VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KEHF SURESİ 100. VE 106. AYET-İ KERİMELER
Kâfirlerin Cezası
100- O gün kâfirlere cehennemi ayan beyan gösteririz.
101- Onların gözleri benim öğüdüme karşı kapalıydı ve dinlemeye tahammül edemezlerdi.
102- Kâfirler beni bırakıp da kullarımı veliler edinebileceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.
103- De ki: “Size amel hakımından en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi?
104- “Onlar iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiş olanlardır.”
105- İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bunun için yaptıkları boşa gitmiştir. Kıyamet günü biz onlara bir ağırlık vermeyeceğiz.
106- İşte inkâr edip peygamberlerini ve ayetlerini alaya almalarına karşılık olarak onların cezası cehennemdir.
Açıklaması
“Kafirlere cehennemi ayan beyan gösteririz.” Biz o gün cehennemi, Sûr’a ikinci defa üfürülmesinden sonra Allah’ı inkâr edenlere açık seçik bir şekilde göstermiş olacağız; onları toplayacağımız günde o cehennemin dehşetini müşa-hade etsinler diye.
Kâfirlerin bir takım nitelikleri vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:
1- Hakkı görmezlikten ve işitmezlikten gelmek. “Onların, gözleri bizim öğüdümüze karşı kapalıydı ve dinlemeye tahammül edemezlerdi.” Cehennem azabı şüphesiz hidayeti kabul etmeye, hakka tabi olmaya karşı gafil davranan, onu görmezlikten gelen, Yüce Allah’ı tevhide, O’nun şanını yüceltmeye ulaşmak üzere Allah’ın ayetlerine bakmayı terkedip onlar üzerinde düşünmeyen kimseleredir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Kim Rahman (olan Allah)’m zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz, artık o onun ayrılmaz arkadaşı olur.” (Zuhruf, 40/36). Bu kâfirler Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de açıklamış olduğu zikrini dinlemiyor, akıllarıyla kavrayamı-yorlardı.
Kısacası kâfirler Allah’ın ayetlerini (varlık ve birliğinin belgelerini) görmezlikten geldiler ve Allah’ın Kitab’ında sözü edilen sem’î delillerden de yüz çevirdiler. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki gözler kör olmaz. Asıl göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hacc, 22/46). Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Ve dediler ki: “Bizi davet edegeldiğin şeye karşı kalplerimiz örtüler içindedir, kulaklarımızda da bir ağırlık vardır.” (Fussilet, 1/45).
2- Allah’tan başka bir takım tanrılara ibadet etmek: “Kâfirler beni bırakıp da kullarımı veliler edinebileceklerini mi sandılar?” Allah’ı inkâr eden ve başka veliler, yani Allah dışında melekleri, Mesih’i, şeytanları ve benzerlerini ma-budlar edinenler, bunun kendilerine fayda vereceğini yahut da onları azaptan kurtaracağını mı zannettiler? Asla! Bu mabudlarm onlara faydası olmayacaktır. Bu konudaki yanlışlıklarını da açıkça göreceklerdir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Hayır! Onların kendilerine ibadetlerini reddedecekler ve onlara zıd olacaklardır.” (Meryem, 19/82). İşte bundan dolayı Yüce Allah şu buyruklarıyla da onların görecekleri azabı haber vermektedir:
“Doğrusu biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.” Şüphesiz biz, Allah’ı inkâr eden bu kimselere kıyamet gününde cehennemi, konaklayacakları bir yer olarak hazırladık. Buna sebep onların Allah’tan başka veliler, yani mabudlar edinmeleridir. Bu ifadeler onlarla bir alay ve hesaplarının yanlışlığını ifade etmek içindir.
3- Bilgisizlik ve ahmaklık: “De ki: Ameller bakımından en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi? Onlar iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiş olanlardır.” Ey Muhammed! Onlara şöyle söyle: Ey insanlar! Sizlere insanlar arasında amellerini en ileri derece kaybeden ve hesaplarında en büyük yanılgıya düşmüş olanların kimler olduklarını bildirelim mi? Bunlar dünya hayatında sapan ve razı olunan ve makbul bir şeriata bağlı olmayıp batıl işler, işleyen ve hiç bir fayda sağlamayacak işlerle kendilerini yoran, bunun sonucunda da helak olan, amellerinin semerelerini, meyvelerini kaybeden kimselerdir. Bunlar aynı zamanda içinde bulundukları hale aldanan bir topluluktur. Bu işi yaparken iyilik yaptıklarını zannederler. Bunun sonuçlarından yararlanacaklarını, makbul kimseler olup sevineceklerini zannederler. Ayet-i kerime onlara şiddetli bir azarlamayı da ifade eder. Özetle: Benden başkalarına ibadet eden şu kâfirlere şunu söyle: Yarın onların çalışmaları ve emelleri boşa çıkacaktır. Bu bakımdan onlar ameller bakımından en çok ziyanda olan kimselerdir.
Amellerinin bir işe yaramamasının sebebini Yüce Allah şöyle ifade etmektedir: “İşte onlar Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bunun için yaptıkları boşa gitmiştir, kıyamet günü biz onlara bir ağırlık vermeyeceğiz. ” Amel bakımından en ileri derecede zararda olan bu kimseler, dünya hayatında Allah’ın ayetlerini, O’nun birliğine delâlet eden tekvini ve tenzili ayetlerini (kâinatta O’nun varlığına delil olan belgelerle peygamberlerine indirmiş olduğu belgeleri), öldükten sonra dirilişi, hesabı, Allah’a kavuşmayı ve ondan sonra görülecek ahirete dair halleri inkâr edenlerdir. O bakımdan, bunların güzel zannedip işledikleri amelleri boşa çıkmış, batıl olmuştur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onların işledikleri her bir amellerinin önüne geçip, zerre gibi havaya verip boşa çıkartırım” (Furkân, 25/23). Böylelikle amellerinin bir ağırlığı, onların da bizim yanımızda bir kıymetleri olmaz. Onlara en ufak bir değer vermeyiz. İşledikleri o amellerine de hiç bir sevap olmayacaktır. Çünkü amellerinin hayırla en ufak bir ilgisi yoktur.
İşte, o takdirde onların küfür ve masiyetlerine karşılık en âdil ceza, cehennem olacaktır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İşte inkâr edip peygamberlerini ve ayetlerini alaya almalarına karşılık olarak onların cezası cehennemdir. ” Onların cehennem ateşinde batıl amellerine karşılık uğrayacakları ceza ve tehdidin asıl sebebi inkâr edip kâfir olmaları, Allah’ın ayetleri, peygamberleri ve onların mucizeleri ile alay etmeleridir. Onlar dünyada iken bunlarla alay edip eğlendiler ve en ileri derecede onları yalanladılar. [1][37]