sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

İTA’A’TUL RASULULLAH (S.A.V)

Temmuz 7, 2026 11:59
10
A+
A-

İTA’A’TUL RASULULLAH (S.A.V)

HAMD ALEMLERİN RABBİ ALLAH İÇİNDİR.SALAT VE SELAM PEYGAMBERİMİZE VE ONUN ALİNİN ASHABININ ÜZERİNE OLSUN İNŞALLAH…

Vahyi insanlara tebliğ ve beyan etmekle  görevli bir elçinin, vahiyle ilgili her sözü, her davranışı, her uygulaması elbette önemlidir.

Peygamber (sav) bir elçi olarak vahyin anlamını, maksatlarını ve uygulamasını göstermekle görevli idi. Dolaysıyla vahiyden aldığı güçle ve izinle ilgili konularda söz söylemiş ve uygulama yapmıştır.

Peygamber (sav) din adına, ya da Allah (cc) izin vermediği halde O’nun adına hiç bir şey söyleyemez. O, kendi aklına estiği gibi, kendi aklının erdiğini değil, Allah’ın kendisine vahyettiğini insanlara açıklar.

Onun din adına hak’tan başka hiç bir şey konuşmayacağı konusunda şöyle bir haber bulunmaktadır:

“Abdullah b. Amr diyor ki: Resûlüllah (sav)’tan duyduklarımı ezberlemek için yazsam mı ki diye düşündüm. Kureyş beni yazmaktan caydırdı ve ‘Resûlüllah (sav) kızgınlık ve sakinlik hallerinde konuşan bir insan iken, sen, O’ndan duyduğun her şeyi nasıl yazarsın?’ dediler. Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resûlüllah (sav)’a arzettim. Eliyle ağzına işaret ederek:

“(İstediğini) yaz, canımı kudret elinde tutan Allah (cc)’a yemin ederim ki, buradan hak’tan başka bir şey çıkmaz’  buyurdular.

Bunun için onun peygamberliğini, ya da vahyi tebliğ etmesini Kur’an’dan ayrı düşünemeyiz. Peygamber’in (sav) Kur’an’a hayata aktaran İslâmî hayatı din dilinde ‘sünnet’tir. Peygamberimizin sünneti de tıpkı Kur’an’a bağlı olarak, onun maksatlarını gerçekleştirmek üzere müslümanlara bazı kurallar, ölçüler ve ilkeler getirmiştir. Bunlar bir anlamda Kur’an’ın daha geniş bir açıklamasıdır, Kur’an’ın pratiğidir.

Kur’an hz. Muhammed’e hitaben şöyle diyor:

“Sana zikri (Kur’an’ı) indirdik ki kendilerine indirileni insanlara açıklayasın (beyan edesin), ta ki düşünüp öğüt alsınlar.”(Nahl 16/44)

İşte Peygamber’in(sav) Kur’an’ı açıklarken yaptığı izahlar ve ortaya koyduğu pratikler onun sünnetidir. Yaygın ifadeyle ‘sünnete uymak’ ; Peygamber’in getirdiği ölçülere uymak, onu örnek almak, onun  ahlâkını ve davranışlarını izlemek demektir. Bu da bir anlamda ona itaattir.

Daha doğrusu Peygamber’e itaat imanın ta kendisidir. Bir kimse Allah’tan başka ilah

olmadığına, hz. Muhammed’in son peygamber olduğuna, onun Allah’tan getirip tebliğ her şeyin hak olduğuna inanan bir mü’min, Peygamber’e itaat edeceğine zaten söz vermiş olur. Bu işin tyabiatında var. Hem bir elçinin Allah tarafından görevlendirildiğine iman iddiası, hem de onun Allah’tan getirdiklerini umursamamak olmaz.Kur’an böyle yapmanın cehennemlik bir iş olduğunu söylüyor.

Kur’an mü’minleri böyle tarif ediyor:

“Aralarında (ilahî kitap) hüküm versin diye Allah’a ve O’nun Elçisi’ne çağırıldıkları zaman müminlerin söyleyeceği tek söz: “İşittik ve itaat ettik!” sözü olmalıdır;kurtuluşa, esenliğe ulaşan kimseler de işte böyleleridir.”(Nûr 24/51)

Allah’ı sevmenin göstergesi Rasûle itaattir:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan emir sahiplerine (müslüman idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten iman ediyorsanız- onu Allah’a ve Rasûl’e götürün (onların tâlimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha iyidir.”(Nisâ 4/59. Ayrıca bakınız:  Maide 5/92. Enfâl 8/20-22, 27, 46. Nûr 24/5,54)

Kur’an’da ondokuz âyette Allah’a ve Peygamber’e (sav) itaat birlikte geçiyor. Bunlardan beş tanesi “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse”, beş tanesi “Allah’a itaat edin ve Elçisine de itaat edin”, sekiz tanesi ise “Allah’a ve Elçisine itaat edin”, bir tanesi de “Şayet Allah ve Peygamberine itaat ederseniz” şeklinde geliyor.

