sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 99. VE 101. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 99. VE 101. AYET-İ KERİMELER
Nisan 27, 2026 09:57
9
A+
A-

Yakub (A.S.) Ailesinin Mısır’da Buluşması

 

99- Yusuf un yanına geldiklerinde o, anasını babasını bağrına bastı, “İnşâal-lah emniyet içinde Mısır’a girin” dedi.

100- Ana babasını tahtın üzerine oturt­tu. Hepsi ona secde ettiler. O zaman Yusuf “Babacağım! İşte bu, vaktiyle gör­düğüm rüyanın neticesidir. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden geti­ren Rabbim bana pek çok iyilikte bu­lundu. Doğrusu Rabbim dilediği husus­larda lütufkârdır, O şüphesiz (herşeyi) en iyi bilendir, hakimdir” dedi.

 

Açıklaması

 

Yusuf (a.s.)’ın kardeşlerinden, kendisiyle beraber Mısır’da kalmaları için bütün ailesini Kenan diyarından Mısır’a getirmelerini istemesi üzerine babası, teyzesi, kardeşleri ve aileleri geldiler. Yusuf (a.s.), yaklaştıkları haberini alınca onları karşılamaya çıktı. Mısır kralı, Allah’ın peygamberi Yakup (a.s.)’ı karşılamaları için erkânına ve ülkenin ileri gelenlerine Yusuf (a.s.) ile gitmelerini em­retti. Yusuf (a.s.) ailesini büyük bir kalabalıkla karşıladı. Ailesi, görkemli bir saltanat içinde bulunan Yusuf (a.s.)’ın yanına girdiler. Yusuf (a.s.) ana babasını bağrına basıp onları kucakladı. Ebeveyni, İbni Cerîr’in de tercih ettiği görüşe göre annesi ve babasıydı. Zira annesi hayattaydı. Veya Yusuf (a.s.), babasını ve teyzesini bağrına basmıştı. Çünkü annesi vefat etmiş, babası da teyzesiyle ev­lenmişti.

Yusuf (a.s.), ailesinin bütün fertlerine şöyle dedi: “İnşaallah, canlarınız­dan, mallarınızdan ve ailelerinizden emin olarak Mısır’da yerleşin. Sizin için bir korku yoktur, artık asla üzülmeyeceksiniz de.”

Yusuf (a.s.), hürmet ve tazim göstererek anne ve babasını kendisiyle bera­ber tahtına oturtarak, onları yüceltti. Onbir kardeşi ve anne babası, Yusuf a t a.s.) ibadet ve ta’zim maksadıyla değil, bilâkis selâm vermek ve hürmet gös­termek için secde ettiler. O devirde krallar ve ileri gelen şahsiyetler, bu şekilde eğilerek selâmlanırlardı.

Görülmektedir ki ayetin başında bir hazif vardır. Takdiri: “Yakub (a.s.) ve ailesi Mısır’a geldiler” şeklindedir. Yine “İnşaallah” kavli ile ifade edilen Al­lah’ın meşîeti, “emin olarak…” kavlinden önce zikredilmiştir. Çünkü maksat, onların Mısır’a emniyet ve selâmet içinde girmelerini ifade etmektir. Ayette, yi­ne tahta oturtmakla secde etmek arasında da bir takdim ve te’hir vardır. Aslın­da onlar önce secde edip sonra krallık tahtına oturtmuşlardır. Fakat ayette, an­ne babayı yüceltmenin önemine binâen tahta oturmaları önce zikredilmiştir.

İşte o anda Yusuf (a.s.)’ın hatırına küçükken gördüğü eski rüyası geldi. Anne ve babasının ve kardeşlerinin secde ettiklerini görmesi sebebiyle Yusuf a.s.) şöyle dedi: “Ey Babacığım! İşte bu secde küçükken gördüğüm ‘Rüyamda onbir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm’ şeklindeki eski rüya­mın neticesidir”.

Muhakkak ki o görülen rüya, gerçek, doğru ve sâdıka çıkmıştı. Çünkü pey­gamberlerin rüyaları haktır, sabittir. Meselâ: ibrahim (a.s.)’in rüyasında oğlu­nu kestiğini görmesi, gerçek hayatta onu kesmesinin farz olmasına sebep ol­muştur. Aynı şekilde Yusuf (a.s.)’un görüp, daha önce babasına anlattığı bu rü­ya da bu secdenin gerekliliğine sebep olmuştur.

“Beni hapisten kurtaran, bana mülk veren ve sizi çölden getirip, şehrin ra­hatlığına kavuşturan Allah Tealâ, bana pek çok iyilikte bulunup, nimetlerini ihsan etti.” Yakup (a.s.)’m ailesi, çölde yaşıyor, hayvancılıkla uğraşıyor ve zor­luk ve sıkıntı içinde hayatlarını sürdürüyorlardı.

