TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA MÜ’MİNUN SURESİ 111. VE 118. AYET-İ KERİMELER
111- Bugün de ben onları, sabırlarının karşılığı olarak kurtuluşa ermekle mükâfatlandırdım.”
Cehennemden çıkmak isteyen kâfirlere, âhirette Allah Teala’nın cevabı şöyle olacaktır. “Cehennemin içinde sinip kalın. Benimle konuşmayın. Zira kullarımdan bana iman eden gurup dünyada iken şöyle diyorlardı: “Rabbimiz, biz sana, Peyamberlerine ve Peygamberlerinin senin nezdinden getirdiklerine iman ettik. Sen bizim günahlarımızı bağışla. Sen bize merhametli davran. Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısm. Sen bize azap etme.”
Siz sapıklar ise dünyada iken onları alaya alıyordunuz. Öyle ki onlan alaya almanız, beni hatırlamayı bile size unutturuyordu ve sizler onlara güveniyordunuz.
Ey müşrikler, işte bugün de ben onlan, dünyada çeşitli eziyet ve zahmetlere sabretmelerine karşılık kurtuluşa ermekle mükâfaatlandinyorum. O da cennete erişmektir. [1][119]
112- Allah: “Ycryüzühdc yıl olarak ne kadar kaldınız?” der. [2][120]
113- Onlar da: Bir gün veya bir günün bir bölümü kadar kaldık. Hesaplayanlara sor.” derler. [3][121]
114- Allah şöyle dedi: “Sadece az bir zaman kaldınız, keşke bilseydiniz. [4][122]
115- Sizi boşuna yarattığımızı ve huzurumuza çıkarılmayacağınızı mı sandınız?”
Allah, cehennemlik kâfirlere şöyle der: “Dünyada iken yeryüzünde kaç yıl kaldnız?” Onlar ise âhiretteki azabın dehşetinden ve oradaki hallerin şiddetinden, dünyada uzun bir zaman kaldıklarını unutacaklar, orada çok az bir zaman kaldıklarını sanacaklar ve şu cevabı vereceklerdir: “Biz dünyada bir gün veya bir günün bir bölümü kadar kaldık. Sen, bunları sayan Meleklere veya o zamanı hesap edenlere sor.”
Bunun üzerine Allah da onlara şöyle diyecektir. “Şayet sizler, yeryüzünde ne kadar kaldığınızı bilen kimseler olsanız anlardınız ki sizler orada, âhiret hayatına göre az bir zaman kaldınız. Keşke bunu bilmiş olsaydınız. Geçici dünya hayatını, ebedi olan âhirete tercih etmezdiniz. Böylece kötü davranışlarınızla Allah’ın gazabını hak etmezdiniz.
Ey cehennemlikler, sizleri boşuna yarattığımızı ve sizleri tekrar diriltip bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyordunuz? [5][123]
116– Gerçek hükümran olan Allah, pek yücedir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, kerim olan Arş’in rabbidir.
Herşeyin gerçek hükümranı olan Allah, müşriklerin vasıflandırmalarından münezzehtir, yücedir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, herşeyi kuşatan, rahmet ve hayınn kaynağı olan Arş’ın rabbidir. O halde o nasıl çocuk edinir? Ondan başka nasıl bir ilah olabilir? [6][124]
117- Kim, Allah’la beraber bir başka ilaha taparsa ki, onun buna dair hiçbir delili yoktur. Onun hesabı ancak rabbinin nezdindedir. Kâfirler, elbette kurtuluşa eremezler.
Allah Teala bu âyet-i kerimede, kendisine ortak koşanları tehdit ediyor ve onları, bizzat kendisinin hesaba çekeceğini beyan ediyor. Kendisine ortak koşanların, ellerinde herhangi bir delilleri bulunmadığım bildiriyor. [7][125]
118- Ey Muhammcd, de ki: “Rabbim, bağışla, merhamet et. Sen, merhamet edenlerin en hayırhsısın.”
Ey Muhammed, de ki: “Rabbim, sen, affmi a günahlarımı ört. Tevbemi kabul ederek ve yaptıklarıma karşı beni cezalandırmayarak bana merhamet et. Zira sen, merhamet edenlerin en hayırhsısın.
Allah Teala bu âyet-i kerime ile Resulullah’a ve onun şahsında biz ümmetine, nasıl dua edeceğimizi öğretiyor. [8][126]