TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA AHZAB SURESİ 36. VE 40. AYET-İ KERİMELER
36- Allah ve Resulü, herhangi bîr hususta hüküm verdiği zaman mümin bir erkeğin ve mümin bir kadının işlerinde başka yolu seçme haklan yoktur. Kim, A İlaha ve Resulüne isyan ederse, şüphesiz ki o, açıkça sapılmıştır.
Abdullah b. Abbas, Mücahid, Katade, İkrime bu âyetin, Zeyneb Bint-i Cahş hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.
Abdullah b. Abas diyor ki: “Resulullah, Zeyneb Bint-i Cahş’ı, azadh kölesi Zeyd b. Hârise’ye istemeye gitti. Zeyneb’i Zeyd’e isteyince o Resulullaha: “Ben, Zeyd’le evlenmem.” dedi. Resulullah “Evlen.” dedi Zeyneb “Ey Allanın Resulü, bana, kabul edip etmeme hakkiverilmiş midir?” dedi. İşte o ikisi böyle konuşurken bu âyet-i kerime nazil oldu ve bunun üzerine Zeyneb: “Ey Allanın Resulü, sen beni onunla evlendirmeye razı mısın?” dedi. Resulullah da “Evet.” dedi. Bunun üzerine Zeyneb, “O halde ben, Allahm Resulüne karşı gelmem, ben onunla (Zeydle) evlenmeyi kabul ettim.” dedi.
Abdurrahman b. Zeyd b. Eşlem ise bu âyet-i kerimenin, Ukbe b. Ebi Mu-ayt’ın kızı Ümmü gülsüm hakkında nazil olduğunu söylemiş ve hadiseyi şöyle özetlemiştir. “Ümmü Gülsüm, Hudeybiye musalanasından sonra hicret eden ilk kadın olmuştur. Bu kadın kendisini Resulullaha hibe etmiş Resulullah da onu-Zeyd b. Harise ile evlendirmiştir. Bunun üzerine hem kadın hem de kardeşi Resulullaha kızmışlar ve şöyle demişlerdir: “Biz Resulullahı istedik o size bizi kö-lesiyle evlendirdi.” İşte bunun üzerine bu âyet nazil oldu. [1][48]
37- Ey Muhammcd, hani bir zaman, Allahm kendisini nimctlendir-diğin senin de nimetlendirdiğîn kimseye: Hanımını bırakma, Allahtan kork diyordun. Fakat AHahın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyor, insanlardan korkuyordun. Halbuki AHah, kendisinden korkmana daha layıktı. Zeyd, karısından ilişiğini kesip boşanınca, biz onu sana nikahladık ki, evlatlıkların, ilişiklerini kesip boşadıkları eşleriyle evlenmekte müminlere bir güçlük olmasın. Allahm emri mutlaka yerine gelir.
Ey Muhammed, hatırla o zamanı ki, AHahın, kendisim müslüman yaparak lütufta bulunduğu, senin de kölelikten azad ederek lütufta bulunduğun Zeyd b. Hârise’ye: “Hanımın Zeyneb’i boşama, tut. Hanımının haklan hususunda Allahtan kork.” diyordun ve sen, Allahm açığa vuracağı, Zeyneb’ie evlenmen konusunu içinde gizliyordun. İnsanların dedikodulanndan korkuyordun. Halbuki Allah, kendisinden korkmana daha layıktır. Zeyd, kansı Zeyneb’den ilişkisini kesip onu boşayınca biz seni Zeyneb’ie evlendirdik ki, evlatlıkların ilişkilerini kesip boşadıklan eşleriyle evlat edinenlerin evlenmesinde müminler için bir güçlük olmasın. Artık müminler böyle evlilikleri rahatlıkla yapabilsinler. Zira Allahm emri mutlaka yerine gelir.
Bu âyet-i kerime, Resulullahın, azadh kölesi Zeyd b. Hârise’yi, halasının kızı Zeyneb Bint-i Cahş’la evlendirdikten sonra ‘ayrılmalarını ve ayrılmalarından sonra, Resulullahın, Zeyneb’ie, Allahm emri gereğince evlenmesini zikretmektedir.
Resulullah (s.a.v.) halası, Abdülmuttalib’in kızı olan Emine’nin kızı Zeyneb’i, azadh kölesi olan Zeyd b. Hârise’yle, güçlükle ikna ederek evlendirmiştir. Zeyneb, bir yıldan fazla bir müddet Zeyd’le yaşadıktan sonra aralarında anlaşmazlık çıkmış ve Zeyd, Resulullaha, hanımı Zeyneb’i şikayet etmiştir. Resulullah ise Zeyd’e, hanımım tutmasını ye haklarını korumasını emretmiştir. Buna rağmen Zeyd, hanımıyla geçinememiş. ve sonunda boşamiştır.
Cahiliye döneminde evlat edinen insanlar, evlatlıklarının boşadıklan ha-nımlanyla evlenmezlerdi. Allah teala bu âdeti ortadan maldırmak için Resulullaha, Zeyd’den ayrılan Zeyneb Bint-i Cahş ile evlenmesini emretmiş Resulullah da bunun üzerine Zeyneb’ie evlenmiştir.
