TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA SEBE SURESİ 16. VE 20. AYET-İ KERİMELER
16- Fakat onlar yüzçevirdilcr. Bunun üzerine biz de onların üstüne ” Arinı” selini gönderdik. Onların bahçelerini, acı meyveli, ılginlık ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. [1][21]
17- Nankörlüklerinden ötürü onları işte böyle cezalandırdık. Biz, hiç nankörden başkasını cezalandırır mıyız?
Sebe’ halkı, rabbine itaattan yüzçevirdi. İnsanları, peygamberlerin davet ettiği hak yoldan çevirmeye girişti. Bunun üzerine biz de onları cezalandırarak üzerlerine “Arim” selini gönderdik. Onların, barajın iki tarafındaki bağ ve bahçelerini acı meyveliklere ve ilgınlıklara, biraz da sedir ağacı buluna bir yere çevirdik. Onları bu şekilde cezalandırmamız, verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmelerindendi. Biz, nankörlerden başka kimi cezalandırırız ki?
*Vehb b. Münebbih diyor ki: “Allah bunlara on üç peygamber göndermişti. Onlar bu peygamberleri yalanlayınca onlan cezalandırdı.
“Arim” kelimesinin, baraj veya su veya vadi yahut sel yada cürz yani, köstebek anlamına geldiği zikredilmiştir. Barajın yıkılmasının ise bir hayvanın onu delmesiyle meydana geldiği zikredilmiştir. [2][22]
18- Scbc’lilerlc mübarek kıldığımız memleketler arasında, birbirinden görünen şehirler var etmiştik. Oralardaki seyir ve seferi de ölçüler içerisinde tanzim etmiştik. “Geceleri ve gündüzleri oralarda emniyet içinde gezin.” demiştik.
Allah teaia bu âyet-i kerimede, Sebe” halkına verdiği çeşitli nimetleri ve refah içinde geçirdikleri hayatı zikrediyor. Bereketli kılman Şam topraklarındaki şehirlerle Ycmen’de bulunan Sebe1 ülkesi arasında, birbirinden görünecek katlar yakın mesafelerde şehirler var ettiğini, bu şehirler arasındaki mesafelerin, yolcuların ihtiyacına göre ayarlandığını da beyan etmektedir. Allah teaia Se-bc’lilere, buralara, gece gündüz gidip gelme imkanları sağlamış ve onlara büyük lütuflarda bulunmuştur. Fakat onlar bu nimetlere karşı Allaha şükretmeleri gerekirken bu şükrü eda etmemiş bilakis rahatsız olduklarını söylemişlerdir.
Hasan-ı Basrî diyor ki: “Buralarda yaşayan insanlar, sabahleyin bir şehirden çıkıp öğle vaktinde diğer bir şehire varabiliyorlardı. Bir kadın, zenbilini başına koyar, yününü eğirekek yürür ve evine gelinceye kadar zenbili, ağaçların dallarından dökülen meyvelerle dolardı.” [3][23]
19- Fakat onlar: “Ey rabbiıniz, seferlerimizin mesafelerini uzat.” dediler ve kendi kendilerine zulmettiler. Bunun üzerine biz. de onları, söylenegelen misaller yaptık. Onları darmadağın ellik. Şüphesiz ki bunda, sabredip şükreden herkese nice ibretler vardır.
Oralarda yaşayan insanlar: “Rabbiıniz,”yolculuk yaptığımız konakların aralarını birbirinden uzaklaştır.” dediler. Yemen’le Şam’ın arasına vadilerin ve çöllerin konmasını islediler. Böylece binekler kullanarak ve azık alarak yolculuk yapmak istiyorlardı. Bu da orada yaşayan insanların ne kadar gafil ve cahil olduklarını göstermektedir.
Allah Teala bu kavmin isteklerini hemen yerine getirdi. Üzerlerine “Arim” selini gönderdi, ülkelerini yıkıp mahvetti. Böylece yabani meyveler ve ılgmiıklardan başka birşey kalmadı. Böylece o eski ihtişamları masal haline geldi. Bundan sonra, bölünüp parçalanan toplumlar için “Sebe’ halkı gibi bölündüler.” sözü bir darb-ı mesel oldu. Sebe’liler, memleketleri harabeye döndükten sonra çeşitli yerlere dağılarak oralarda mesken tutma zorunda kaldılar.
Şa’bî diyor ki: “Gassaniler Şam topraklarına gittiler, Enmar, Medine’ye yerleştiler. Huzaa kabilesi Tihame bölgesine gitti. Ezdi’ler ise Uman bölgesine yerleştiler.
Allah teaia, âyet-i kerimenin sonunda, Sebe’ halkını parça parça edip çeşitli ülkelere dağıtmasında, Allaha karşı kulluk vazifelerini yerine getiren sabırlı İnsanlar için büyük ibretler bulunduğunu beyan ediyor ve bunlardan ders alınmasını emrediyor. [4][24]
20- Gerçeklen İblis, onlara zannı’m tasdik ettirdi. Müminlerden bir «urup hariç, onlar İblise uydular.
Allah teaia bu âyet-i kerimede, insanoğlunu hak yoldan saptırabileccğini zanneden iblisin, Sebe’ halkı gibi insanların, kendisine uymasıyla bu zannını doğru çıkardıklarını beyan etmektedir. Zira İblis, kendi zannına göre insanları hak yoldan saptırabileceğini düşünüyor ve şöyle diyordu: “İblis” (rabbim), izzet ve şerefine yemin olsun ki, onlardan ihlaslı kulların hariç, bütün insanları yoldan çıkaracağım.” dedi. [5][25]
İşte ihlash olmayan kulların ona uymasıyla iblisin zanni tasdik edilmiş oldu.
Masan-ı Basrî diyor ki: “Allah tcafa, Havva ile birlikte Âdem’i cennetten yeryüzüne indirince İblis onların bu haline sevinerek yeryüzüne indi ve “Anne babalarının başına bu hal geldiğine göre bunların soyları daha da zayıf olacaktır.” dedi. Böylece insanların çoğunu yoldan çıkarabileceğini zannetmeye başladı.” [6][26]