TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HAC SURESİ 26. VE 30. AYET-İ KERİMELER
26- Bir zaman biz İbrahim’e Kabe’nin yerini gösterip şöyle vahyet-tik: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evim olan Kabe’yi tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rüku edenler ve secdeye varanlar için temizle.
Allah Teala bu âyet-i kerimede, Tevhid inancının ilk yerleştiği yer olan Kabe ve onun çevresinde yaşayan insanların, bu inançtan vazgeçerek Allah’a ortak koşmalarının ve putlara tapmalarının ahmakça bir davranış olduğunu ortaya koymaktadır. Zira Allah Teala, daha Hz.İbrahim Kabe’yi yaparken kendisine ortak koşmamasını ve orayı put ve Tağutlardan arındırmasını emretmiştir. [1][35]
27- İnsanları Hacca davet et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan gelen her zayıf (yola elverişli) binekle sana varsınlar.
Ey İbrahim, sen insanlara Beytullah olan Kabe’yi Hac etmelerini emret. Onlar sana uzak yakın her taraftan yaya olarak veya katettiği yol sebebiyle zayıflamış develer üzerinde gelsinler.
Rivayet edildiğine göre, Hz. İbrahim’e bu emir gelince “Ey rabbim, ben bu emri onlara nasıl tebliğ edeyim? Benim sesim onlara ulaşmaz.” dedi. Bunun üzerine Allah Teala buyurdu ki: “Sen çağır senin davetini onlara duyurmak bize aittir.”
Hz. İbrahim, “Makam-ı İbrahim.” diye adlandırılan taşın veya Hacerül Esved’in yahut Safa tepesinin veya Ebi Kubeys dağının üzerine çıktı ve “Ey insanlar, rabbiniz size bir ev yaptı siz orayı Haccedin.” diye çağırdı. Onun bu sesini dağlar taşlar, hatta rahimlerde bulunan ceninler ve babalarının sulblerinde bulunan insanlar bile duydu ve ona “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk.” diye cevap verdiler. [2][36]
28- Böylece onlar (dünyevî ve uhrevî) menfaatlerini görsünler ve betli günlerde, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları kurban ederken, Allah’ın adını ansınlar. Siz de onlardan yeyin, yoksula ve fakire yedirin* Abdullah b.Abbas ve Said b.Cübeyr’e göre, Beytullah’ı ziyarete gelen insanların görecekleri menfaatler, dünyevî ticaretlerdir. Mücahide göre ise bu menfaatler, dünyada ticaret âhirette ise elde edilecek mükâfatlardır.
Ebu Cafer ve Muhamed b.Ali’ye göre ise bu menfaat, Allah’ın, Hacceden-leri affetmesidir.
Taberi bu menfaatlerden maksadın, Allah’ı razı edecek bütün ameller ve dünyevî tiacaretler olduğunu söyleyen görüşü tercih etmiştir. Zira âyetin mânâsının bunu ifade ettiğini söylemektedir.
Kesilecek hayvanların üzerine belli günlerde Allah’ın adının anılması istenmektedir. Bazı müfessirlere göre bu günler “Teşrik tekbirlerinin getirildiği günlerdir.” Bazılarına göre ise bu günler “Zilhicce ayının ilk on günüdür.”
Âyet-i kerimenin sonunda: “O etlerden yoksula ve fakire yedirin.” Duyurulmaktadır. Burada geçen “yoksul”un, müzmin hasta veya dilenen fakit yahut sıkitıya düşmüş çaresiz kişi olduğu izah edilmektedir. [3][37]
29- Sonra temizliklerini yapsınlar, adaklarını yerine getirsinler ye Bcytül Atik’i (Kabe’yi) tavaf etsinler.