Hz. Aişe (r.anh:) diyor ki:
“Eğer Resulullah kendisine inen vahiyden birşey saklayacak olsaydı elbette bu âyeti saklardı. [2][49]
38- Allanın kendisine takdir ettiği birşeyi yerine getirmede Peygambere hiçbir vebal ve güçlük yoktur. Daha önce geçmiş Peygamberlere de Allah bu kanunu koymuştu. Allanın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.
Allahın Peygambere, evlatlığının boşadığı hanımla evlenmeyi farz kılmasından dolayı peygamberin onunla evlenmesinde kendisine bir günah yoktur. Allahın, daha önce geçmiş olan peygamberlere koymuş olduğu kanunu da böyledir. Onlara da helal kıldığı şeyleri yapmalannan dolayı bir güçlük ve günah yoktur. Zira, Allahın emri, takdir edilmiş bir kaderdir. [3][50]
39- O Peygamberler, Allahın emirlerini insanlara tebliğ ederler. Al-lahtan korkarlar ve ondan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Ey Muhammed, sen de geçmiş peygamberler gibi ol. Sana emredilenleri tebliğ et. Allahtan başka kimseden korkma. Zira Allah, hesaba çeken olarak kafidir. [4][51]
40- Muhammed, içinizdeki adamlardan hiçbirinin babası değildir. Fakat Allahın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi çok iyi bilir.
Ey insanlar, Muhammed ne Zeyd b. Hârise’nin ne de sizlerden herhangi bir adamın babasıdır. Fakat o, Allanın, insanlara gönderdiği’elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Onunla peygamberlik sona ermiştir. Allah, yaptığınız amellerin ve söylediğiniz sözlerin hepsini bilendir.
*Katade ve Ali b. el-Hüseyin, bu âyet-i kerimenin, Zeyd b. Harise hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.
Resulullah (s.a.v.)in, Kasım, Tayyib, Tahir ve İbrahim isimli dört erkek çocuğu, Zeyneb, Rukiyye, ümmügülsum ve Fatıma isimlerinde dört de kızı olmuştur. Erkek çocukları çok küçükken vefat etmişler, Hz. Fatıma’nm dışında kızlar da Resulullah hayattayken vefat etmişlerdir. Hz. Fatıma ise Resulullahm vefatından altı ay sonra vefat etmiştir.
Âyet-i kerime, Resulullahın, yanında büyüttüğü Zeyd b. Hârise’ye: “Mu-hammed’in oğlu” diye çğmlmasını reddediyor ve Resulullahm, yaşayan herhangi bir erkeğin babası olmadığını beyan ediyor ki böylece münafıklar “Muhammed, oğlunun hanımıyla evlendi.” sözlerinden vazgeçsinler.
Ayet-i kerime, Resulullahm son peygamber olduğunu bildiren bir delildir. Bu konuyla ilgili olarak birçok mütevatir hadis de bulunmaktadır.
Übey b. Kâ’b, Cabir b. Abdullah, Ebu Said el-Hudrî ve Ebu Hureyre’den ufak tefek farklarla şu hadis-i şerif rivayet edilmektedir: “Resulullah buyurdu ki:
“Ben.ve benden önceki peygamberlerin durmu, güzel ve hoş bir bina yapan bir adamın binasının durumuna benzemektedir. Adam, binasını çok güzei yapmış ancak bir köşesinde bir kerpicin yerini boş bırakmıştır. İnsanlar o binayı gezer, beğenir ve şöyle derler: “Bu kerpiç de yerine konsaydı ya.” İşte o kerpiç benim ve ben peygamberlerin sonuncusuyum. [5][52]
Enes b. Mâlik ve Ebu Tufeyl ise şu hadisi bazı farklılıklarla rivayet etmişlerdir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz ki Resulluk ve Nebilik artık sona ermiştir. Benden sonra ne Resul ne de Nebil gelecektir.” Resulullahın bu hadisi insanların ağırına gitmiştir. (Artık insanları ikaz edecek birinin gelmeyeceğini duyunca endişelenmişler-dir) Bunun üzerine Resululiah: “Fakat müjdeleyenler bulunacaktır.” buyurmuştur. İnsanlar: “Ey allahın Resulü, müjdeleyenler nedir?” diye sormuşlar Resulullah da: “Müslümanm rüyasıdır. Zira o, peygamberliğin parçalarından bir parçadır.” buyurmuştur. [6][53]
Diğer bir hadis-i şerifte de peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Ben, diğer peygamberlerden altı özellikle üstün kılındım. Bana veciz konuşma verildi, düşmanın kalbine korku salınmakla yardım olundum, bana ganimetler helal kılındı. Yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı. Ben, bütün yaratıklara Peygamber gönderildim. Peygamberler benimle sona erdi. [7][54]
Peygamber efendimiz bir diğer hadisinde de şöyle buyuruyor:
Ben Muhammed’im, Ahmed’im, ben silenim, Allahın kendisiyle inkarı yok ettiği, silip götürdüğü kimseyim. Ben toplayanım, insanlar benim arkamda toplanacaklardır ve ben, arkadan gelenim. (Peygamberlerin sonuncusuyum.) [8][55]