Bir âyette: “Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Peygamber’e itaat edin ki merhamet olunasınız.”deniliyor. (Nûr 24/56)

Hz. Muhammed de dahil bütün peygamberler kendilerine itaat edilsinler diye gönderildiler. (Nisâ 4/64-65)

Zaten Peygamber’e vahiyle igili konularda itaat, Allah’a itaat demektir.

“Kim Peygamber’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur; yüz çevirenlere gelince; Biz seni onlara bekçilik yapman için göndermedik.”(Nisâ 4/80)

Şu âyet çok daha net ölçü getiriyor.

“Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, iman etmiş bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”(Ahzâb 33/36)

Rasûlüllah’ın verdiği hükme razı olmayanlar gerçekten iman etmiş olmazlar. (Nisâ 4/65)

Peygamber’e itaat gerçeği hadislerde de vurgulanıyor.

Ebu Rafiî (ra) Peygamber’in (sav) şöyle dediğini naklediyor: “Sizden birinizin, kendisine emrettiklerimden bir emrim, yasaklarımdan bir yasağım geldiği  zaman – koltuğuna yaslanarak-;  ‘ben başkasını bilmem, Allah (cc)’ın kitabında bulduklarımıza tabi oluruz’ dediğini görmek istemem” buyurdular.

Müslim Kitabında Cabir (r.a.)’den şöyle rivâyet ediyor:

“Resûlüllah (sav) konuştuğu zaman -sanki akşama veya sabaha düşmanın geleceğini ihtar eden bir kumandan gibi- gözleri kızarır, sesi yükselir, kızgınlığı artardı. Bir keresinde şehâdet parmağını uzatarak şöyle dedi: “Kıyametle aramda şu iki parmak arasındaki kadar mesafe kaldığı bir zamanda gönderildim. Kuşkusuz sözlerin en hayırlısı Allah (cc)’ın Kitabı, yolların en hayırlısı da Muhammed (sav)’in yoludur. İşlerin en kötüsü de dinde yapılan dayanaksız bid’atlerdir. Dine yapılan her (ilave) yenilik bid’attır ve her bid’at da sapıklıktır.

Peygamber’i dinlemek, ona uymak hidayettir, doğru yolu bulmaktır:

“De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah’ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O’dur. Bundan dolayı gelin, Allah’a ve resulüne iman edin. Allah’a ve Allah’ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.”(A’raf 7/158)

Peygamber’e itaat etmemek kişiyi İslamdan uzaklaştırır.Allah’a ve Peygamberine körü körüne itaat etmeyenler azabı hak ederler.

Allah’a  hakkıyla itaat etmeyenler çekişirler, birbirine düşerler.

Cehennemlikler Peygamber’e bu dünyada itaat etmedikleri için Ahirette ‘keşke’ diyecekler.

“Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygamber’e de itaat etseydik! derler.” (Ahzâb 33/66)

Kur’an’ın ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, Peygamber’in (sav) Din adına getirdiği, emredip yasakladığı her şey Kur’an’ın hükümlerini tamamlamaktadır.  Sünnet aynı zamanda, Kur’an’da hükmü bulunmayan meselelerin çözümünde kaynaktır, ondaki kapalı âyetleri açandır, onun en geniş ve en sağlam tefsiridir.

Vedâ Hutbesinde geçen şu ifade bunu göstermesi bakımından önemlidir:

“Size sıkıca sarıldığınız takdirde sapıtmayacağınıız iki şey brakıyorum: Allah‘ın Kitabı Kur’an ve benim Sünnetim.

Rasûlüllah insanlık için örnektirVahiy, Hz. Muhammed’in İslâm’da bir model olduğunu, O’na itaat edilmesi, O’nun İslâm adına tebliğ ettiği her şeyin alınması gerektiğini, O’na karşı gelmenin Allah’a isyan anlamına geldiğini söylüyor:

“Andolsun ki, Allah’ın Rasûlünde, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için en güzel ve mükemmel bir örnek vardır.”(Ahzâb 33/21)

Peygamber’e itaat Kur’an’a inanmak, anlamak ve hayata aktarmak, onun İslâmî hayatını örnek almak, onun din adına getirdiği şeyleri alıp benimsemek, şüphe etmeksizin doğrulamak, onun sünneti olarak ümmete bıraktığı ölçülerden razı olmak, onun davası için çaba göstermektir.

RABBİM RASULUNE LAYIKİYLE İTAAT EDEN KULLARINDAN EYLE ÜMMET OLABİLME VASFINA ERİŞDİR BİZLERİ AMİN…

SELAM VE DUA İLE….

Yazarın Diğer Yazıları
Haziran 2, 2026 11:59
Nisan 23, 2026 11:59
Şubat 16, 2026 11:59
Aralık 10, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.