sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA MERYEM SURESİ 16. VE 22. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA MERYEM SURESİ 16. VE 22. AYET-İ KERİMELER
Temmuz 28, 2026 09:58
9
A+
A-

Hz. Meryem Kıssası -1-Hz. Meryem’in Hz. İsa’ya Gebe Kalması

 

16-  Kitap’ta Meryem’i de an. Hani o kendi ailesinden doğudaki bir yere çe­kilmişti.

17- Sonra onlarla arasına bir perde ger­mişti. Derken biz ona Ruhumuzu gön­derdik. Tam bir Ademoğlu suretinde ona göründü.

18-  Dedi ki: “Senden Rahman’a sığını­rım. Eğer muttaki isen.”

19- Dedi ki: “Ben ancak Rabbinin elçisi­yim. Sana tertemiz bir oğul vermeye (geldim).”

20- Dedi ki: “Benim nasıl oğlum olabilir, bana hiç bir adam dokunmamıştır ve ben zaniye de değilim!”

21-  Dedi ki: “Öyledir. (Fakat) Rabbin buyurdu ki: O bana kolaydır. Biz onu insanlara bir alâmet ve nezdimizden

“bir rahmet ‘kılacağız. O ‘hükmölunmuş bir emridir.”

22- Sonra ona hamile kaldı, onunla yal­nız başına uzak bir yere çekildi.

 

Açıklaması

 

“Kitapta Meryem’i de an. Hani o kendi ailesinden doğudaki bir yere çekil­mişti.” Ey insanlara peygamber olarak gönderilmiş olan Muhammedi Sen bu surede Hz. Davud’un soyundan gelen İmran kızı bakire Meryem’in kıssasını da zikret. Meryem, İsrailoğulları arasında tertemiz bir aileye mensuptu. Hani bu Meryem aile halkından ayrılmış, bir tarafa çekilmişti. Onlardan Beytülmak-dis’in yahut Mescid-i Mukaddes’in doğu tarafında bir yere ibadete çekilmek kasdıyla uzaklaşıp gitmişti.

İbni Cerir, İbni Abbas’m şöyle dediğini rivayet etmektedir: Ben Allah’ın ya­rattıkları arasında Hristiyanların doğu tarafını ne diye kıble edindiğini en iyi bi­len kimseyim. Yüce Allah’ın: “Hani o kendi ailesinden doğudaki bir yere çekilmiş­ti” buyruğundan dolayıdır. Onlar Hz. İsa’nın doğum yerini kıble edindiler.

“Sonra onlarla arasına bir perde çekmişti. Derken biz ona ruhumuzu gön­derdik. Tam Ademoğlu suretinde ona göründü.” Meryem ibadet esnasında gör­mesinler diye kendisini örtecek bir örtü yahut bir engelin arkasında onların görmeyeceği bir şekilde saklandı. Yüce Allah da ona Cebrail’i tam, eksiksiz bir insan suretine bürünmüş olarak gönderdi ki, onun söyleyeceği sözlerden, me-leklik suretinde onunla konuşmaktan ürkmesin. Meryem onu görünce kendisi­ne bir kötülük yapmak istediğini zannetti.

Yüce Allah’ın “Ruhumuz” buyruğundan kasıt Hz. Cebrail’dir. Bir diğer ayet-i kerimede de nitekim şöyle buyurulmaktadır: “Onu Ruhu ‘l-Emîn, uyarıcı­lardan olasın diye, senin kalbine indirmiştir” (Şuarâ, 26/193-194).

Hz. Meryem’in Rûhu’l-Emîn’e karşı takındığı tavır Yüce Allah’ın ifade etti­ği üzere şöyle olmuştur:

“Dedi ki: Senden Rahman a sığınırım, eğer muttaki isen.” Bakire Hz. Mer­yem şöyle demişti: Eğer Allah’tan korkan bir kimse isen bana bir kötülük yap­mandan Rahman olan Allah’a sığınırım. Haydi perdenin arkasından çık, git. İşte zararı önlemede daha kolay olana öncelik tanımak şeklinde meşru olan bu­dur. Önce Aziz ve Celil olan Allah’tan korkmasını istedi. Allah’a sığınmak ve korkutmak ise ancak takva sahibi olan kimseyi etkiler. Bu da Yüce Allah’ın şu buyruklarını andırmaktadır: “Eğer mümin iseniz faizden arta kalanı terk edi­niz.” (Bakara, 2/278). İman bunu gerektirmekte, böyle davranmayı icap ettir­mektedir. Yoksa bazı hallerde Yüce Allah’tan korkulur, bazı hallerde korkul­maz, demek değildir. Bu ifadeler ise Hz. Meryem’in iffet ve takvasının bir deli­lidir.

f Hz. Cebrail ona şu şekilde cevap verdi: “Dedi ki: Ben ancak Rabbimin elçi­siyim. Sana tertemiz bir oğul vermeye geldim.” Melek Cebrail onun dehşetini sakinleştirerek, korkusunu gidererek şöyle dedi: Ben sana kötülük yapmak is­temiyorum, ben kendisine sığınmış olduğun Rabbinin sana gönderdiği elçisi­yim. Ben kendisinden kötülük beklenen yahut zannettiğin tipten bir kimse de­ğilim. Allah beni sana günahlardan arınmış, temizlik ve iffet ile büyüyüp geli­şecek bir oğul bağışlayayım diye gönderdi. Hz. Cebrail’in burada bağışlamayı kendisine nispet etmesinin sebebi, Yüce Allah’ın emriyle bu işin onun vasıta­sıyla cereyan etmesinden dolayıdır.

