TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA AHZAB SURESİ 16. VE 20. AYET-İ KERİMELER
16- Ey Muhammcd, sen onlara şöyle de: “Eğer ölmekten veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Kaçsanız bile ancak az bir zaman yaşatılırsınız. [1][21]
17- Ey Muhammedj onlara şöyle de: “Allah size bir kötülük yapmak istese, sizi ondan kim koruyabilecektir? Veya size bir iyilik yapmak istese onun iyiliğine kim engel olabilecektir? Onlar, Allahtan başka kendilerine ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler.
Ey Muhammed, “Evlerimiz düşman tehlikesine karşı açık.” diyerek senden izin isteyip savaştan kaçmak isteyen münafıklara de ki: “Eğer sizler, ölmekten veya öldürülmekten kaçıyorsanız elbette ki kaçmanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Mutlaka ölecek ve öldürüleceksiniz. Sizlerin, ölmekten veya Öldürülmekten kaçmanız sizin ömrünüzü artırmaz; Biz sizleri bu dünya hayatında, eceliniz gelinceye kadar kısa bir süre yaşatırız. Sonra sizin için takdir edilen ecel gelip sizi götürür.
Ey Muhammed, yine harpten kaçmak için senden izin isteyen o insanlara de ki: “Şayet Allah sizin malınıza ve canınıza bir kötülük isabet ettirmek dileyecek olsa veya sizlere bir rahmet dileyecek olsa Allaha kim karşı gelebilir? Alla-hin bu dileğine karşı sizi kim savunabilir? Veya size engel olabilir? Bil ki bu münafıklar, Allahtan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler. [2][22]
18- Allah, içinizde müminleri muharebeden alıkoyanları ve kardeşlerine “Bize gelin” diyenleri çok iyi bilir. Zaten onlar savaşa çok az gelirler.
Şüphesiz ki Allah, insanları sizinle beraber savaşmaktan caydırmaya çalışan ve kendi yandaşlarına: “Bırakın savaşı da gelin bizimle beraber güven içinde yaşayın. Biz, sizin helak olacağınızdan korkarız.” diyenleri çok iyi bilmektedir. Zaten bunlar savaşa çok az katılırlar. Sadece Medine’de müminler nezdinde kendilerini temize çıkarmak için bazan savaşırlar.
Katade diyor ki: “Bu âyette zikredilen insanlar bir kısım münafıklardır. Bunlar yandaşlarına şöyle diyorlardı: “Muhammed ve arkadaşları insanların başını yiyenlerden başkaları değillerdir. Onlar et olsalar Ebu Süfyan ve arkadaşları onlan yutarlar. Bırakın bu adamı, bu helak olacaktır.” [3][23]
19- (Geldiklerinde de) size karşı cimri olarak gelirler. Korku geldiği zaman da üzerine ölüm baygınlığı çökmüş bir insan gibi gözlerini döndürerek sana baktıklarını görürsün. Korku gittiğinde ise, mala düşkün olarak, iğneli dilleriyle sizi tenkid ederler. İşte bunlar, aslında iman etmemişlerdir. Allah da amellerini boşa çıkarmıştır. Bu, Allaha çok kolaydır.
Peygamberle beraber savaşmaktan kaçan ve savaşa pek az gelenler, geldiklerinde de samimi olarak gelmezler. Sizlere karşı içlerinde cimrilik taşıyarak gelirler. Ganimetin taksiminde, müminlerin zayıflarına infakta bulunmakta ve size herhangi bir hayınn gelmesinde bunlar size karşı cimridirler. Bunlar gelip savaşa katıldıklarında kendilerine öldürülme korkusu gelince, üzerlerine ölüm baygınlığı çökmüş bin insan gibi gözlerini döndürerek sana baktıklarını görürsün. Zira bunlar iman etmedikleri için korkaktırlar. Savaş bitip ölüm korkusu gidince de bu münafıklar ganimet ve benzeri mallara çok düşkünlüklerinden dolayı Sizleri iğneli dilleriyle eliştirirler. İşte bunlar aslında iman etmiş değillerdir. Fakat bunlar görünüşte iman etmiş gibi olan münafıklardır. Bu sebeple Allah onlann yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu ise Allaha pek kolaydır. [4][24]
20- Münafıklar, çeşitli gruplardan oluşan düşman ordularının çekilmediklerini sanıyorlardı. Eğer düşman orduları tekrar saldırıya geçecek olsa onlar çöllerde Bedeviler arasında bulunup haberlerini oradan sormak isterlerdi Şayet aranızda olsalardı ancak pek az savaşırlardı.
AIlah teala bu âyet-i kerimede, münafıkların korkaklıklarını ve müminlere destek olmayacaklarını beyan ediyor ve buyuruyor ki: “Bunlar, Kureyş ve Gatafan gibi çeşitli kabilelerden teşekkül etmiş düşman ordularının, Medine’nin çevresindeki Hendeği bırakıp gittiklerine inanmıyor, Medine’ye yakın bir yerde karargâh kurduklarını sanıyorlardı. Şayet düşman ordusu hendeği geçip Medine’ye girecek olsaydı bu münafıklar çölde bulunup Bedeviler içinde yaşamayı ve oradan size ne olduğunu sormayı arzu ederlerdi. Yine onlar içinizde bulun-saydilar sadece kendilerini mazur gösterecek kadar pek az savaşırlardı. [5][25]