sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

MÂLÂYÂNİ’DEN SAKINMAK

Nisan 23, 2026 11:59
7
A+
A-

MÂLÂYÂNİ’DEN SAKINMAK

HAMD ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’A MAHSUSTUR.SALAT VE SELAM PEYGAMBERİMİZE ONUN ALİNE VE ASHABIN ÜZERİNE OLSUN İNŞALLAH…

O zaman kişi ağzından nelerin çıktığına dikkat etmesi gerekmez mi?  Diline sahip olmanın önemi anlatılmayacak kadar çok. Diline sahip ol(a)mamanın da zararları o kadar fazla ki. Herkes bilir ki; dil kişiyi vezir de edebilir, rezil de edebilir. Herkes kendi yaptıklarından sorumludur. Kişinin seviyesi, kârı veya zararı kendi yaptıklarına göredir. Kişi yaptığı ile iki dünyada da ya mutluluğu, ya da mutsuzluğu kazanır. Yani ya ‘said/mutlu’  olur, ya da ‘şâki/mutsuz’. Herkes davranışlarının hesabını vereceği gibi, ağzından çıkanların da hesabını verecektir. Hatta affa uğramayan kötü niyetlerin bile: “Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’a aittir. Aklınızdan geçeni açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onun için hesaba çekecektir; ve sonra O, istediğini affedecek, istediğini cezalandıracaktır: Zira Allah her şeye kâdirdir.” (Bakara, 284)

Kâinatta hiç bir şey kaybolmuyor. Havaya savrulan sözlerin buharlaştığı, kaybolduğu, bir daha geri gelmeyeceği zannedilir. Oysa bu bir yanılgıdır. İletişim dünyasında bunun ispatını görüyoruz. Bazıları gizli mekânlarda konuştuklarını düşünüyorken, bir de bakıyorsunuz ki konuşması internet ortamına düşmüş. Birileri bu gibi konuşmaları gizlice çekebiliyor ve âleme ifşa edebiliyor. Telefonda gizli konuştuğu zannetmek de öyle. İnsanlar bile gerek gördükleri zaman sesleri, konuşmaları, görüntüleri kaydettikleri halde; her şeyi Bilen, hiç insanın ne konuştuğunu, ne yaptığını bilmez mi?
Buna Kur’an şöyle işaret ediyor: “Sözünün ister gizleyin isterse açığa vurun (farketmez). Bilin ki O, göğüslerin (kalplerin) ne sakladığı bilendir.” (Mülk, 13

Alimler, dil ile yapılan hatalara, ya da dilin yanlışlarına ‘dilin afetleri’ demişler. Bunlardan bir kaç tanesi şöyle: Sövmek, küfretmek ve çirkin sözler kullanmak. Aşırı münakaşa ve münazara. Sulu şakalar, incitici ve aşırı mizah. İftira etmek ve insanları sürekli kötü taraflarıyla anmak. Başkasıyla alay etmek ve gıybet etmek. Yalan konuşmak ve yalancı şahitlik yapmak. Her duyduğunu söylemek, çenesi düşük olmak. Söz taşımak ve nemime (koğuculuk) yapmak. Fuzuli konuşmak, tufeylilik yapmak (her konuda ileri atılmak, yapmadığı şeyle övünmek). Mâlâya’ni yapmak, boş sözlerde bulunmak.öyleyse malayani nedir.

Mâlâya’ni’nin Anlam Sahası
Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Mâlâya’ni’yi terk etmek, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.” Sahabenin ileri gelenlerinden Enes ibnu Malik anlatıyor: Bir adam ölmüştü. Bir başkası Peygamber’in işiteceği şekilde: “Cennetle müjdelensin”. Peygamber (sav) bunun üzerine: “Nereden biliyorsun (cennete gideceğini)? Belki de mâlâya’ni konuştu veya kendisini zengin kılmayacak miktarda cimrilik etti.”

Buna göre ‘mâlâya¬’ni’ iki çeşittir denilebilir.

Söz Olan ‘Mâlâya’ni’:
Ağızdan çıkan her türlü boş, işe yaramaz, lakırdı sayılan, lüzumsuz, sırf lâf olsun diye sarfedilen her türlü söz bu gruba girer. Öyleki bu lakırdılarda yukarıda sayılan ‘dilin âfetlerinden’ bir çoğu, haram ve mekruh sayılan bir çok konuşma türü buna dahil olabilir. İnsanın yüzünü kızartan, seviyesini düşüren, utanılacak pek çok şeye sebep olabilir. Elbette ‘Allah ağız verdi ki insanlar konuşsun’ denilebilir.
Tamam, öyle de bunun bir sınırı ve bir ölçüsü olmalı değil mi? ‘Allah ağaç yarattı ki, kullanalım’, deyip de bütün ağaçları kesmek mi gerekir? Şöyle bir ağaç lazımken hiç ilgisi olmayan başka bir ağacı kesmek yazık değil mi? Belli bir ağaç ihtiyacımız karşılıyorken, onlarcasını yerle bir etmek akıllılık mı?