Müfessirlerin çoğunluğuna göre burada ifade edilen temizlikten maksat, vücuttaki tıraş edilecek yerlerin tıraş edilmesi, tırnakların kesilmesi, bıyıkların kısaltılması ve sakalın toplanması gibi maddi temizliklerdir. Bazılarına göre ise buradaki temizlikten maksat, Hac menasikini yerine getirerek manevi yönden temizlemektir. Bazlarına göre de buradaki temizlenmekten maksat, hem Hac menasikini yerine getirerek mânevi yönden temizlenmek, hem de ihramdan çıktıktan sonra vücudun maddi kirlerden temizlenmesidir.
Âyet -i kerimde,”Adaklarını yerine getirsinelr,” buyurulmaktadır. Bundan maksat, Hacıların, hacca giderek kendilerine gerekli kıldıkları Hac menasikini ifa etmeleridir. Yahut Hac da yapmayı adadıkları herhangi bir adağı yerine getirmeleridir. Yahut özellikle adamış oldukları Kurbanı kemeleridir.
Yine âyeti kerimede “Beytül Atik” ifadesi geçmektedir. Beytül Atik’ten maksat da Kabe’dir. “Atik”in mânâsı: “Âzâd edilmiş” “Hür” ve “Eski” anlamındadır. Bazı müfessirler bu mânâlara bakarak demişlerdir ki: “Kabe’ye Beytül Atik denmesinin sebebi, “Allah’ın orayı bütün zorbalardan beri kılmasıdır.” bazıları ise “Bunun sebebi Kabe’ye hiç kimsenin mülk olarak sahib olmamasıdır.” demişlerdir. Diğer bazıları da demişlerdir ki: “Oraya Beytül Atik” denmesinin sebebi, Kabe’nin en eski Beytuüah olmasıdır.”
Beytül Atik’i tavaf etmek ise, Arafat’taki Vakfeden sonra yapılan ziyaret tavafıdır.” [4][38]
30- Bu, budur. Kim, Allah’ın yasaklarına saygı gösterirse bu, rabbi-nin nezdindc kendisi için daha hayırlıdır. Size Kur’an’da haram oldukları beyan edilenlerin dışındaki hayvanlar sizlere helal kılınmıştır. Artık murdar putlardan kaçının, yalan sözden sakının,
Ayet-i kerimede, Allah’ın yasak kıldığı şeylerden kaçınılması emredil-mektedir. Bunlardan maksat, Mekke’de işjenimesi haram olan şeyler, Hac ve Umre için ihrama girildiğinde istenilmesi haram olan şeyler ve Allah’ın haram kılmış olduğu diğer bütün fiillerdir.
Yine âyette, Kuran-ı KerinVde haram oldukları beyan edilen hayvanlar dışında diğer bütün hayvanların İslâmî esaslara göre kesilmeleri şartıyla etlerinin yenmesinin helal olduğu zikredilmekte ve Arapların “Bahire” “Sâibe” “Vasile” ve “Hâm” diye adlandırdıkları hayvanların etlerinin yenilebileceği ifade edilmektedir. Böylece hiçbir kimsenin kendiliğinden haram ve helal hükmü koyamayacağı beyan edilmektedir.
Âyet-i kerimede, putlara tapmanın bir murdarlık olduğu zikredilmekte ve bundan kaçınılması emredilmektedir. Âyetin son bölümünde ise yalan söz ve yalan yere şahitlik, putlara tapma murdarlığına denk olarak gösterilmekte ve bu çirkin işten de kaçınması emredilmektedir.
Peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerifinde en büyük günahları sıralayarak üç defa şöyle buyurmuştur:
“Ben size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” (diye sormuş) “Evet”(Haber ver) ey Allah’ın Resulü.” demişler. Resulullah da şöyle buyurmuştur: “Allah’a ortak koşmak. Ana babaya kötü davranmaktır.” Resulullah (s.a.v.) yaslandığı yerden doğrularak sözlerine şöyle devam etmiştir: “İyi bilin ki birde yalan söylemektir.” Ebu Bekre diyor ki: “Resulullah (s.a.v.) bu son sözü durmadan tekrar ediyordu. Öyle ki bizler “Keşke sussa.” diyorduk. [5][39]