sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

RABB’İNİ TANIYOR MUSUN?

Ocak 13, 2026 11:59
16
A+
A-

RABB’İNİ TANIYOR MUSUN?

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd âlemleri yoktan var eden, bizlere sayısız nimet veren, din gününün sahibi Allah Azze ve Celle’ ye mahsustur. Salat ve selam mü’minlerin önderi, sevgili peygamberimiz Hz Muhammed (sav.) e ehline, ashabına ve tüm mü’minlerin üzerine olsun.

İnsan, fıtratı gereği bir şeye dayanmak, güvenmek ve anlam aramak ister. Ancak bugün birçok Müslüman, Allah’a iman ettiğini söylemesine rağmen O’nu gerektiği kadar tanıyıp tanımadığı sorusuyla yüzleşmemektedir. Oysa iman, yalnızca “inanıyorum” demekle değil, tanımakla, idrak etmekle ve bunun hayata yansımasıyla kemale erer.

Kur’anda bu hakikat çok açık bir şekilde ortaya koymaktadir:

“Allah’tan ancak alimler (O’nu hakkıyla tanıyanlar) gereği gibi korkar.”

(Fâtır, 28)

Demek ki Allah korkusu, kuru bir endişe değil; bilginin, marifetin ve tanımanın neticesidir.

Peki Allah’ı tanımak ne demektir?

Allah’ı tanımak; O’nun isimlerini ve sıfatlarını hakkıyla bilmektir.  Kâinattaki kudretini, rahmetini, adaletini ve hikmetini tefekkür etmektir. Sadece “Allah vardır” demek değil;

Er-Rezzâk olduğunu bilip rızık endişesine kapılmamaktır.

El-Adl olduğunu bilip zulme razı olmamaktır.

Er-Rahmân olduğunu bilip ümit kapısını kapatmamaktır.

Kur’an, Allah’ın bilinmek ve tanınmak istediğini bize hatırlatır:

“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.”

(Zâriyât, 56)

Âlimler bu ayetteki “kulluk” ifadesini, “Beni tanısınlar” şeklinde açıklamışlardır. Çünkü tanınmayan bir ilaha hakkıyla kulluk edilemez.

Allah’ı gereği gibi tanımayan bir kalpte;

Tevekkül zayıflar,

Korkular artar,

Dünya büyür, ahiret küçülür.

Allah’ı tanıyan insan için hayat rastgele değildir. Başına gelen her şey bir imtihan, her nimet bir emanet olur. Bu tanıma kişiye:

Huzur kazandırır:

“Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.”

(Ra‘d, 28)

Güven kazandırır:

“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.”

(Talâk, 3)

En önemlisi kuvvetli bir iman kazandırır.

  Allah’ı tanıdıkça kulun kalbinde iki duygu birlikte derinleşir: sevgi ve haşyet. Bu ikisi birbirinin zıddı değil, aksine imanı ayakta tutan iki temel sütundur. Allah’ı tanımayan korkar ama kaçar; Allah’ı tanıyan ise sever ama sınırları aşmaktan sakınır.

Allah’ı tanıdıkça sevmek; O’nun nimetlerini, rahmetini, kullarına olan lütfunu fark etmektir. Verdiğini başa kakmayan, affettiğini yüzüne vurmayan, sabırla kulunu bekleyen bir Rabbe karşı kalpte muhabbet oluşur. Allah CC Kuran’da şöyle buyurmuştur:

“İman edenlerin Allah’a olan sevgisi çok daha şiddetlidir.”

(Bakara, 165)

Allah’ı tanıdıkça gereği gibi korkmak ve sakınmak ise, O’nu sadece merhametiyle değil; azamet, kudret ve adaletiyle de bilmektir. Bu korku, panik değil; saygı dolu bir bilinçtir.  bu korku “haşyet” olarak tanımlanır. Kura da :

“Allah’tan ancak alimler gereği gibi korkar.”

(Fâtır, 28) Buyrulmaktadır .

Haşyet, günaha yaklaşırken geri adım attırır; kulun kalbine “Allah görüyor” bilincini yerleştirir. Sevgi, itaati kolaylaştırır; haşyet ise sınırları korur. Biri olmadan diğeri eksik kalır.

İşte tevhid şuuru, bu iki duyguyu dengede tutar: Allah sevilir ama hafife alınmaz; korkulur ama O’ndan kaçılmaz. Kul, Rabbiyle arasındaki bağı ne korkuyla koparır ne de sevgi adı altında gevşetir. Çünkü Allah’ı gerçekten tanıyan bilir ki; O, en merhametli olduğu kadar en yüce ve en mutlak olandır.

Burayı biraz da açalım;

Allah’ı tanımanın en temel gereği, O’nu tevhid etmektir. Çünkü Allah, yalnızca bilinmek değil; birlenmek, yani ibadette, hükümde ve itaatte tek kabul edilmek ister. Kur’an’da Allah’ın en açık ve en kesin vurgularından biri şudur:

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bunun dışındaki günahları dilediğine bağışlar.”

(Nisâ, 48)

Allah’ı tevhid etmemek; O’nun Er-Rezzâk oluşunu bilip rızkı başkalarında aramak, El-Adl olduğunu söyleyip hükmü insanların keyfine bırakmak, Er-Rahmân olduğunu dile getirip affı başka kapılarda aramaktır. Bu nedenle tevhid, sadece “Allah birdir” demek değil; hayatın bütün alanlarında O’nu tek otorite kabul etmektir.

Allah Teâlâ bu hakikati defalarca hatırlatır:

“Allah ile birlikte başka bir ilaha kulluk etmeyin.”

(İsrâ, 22)

“Kim Allah’a ortak koşarsa, Allah ona cenneti haram kılmıştır.”

(Mâide, 72)

İşte Allah’ı gerçekten tanıyan bir kul, yalnızca günahlarından değil; şirkten, gizli ortaklıklardan ve kalpteki sahte ilahlardan da arınmaya çalışır. Çünkü bilir ki Allah, kendisiyle hiçbir şeyi ortak istemez.

Rabbim bizleri kendisini hakkıyla tanıyanlardan kılsın.

Elhamdülillahirabbilalemin

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.