Söz de böyledir. Meramımızı şu kadar kelime ile anlatmak dururken, habire konuşmanın ne faydası olabilir? Yerli yersiz, konuyla alakalı veya alakasız, lâf olsun torba dolsun cinsinden konuşmalar neye yarar? Farzı muhal bir konuyu anlatmak üzere elli tane kelime yetiyorken, beş yüz kelime sarf etmek doğru mudur? Birisi konuşurken diğerleri; “bir sussa da rahat etsek” diyorlarsa, çok konuşanların (gevezelerin) yanından kaçıyorlarsa, ortada iyi olmayan bir şey var demektir. Böyle bir konuşma tarzı, konuşmada ‘israf’ sayılmaz mı? Ve Allah (cc) israf edenleri sevmez. Yerinde, güzel, anlamla kelimeler kullanmak varken, dereden tepeden, sapma sapan, yalan yanlış, aklına ne geliyorsa konuşmak, üstelik bu kadar konuşmanın içinde incir çekirdeğini doldurmayacak kadar bir şey yoksa yazık değil mi? Bu gibi konuşmalar gıybet, iftira, yanlış haberler, haksız yargılamalar, çirkin ve ayıp kelimeler ise durum daha da vahimdir.

Ağızda olan mâlâya’ni, kalbi oyalayan, zamanı harcatan, hayırlı bir sonuca ulaştırmayan, fayda sağlamayan, insanın yeryüzündeki görevine ilişkin hiç bir katkısı olmayan, hayra kapı açmayan, insanlık görevlerine uygun düşmeyen sonuçlar çıkartacak her sözdür. Bir rivâyete göre Hz. Peygamber (sav); “Rabbim bana dokuz şeyi emretti” buyuruyor. Bunlardan ikisi tanesi: “Susma halimin tefekkür, konuşma halimin zikir olması”dır.  Allah’a ve âhiret gü¬nüne iman eden kişi ya hayır söz söylesin ya da sussun” hadisiyle birlikte düşünelim. Kur’an insanları hayatlarını din ve dünyaları için hayırlı, faydalı işlerle, yani salih amelle zenginleştirmeye teşvik ediyor. Onları boş, faydasız, zararlı işlerden ve sözlerden sakındırıyor.
“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler; Onlar ki, boş (yararsız) şeylerden yüz çevirirler;”   (Mü’minûn, 23/1-3)

Eylem (Amel) Olan Mâlâya’ni:
Bu çeşit mâlâya’ni, haram veya mekruh fiilleri kapsar. Herhangi bir eylem (amel) din açısından hüküm olarak haram veya mekruh olabilir. Ancak bunlar aynı zamanda faydasızdır, boştur. Kişiyi boşu boşuna oyalar, vaktini çalar, ona bir şey kazandırmaz. Aksine büyük zararlar verir. Mâlâya’ni aynı zamanda ha¬ram olup olmadığı şüpheli söz ve davra¬nışları,  gereksiz olan mubahları da kapsamaktadır. Tıpkı boş sözler gibi kimi davranışlar da boştur, lüzumsuzdur, faydasızdır. Ciddiyetten uzak, olgun kimseye yakışmayan, şer sayılabilecek davranışlardır. Bunlarla meşgul olmak insana bir seviye kazandırmadığı gibi, bilgisini de artırmaz. Belki nefsin hoşlanacağı, zevk alacağı şeylerdir.

Mâlâya’niden Kurtulmak;
Böylesine zararlı olan her türlü mâlâya’niden kurtulmak veya en azından azaltmak mümkün müdür?
Evet. Özellikle aşağıdaki noktalara dikkat ederek;
1- Faydalı, (Müslüman için) din’e aykırı olmayan bir işlerle/faaliyetlerle meşgul olarak. Boş kalan kişiye nefsi ve şeytan yular takar ve istediği yere sürükler.
2- Bol bol kitap okumak. -Siz buna ilim tahsilini de ekleyebilirsiniz.- Ama Az televizyon seyretmek. Kitap okumak kafayı genişletir, öteye taşır, güne takılmaktan korur. Televizyon seyretmek kafayı küçültür, burada durmaya, güncel olayların etrafında takılıp kalmaya sebep olur.
3- Kur’an okumak ve Kur’an’a kulak vermek. Çünkü Kur’an hem ‘mâlâya’ni’den sakındırıyor, hem doğru yolu gösteriyor.  “(O kullar), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.” (25/Furkan, 72)
“Onlar (iman edenler), boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selâm olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz, derler.” (28/Kasas, 55)
Bu dünyada lağv veya mâlâya’niden uzak kalanlar bunun mükâfatını cennette boş söz işitmemek üzere görecekler. (/Nebe’, 35. 88/Ğâşiye, 11)
4- Ölümü, âhireti ve son hesabı sürekli hatırlamak. Hayatın geçici olduğunu sürekli akılda tutmak. Herkesin yaptığı ve söylediği günün birinde karşısına gelecek ve hesabını verecek.
5- Her şeyin bir emanet olduğunu unutmamak. Beden emanet olduğu gibi, azalarımızla yaptığımız eylemler de emanettir. Emaneti korumak güvenilir insan ahlâkıdır.
6- Bol bol Allah’ı zikretmek. Allah’ı çeşitli ibadetlerle, dua ve tespihle hatırda tutmak, unutmamak. Zira zikir uyanık ve dikkatli olmayı öğretir. Üstelik hatırlayan hatırlanır.
7- Kötü, ahlâksız, mâlâya’niyle meşgul olan kimselerle arkadaşlık yapmamak. Bu gibi işret yuvalarından mümkün olduğu kadar uzak kalmak.

Rabbim malayani işlerden korusun. Doğru hak üzere olan kullarından eylesin inşallah….

Yazarın Diğer Yazıları
Şubat 16, 2026 11:59
Aralık 10, 2025 11:59
Kasım 1, 2025 11:59
Ekim 13, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.