Hz. Meryem işittiğinden hayrete düştü ve şöyle dedi: “Benim nasıl oğlum olabilir, bana hiç bir adam dokunmamıştır ve ben zaniye de değilim?” Benim nasıl oğlum olabilir? Ne şekilde bu oğul benden dünyaya gelecektir? Çünkü be­nim kocam olmadığı gibi herhangi bir erkek bana yaklaşmış da değildir. Benim gibi birisinden de ahlâksızlık beklenemez, düşünülemez. Ben hiç bir gün ahlâk­sız bir kadın olmadım. Yani zaniye değilim. Ücret karşılığı erkeklerle birlikte olan bir kimse değilim. Onun verdiği bu cevap Yüce Allah’ın kudretiyle böyle bir şeyi gerçekleştirmesini uzak gördüğünden dolayı değildi. O âdeten ancak bir erkekle birlikte olmak suretiyle çocuk doğurulabileceğini biliyordu. Hz. Meryem esasen insanların atasının hem babasız hem annesiz yaratıldığını bili­yordu. Peki acaba bu çocuk Hz. Adem gibi doğrudan Allah tarafından yaratılan bir yaratık mı olacaktır yoksa gelecekte kendisiyle evleneceği bir koca vasıta­sıyla mı olacaktır?

Ona şu şekilde cevap verdi: “Dedi ki: Öyledir Rabbin buyurdu ki: O bana kolaydır. Biz onu insanlara bir alâmet ve nezdimizden bir rahmet kılacağız. O hükmolunmuş bir emrdir.” Yani hakkında soru sorduğu hususa cevap olmak üzere melek ona şöyle dedi: Allah buyurdu ki: Senden bir çocuk var edilecektir. Velev ki senin kocan olmasın. Velev ki hayasızlık yoluyla olmasın. O dilediği her şeye gücü yetendir. Diğer taraftan onun yaratılmasını, yaratılışlarını çeşitli yapan, yoktan var edicinin kudreti için insanlara bir delil kılsın diye böyle ya­pacaktır. Çünkü o ataları Adem’i erkek ve dişi olmaksızın yarattığı gibi annele­ri Havva’yı dişisiz erkekten, İsa’yı yalnızca dişiden yarattı. Diğer varlıkları da bir erkek ve bir dişiden var etti.

Ayrıca Yüce Allah bu çocuğu Allah’tan kullarına bir rahmet kılacaktır. Onu bir peygamber olarak gönderecektir. Yüce Allah’a ibadete ve onu tevhide çağıracaktır. Bu işin böyle olacağı ise, Yüce Allah’ın ezelî ilmiyle takdir edil­miştir. Kalemin mürekkebi bu hususta kurumuştur. Artık bunda herhangi bir değişiklik söz konusu olamaz. Bu ayet-i kerimenin bir başka benzeri de şudur: “İşte böyle, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince sadece ol der, o da olu­verir” (Âl-i İmran, 3/47). Bundan önceki bölüm olan: “Nezdimizden bir rahmet kılacağız.” buyruğunun bir benzeri de Yüce Allah’ın şu buyruklarıdır: “Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da ahirette de itibarlı ve yakın kılınmış­lardandır. O beşikte de yetişkinlikte de insanlarla konuşacaktır ve salihlerden olacaktır.” (Âl-i İmran, 3/45-46).

“Ve ben zaniye de değilim.” ifadesinin bir benzeri de Yüce Allah’ın şu buy­ruğudur: “İffetini korumuş olan îmran kızı Meryem ‘i de (Allah bütün kadınlara örnek gösterdi.) Biz ona ruhumuzdan üfledik…” (Tahrim, 66/12).

Derken Yüce Allah’ın muradı tahakkuk etti: “Sonra ona hamile kaldı, onunla yalnız başına uzak bir yere çekildi.” Hz. Cebrail, ona Allah’tan aldığı sözleri ilettikten sonra Meryem Yüce Allah’ın hükmüne teslimiyet gösterdi. Hz. Cebrail de gömleğinin yakasına üfledi, bu üflemesi içine kadar indi, rahmine vardı. Yüce Allah’ın izni ve emri ile çocuğuna hamile kaldı. Uzakça bir yere çe­kildi. “Ona hamile kaldı” anlamına gelen kelimedeki “fe” harfi takip (bir fiilin bir önceki fiilin akabinden meydana gelmesi) ise de, her bir şeyin takibi kendi durumuna göredir.

Kur’an-ı Kerim Hz. Meryem’in hamilelik süresini belirtmemektedir, çünkü bunu bilmeye gerek yoktur. O bakımdan biz hamileliğin kadınlarda görülen alışılmış sürede olduğu görüşündeyiz. Bu da dokuz aydır. Onun uzakça bir yere çekilmesi doğurmak için değil, kavminden utandığından ve şüpheli bir durum­la itham edilmekten çekindiği içindi. [1][7]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.