TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA SEBE SURESİ 41. VE 45. AYET-İ KERİMELER
41- Melekler de: “Seni, layık olmadığın sıfatlardan tenzih ederim. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Hayır, onlar cinlere taparlardı. Çoğu onlara inanıyordu.” derler.
Allah teala bu âyet-i kerimelerde, kendisine ortak koşanları, kıyamet gününde mahlukatın huzurundu, kimlere taptıkları hususunda hesaba çekerek rezil ve rüsvay edeceğini beyan etmektedir. Allah, kıyamet gününde bütün insanları bir araya toplayacak ve sonra meleklere soracak “Bu: müşrikler beni bırakıp sizlere mi tapıyorlardı?” melekler ise diyeceklerdir ki: “Hâşâ rabbimiz, biz seni, layık olmadığın sıfatlardan tenzih ederiz. Bizim velimiz onlar değil sensin. Onlar bize tapmıyorlar, cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu şeytanlara inanıyor ve söylediklerine aklanıyorlardı.” [1][51]
42- Bugün birbirinize ne bir fayda ne bir zarar vermeye güç yetirebilirsiniz. Zalimlere: “Dünyada yalanladığınız ateşin azabını tadın.” diyeceğiz.
Anık kıyametin koptuğu bu günde, sizlerin birbirinize herhangi bir menfaat veya zarar verme imkanınız yoktur. Allahtan başkasına tapanlar da kentlilerine tapınılan şeyler de acizlikte eşittirler. O gün biz, Allahtan başkasına tapan zalimlere: “Varlığını yalanladığınız cehennemin ateşini tadın bakalım.” diyeceğiz. [2][52]
43- Kâfirlere, âyetlerimiz apaçık okunduğu zaman “Bu sizi, babalarınızın taptığı şeylerden alıkoymak isteyen bir adamdan başka birşey değildir.11 dediler. “Bu Kur’an, uydurulmuş bir yalandan başka birşey değildir.” dediler. Kâfirler, hak olan Kur’an kendilerine geldiği zaman: “Bu, apaçık bir sihirden başka birşey değildir.” dediler.
Allah teala bu âyet-i kerimede, kâfirlerin cehennem azabını hak ettiklerini beyan ediyor. Zira onlar, kendilerine Allahin âyetlerini okuyan peygamberi yalanlamışlar, âyetler hakkında “Apaçık bir sihir.” “Bir iftira.” gibi sözler söylemişlerdir.
Allah teala bunların sözlerini aktararak buyuruyor ki: “Allaha ortak koşan bu kâfirlere, hak olduğu açık olan âyetlerimiz okunduğunda onlar, âyetlerimizi okuyan Muhammed’e: “Bu adama tâbi olmayın, zira bu sizi, atalarınızın dininden alıkoymak isteyen adamdan başka birisi değildir.” demişlerdir. Yine onlar: “Ey Muhammed, senin bize okuduğun Kur’an uydurulmuş iftiradan başka bir şey değildir.” demişlerdir. Keza, hak Peygamber olan Muhammed’i inkar eden bu kâfirler, kendilerine peygamber geldiğinde: “Onun söyledikleri apaçık sihirden başka birşey değildir.” demişlerdir. [3][53]
44- Biz o müşriklere, okuyup ders alacakları kitaplar vermedik ve senden önce kendilerine uyarıcı bir peygamber de göndermedik.
Ey Muhammed, âyetlerimize “Apaçık bir sihirdir.” diyen bu müşriklere, okuyup öğüt alacakları kitaplar vermedik. Senden önce bunlara uyarıcı bir peygamber de göndermedik. Halbuki onlar daha önce kendilerine kitap gönderilmesini ve aralarından birinin peygamber olarak gönderilmesini arzuluyor!ardı. Allah, kendilerine bunları lütfedince bu sefer de onları yalanlamaya başladılar. [4][54]
45- Bunlardan önce gelenler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa bunlar, kendilerinden önce geçen insanlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile erişememişlerdir. Onlar, peygamberlerini yalanlamışlardı. Ama benim onları cezalandırmam nasd oldu bir bak.
Ey Muhammed, senin ümmetinden, Allaha ortak koşan müşriklerden önce gelen mümmetler de peygamberlerini ve kendilerine indirdiğimiz kitapları yalanlamışlardı. Onlar senin ümmetinden daha güçlü ve kuvvetliydiler. Öyle ki senin ümmetin, onlara verilen maddi gücün onda birine bile ulaşamamışlardır. Evet, onlar da peygmaberlerini yalanlamışlardı. Fakat benim onları cezalandırmam nasıl oldu bir görseydin. O halde senin kavmin de, kendilerinden daha güçlü olanlardan ibret alıp âyetlerimi ve peygamberlerimi yalanlamasınlar. [5][55]