VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 83. VE 85. AYET-İ KERİMELER
Münafıklarla Cihada Çıkmanın Ve Ölülerinin Namazını Kılmanın Yasaklanması, Mal Ve Çocuklarla Aldanmaktan Sakındırma
83- Eğer Allah seni onlardan bir zümrenin (münafıkların) yanına döndürür de çıkmak için senden izin isterlerse
de ki: “Siz, ebediyen benimle beraber asla çıkamazsınız ve benimle beraber hiçbir düşmanla savaşmazsınız. Çünkü siz ilk defa oturmaya razı oldunuz. Artık siz geri kalanlar(kadın ve çocuklarla beraber oturun.”
84- Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını kılma. Kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allah ve Resulünü inkâr ile kâfir oldular ve onlar fâ-sıklar (kâfirler) olarak öldüler.
85- Onların ne malları, ne çocukları seni imrendirmesin. Allah, onları dünyada bunlarla azaba çarptırmayı ve canlarının kâfir oldukları halde, güçlükle çıkmasını ister.
Açıklaması
Allahü Teâlâ Peygamberine, eğer Allah seni bu Tebük Gazvesi seferinden, sefere çıkmayıp geri kalan münafıklar zümresine -Katâde’nin söylediğine göre bunlar 12 erkekti- geri döndürür de, seninle beraber bir başka gazveye çıkmak için senden izin isterlerse, onlara bir ceza ve azarlama olarak: Hiçbir şekilde benimle çıkmayacaksınız ve ne şekilde olursa olsun benimle asla bir düşmanla savaşmayacaksınız, de buyuruyor.
Cenâb-ı Hak: “Çünkü siz ilk defa oturmaya razı oldunuz” sözüyle, bu yasaklamanın sebebini açıklıyor. Yani siz, ilk seferinde benden geri durmayı tercih ettiniz. Mazeretsiz geri kaldınız, yalan yere yeminler ettiniz, evlerinizde oturmakla sevindiniz. Hatta cihada gitmeyip geri kalmayı teşvik ettiniz. Artık, İbni Abbas’ın dediği gibi, cihada gitmeyip geri kalan münafık erkeklerle birlikte, yahut Hasan el-Basrî’nin dediği gibi kadın, çocuk ve ihtiyarlarla birlikte ebediyen oturun. İbni Cerir’e göre, Hasan el-Basrî’nin görüşü doğru olamaz; kadınlarla ilgili kelimenin çoğulu (ayette el-Hâlifîn diye geçer), “ye” ve “nün” ile olmaz. Eğer kadınlar murad olunsaydı, “Havâlif” yahut “Hâlifât” denirdi. Denilmiştir ki, mânâ “fâsidlerle birlikte oturur” şeklindedir. Bu da, savaşı ter-ketmeyi teşvik eden kimsenin gazalara katılmasının caiz olmadığına işaret eder. Cenâb-ı Hakk’m “ilk defa” sözü Tebük Gazvesine ilk çıkışı ifade eder.
Her halükârda, ayet onları Peygamber (s.a.)’le asla arkadaşlık yapmamaları şeklinde cezalandırmayı emrediyor. Bu, Fetih sûresinde şu ayette de ifâdesini bulur: “Sen de ki: “Sizler bizim peşimizden gelemezsiniz” (Fetih, 48/15).
Sonra Allahü Teâlâ, Peygamberine (s.a.), münafıklardan uzaklaşmasını, onlardan biri öldüğü zaman namazını kılmamasını, ona dua ve istiğfar etmek için, kabrinin başında durmamasını -çünkü onlar, Allah’ı ve peygamberini inkâr etmişler ve bu hal üzere ölmüşlerdir- emretti. Bu, kâfirlerin namazını kılmanın yasak olduğunu ifâde eden bir nastır. Bu, her ne kadar ayetin iniş sebebi münafıkların başı Abdullah b. Übeyy İbni Selûl olsa da, münafıklığı bilinen her kişi hakkında geneldir. Ayetin mânâsı şöyle olur: Ey Peygamber! Münafıklardan gelecekte ölecek hiç kimsenin namazını kılma. Defnolunurken, yahut ziyaret için ona duâ etmek ve istiğfarda bulunmak maksadıyla kabrinde bulunma. “Kabir”le onu defnetmek de kasdolunabilir. O zaman mânâ: Onu defnetmeyi üstüne alma, demek olur.
Sonra Allahü Teâlâ, münafığın namazını kılmama ve dua için kabrinde bulunmama sebebini açıklıyor: “Çünkü onlar, Allah ve Rasûlünü inkâr ile kâfir oldular.” Yani onlar, Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr ettikleri gibi, Peygamberini de inkâr ettiler. Çünkü ölü için namaz kılmak onun için şefaat istemek, kabrinde bulunmak, ölüye hürmet göstermek ve ikramda bulunmaktır. Halbuki kâfir, hürmet ve ikrama lâyık değildir.
“Fâsıklar olarak öldüler”: Onlar, İslâm dininden çıkmış, hükümlerine isyan etmiş, hadlerini, emirlerini ve nehiylerini tecavüz etmiş kimseler olarak öldüler.
Sonra Allahü Teâlâ Rasûlünü, münafıkların bazı zahirî hallerini beğenmekten nehyetti: “Onların ne malları, ne çocukları seni imrendirmesin.” Onlara verdiğimiz mal, çoluk çocuk nimetlerine imrenme. Allah, onlara hayır mu-râd etmiyor. Dünyada, birtakım musibetlerle onlara işkence etmek ve işlerinin akibetini düşünemeden küfür üzere ruhlarının çıkmasını murad ediyor.
Bu ayetin benzeri, bu sûrede bazı lafız değişiklikleriyle geçti.[1][63] Tekrardaki amaç pekiştirmek ve mallarla çoluk çocukla meşgul olup kalmaktan sakın-dırmaktır. Çünkü nefisler genellikle onlarla meşgul olur ve daha iyi olan âhi-retle meşgul olmaktan geri kalır. Bu, mallara ve çoluk çocuğa aldanmaktan açıkça nehyi ve korkutmayı ifade etmektedir. [2][64]