sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KEHF SURESİ 100. VE 106. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KEHF SURESİ 100. VE 106. AYET-İ KERİMELER
Temmuz 24, 2026 09:58
8
A+
A-

Kâfirlerin Cezası

 

100-  O gün kâfirlere cehennemi ayan beyan gösteririz.

101-  Onların gözleri benim öğüdüme karşı kapalıydı ve dinlemeye taham­mül edemezlerdi.

102- Kâfirler beni bırakıp da kullarımı veliler edinebileceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi kâfirlere ko­nak olarak hazırladık.

103- De ki: “Size amel hakımından en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi?

104- “Onlar iyi iş yaptıklarını sandıkla­rı halde dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiş olanlardır.”

105- İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu­nun için yaptıkları boşa gitmiştir. Kı­yamet günü biz onlara bir ağırlık ver­meyeceğiz.

106- İşte inkâr edip peygamberlerini ve ayetlerini alaya almalarına karşılık olarak onların cezası cehennemdir.

 

Açıklaması

 

“Kafirlere cehennemi ayan beyan gösteririz.” Biz o gün cehennemi, Sûr’a ikinci defa üfürülmesinden sonra Allah’ı inkâr edenlere açık seçik bir şekilde göstermiş olacağız; onları toplayacağımız günde o cehennemin dehşetini müşa-hade etsinler diye.

Kâfirlerin bir takım nitelikleri vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

1- Hakkı görmezlikten ve işitmezlikten gelmek. “Onların, gözleri bizim öğüdümüze karşı kapalıydı ve dinlemeye tahammül edemezlerdi.”   Cehennem azabı şüphesiz hidayeti kabul etmeye, hakka tabi olmaya karşı gafil davranan, onu görmezlikten gelen, Yüce Allah’ı tevhide, O’nun şanını yüceltmeye ulaş­mak üzere Allah’ın ayetlerine bakmayı terkedip onlar üzerinde düşünmeyen kimseleredir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Kim Rahman (olan Allah)’m zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ede­riz, artık o onun ayrılmaz arkadaşı olur.” (Zuhruf, 40/36). Bu kâfirler Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de açıklamış olduğu zikrini dinlemiyor, akıllarıyla kavrayamı-yorlardı.

Kısacası kâfirler Allah’ın ayetlerini (varlık ve birliğinin belgelerini) gör­mezlikten geldiler ve Allah’ın Kitab’ında sözü edilen sem’î delillerden de yüz çevirdiler. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki gözler kör ol­maz. Asıl göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hacc, 22/46). Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Ve dediler ki: “Bizi davet edegeldiğin şeye karşı kalplerimiz ör­tüler içindedir, kulaklarımızda da bir ağırlık vardır.” (Fussilet, 1/45).

2- Allah’tan başka bir takım tanrılara ibadet etmek: “Kâfirler beni bırakıp da kullarımı veliler edinebileceklerini mi sandılar?” Allah’ı inkâr eden ve baş­ka veliler, yani Allah dışında melekleri, Mesih’i, şeytanları ve benzerlerini ma-budlar edinenler, bunun kendilerine fayda vereceğini yahut da onları azaptan kurtaracağını mı zannettiler? Asla! Bu mabudlarm onlara faydası olmayacak­tır. Bu konudaki yanlışlıklarını da açıkça göreceklerdir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Hayır! Onların kendilerine ibadetlerini red­dedecekler ve onlara zıd olacaklardır.” (Meryem, 19/82). İşte bundan dolayı Yü­ce Allah şu buyruklarıyla da onların görecekleri azabı haber vermektedir:

“Doğrusu biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.” Şüphesiz biz, Allah’ı inkâr eden bu kimselere kıyamet gününde cehennemi, konaklayacakları bir yer olarak hazırladık. Buna sebep onların Allah’tan başka veliler, yani mabudlar edinmeleridir.   Bu ifadeler onlarla bir alay ve hesaplarının yanlışlığını ifade etmek içindir.

3- Bilgisizlik ve ahmaklık: “De ki: Ameller bakımından en çok kayıpta bulu­nanları haber verelim mi? Onlar iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya haya­tındaki çalışmaları boşa gitmiş olanlardır.” Ey Muhammed! Onlara şöyle söyle: Ey insanlar! Sizlere insanlar arasında amellerini en ileri derece kaybeden ve he­saplarında en büyük yanılgıya düşmüş olanların kimler olduklarını bildirelim mi? Bunlar dünya hayatında sapan ve razı olunan ve makbul bir şeriata bağlı ol­mayıp batıl işler, işleyen ve hiç bir fayda sağlamayacak işlerle kendilerini yoran, bunun sonucunda da helak olan, amellerinin semerelerini, meyvelerini kaybeden kimselerdir. Bunlar aynı zamanda içinde bulundukları hale aldanan bir toplu­luktur. Bu işi yaparken iyilik yaptıklarını zannederler. Bunun sonuçlarından ya­rarlanacaklarını, makbul kimseler olup sevineceklerini zannederler. Ayet-i keri­me onlara şiddetli bir azarlamayı da ifade eder. Özetle: Benden başkalarına iba­det eden şu kâfirlere şunu söyle: Yarın onların çalışmaları ve emelleri boşa çıka­caktır. Bu bakımdan onlar ameller bakımından en çok ziyanda olan kimselerdir.

Amellerinin bir işe yaramamasının sebebini Yüce Allah şöyle ifade etmek­tedir: “İşte onlar Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu­nun için yaptıkları boşa gitmiştir, kıyamet günü biz onlara bir ağırlık vermeye­ceğiz. ” Amel bakımından en ileri derecede zararda olan bu kimseler, dünya ha­yatında Allah’ın ayetlerini, O’nun birliğine delâlet eden tekvini ve tenzili ayet­lerini (kâinatta O’nun varlığına delil olan belgelerle peygamberlerine indirmiş olduğu belgeleri), öldükten sonra dirilişi, hesabı, Allah’a kavuşmayı ve ondan sonra görülecek ahirete dair halleri inkâr edenlerdir. O bakımdan, bunların gü­zel zannedip işledikleri amelleri boşa çıkmış, batıl olmuştur. Nitekim Yüce Al­lah şöyle buyurmaktadır: “Onların işledikleri her bir amellerinin önüne geçip, zerre gibi havaya verip boşa çıkartırım” (Furkân, 25/23). Böylelikle amelleri­nin bir ağırlığı, onların da bizim yanımızda bir kıymetleri olmaz. Onlara en ufak bir değer vermeyiz. İşledikleri o amellerine de hiç bir sevap olmayacaktır. Çünkü amellerinin hayırla en ufak bir ilgisi yoktur.

İşte, o takdirde onların küfür ve masiyetlerine karşılık en âdil ceza, cehen­nem olacaktır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İşte inkâr edip pey­gamberlerini ve ayetlerini alaya almalarına karşılık olarak onların cezası ce­hennemdir. ” Onların cehennem ateşinde batıl amellerine karşılık uğrayacakla­rı ceza ve tehdidin asıl sebebi inkâr edip kâfir olmaları, Allah’ın ayetleri, pey­gamberleri ve onların mucizeleri ile alay etmeleridir. Onlar dünyada iken bun­larla alay edip eğlendiler ve en ileri derecede onları yalanladılar. [1][37]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.