretmektedir. Münafıkların diğer bir kısmının ise “Evlerimiz düşmana karşı savunmasız.” bahanesini ileri sürerek Resulullahın ordusundan ayrılıp evlerine gitmek için izin istediklerini açıklamaktadır.
Allah teala bunların, savaştan kaçmaktan başka bir bahaneleri olmadığını beyan ederek kendilerini rüsvay ediyor ve buyuruyor ki: [3][18]
14- Eğer ordular, Medine’nin çeşitli taraflarından içeri girse de o münafıkların fitne çıkarmaları işlenseydi, hemen ona girişirlerdi. Bu hususta fazla gecikmezlerdi.
Şayet: “Evimiz düşman tehlikesine karşı açık.” diyen münafıkların yaşadıkları Medine şehrine her taraftan düşman girecek olsa ve bunlardan, imanlarından dönüp müşrik olma fitnesine düşmeleri istense elbette bunu yaparlar ve buna karar vermekte çok az beklerlerdi. O halde bunların ileri sürdükleri bahaneler uydurma şeylerdir. [4][19]
15- Halbuki onlar, daha önce, savaş meydanından kaçmayacaklarına dair Allaha söz vermişlerdi. Allaha verilen sözden mutlaka hesap sorulacak! ir.
Halbuki savaştan kaçmak için Allanın Peygamberinden izin isteyen bu münafıklar, daha önce, düşmanın önünden kaçmayacaklarına dair Allaha söz vermişlerdi. Şüphesiz ki Allaha verilen sözden dolayı hesap sorulacaktır.
Bu âyet-i kerimenin, Harise oğullan hakkında nazil olduğu rivayet edilmiştir. [5][20]