Yakup (a.s.), kardeşlerini kınamamak, onlara hürmet göstermek ve haya­larım zedelememek için kuyudan çıkarılışından bahsetmedi. Ayrıca hapishane, başına gelen en son ve kuyuya atılmaktan daha tehlikeli bir musibetti. Çünkü kadın konusunda itham edilmişti. Yine, kuyudan çıktıktan sonra hükmeden değil köle olmuşken, hapisten çıkınca bakan oldu. Böylece hapisten kurtulma­sı, tam manasıyla nimetlere garkolunmasına daha yakındı.

“Bütün bunlar, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozup, onlara vesvese verdikten sonra oldu.” Yusuf (a.s.) kardeşleriyle arasının bozulmasını şeytana nisbet etmiştir. Çünkü şeytan bozgunculuk sebebidir. Ayrıca bu ifade ile kar­deşlerine değer verdiğini göstermek istemiştir.

Rabbim bir şeyi dilediği zaman, onun için sebepler kılar, onu takdir eder ve kolaylaştırır. O, şüphesiz kullarının maslahatlarım bilen, sözünde, fiillerin­de, kaza ve kaderinde, seçtiği ve dilediği şeylerde hikmet sahibidir. [1][51]

 

Kapsamlı Bir Dua

 

Yusuf (a.s.), bu duasında Allah’ın kendisine ihsan ettiği nimetleri zikreder ve Rab-binden kendisine güzel bir akıbet nasib etmesini ister

101- “Rabbim! Bana mülkün bir kısmını verdin, ilâhi kitapların te’vilini ve rüyaların tabirini öğrettin. Ey göklerin ve  yerin yar adanı! Dünya ve ahiret işlerinıi yoluna koyan sensin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kimselerle beraber kıl.

 

Açıklaması

 

Yusuf (a.s.), babası ve kardeşleriyle buluştuktan sonra şöyle dedi: “Rab-bim! Bana Mısır’ın hakimiyetini verdin ve beni onda mutlak tasarruf sahibi kıldın. Hükmümü kimse tartışamaz, bana karşı gelemez ve hiçkimse bana ha­set edemez oldu

Rivayet edilmiştir ki, Yusuf (a.s.), Yakup (a.s.)’ın elinden tutarak onu hazi­ne dairesinde dolaştırmış, altın ve gümüş, zinet eşyaları, giyecek ve silâh depo­larına sokmuştu. Kırtasiye malzemelerinin bulunduğu depoya girince Yakub (a.s.) “Yavrucuğum! Bu kadar yazı malzemesine sahipsin. Bana sekiz konak mesafeden bir mektub bile yazmadın” Seni alıkoyan neydi? dedi. Yusuf (a.s.) “Bana Cibril (a.s.) mâni oldu” deyince Yakup (a.s.) “Sebebini sor bakalım” dedi. Yusuf (a.s.) “Bu, senin için daha kolay” diye cevap verdi. Bunun üzerine Yakup (a.s.), Cibril (a.s.)’e sebebini sorunca Cibril (a.s.) şöyle dedi: “Sen, ‘Onu kurdun yemesinden korkuyorum’ dediğin için Allah Tealâ, bana böyle emretti. Ondan korkmalıydın, değil mi? buyurdu

“Mülkün bir kısmını…” ve “bazı rüyaların tabirini…” kavillerindeki “Min” tebîz (bazı, bir kısım) içindir. Çünkü Yusuf (a.s.)’a sadece dünya mülkünün bir kısmı olan Mısır topraklan verilmiş ve bazı tabirler öğretilmişti

“Sen, göklerin ve yerin yaradanısın.

Dünya ve ahirette bana yardım eden ve bütün işlerimi yoluna koyan Sen­sin. Çünkü dünyada nimetlerine garkoldum. Bu nimetleri ahirette de devam ettir.

“Benim canımı” boyun eğmiş ve emirlerine uyar vaziyette, “İslâm üzere al” îbni Abbâs (r.a.) şöyle der: “Yusuf (a.s.)’dan önce kesinlikle hiçbir peygamber ölümü temenni etmemişti.”

“Ve beni salih kimselerle kıl.” Ve beni, genel olarak nebilerle ve rasûllerle beraber, husûsî olarak da atalarım İbrahim, İsmail, İshak-ve Yakub ile beraber kıl. Allah, Yusuf (a.s.)’ı tertemiz olarak Mısır’da vefat ettirdi. Nil’de mermerden bir lahit içine defnedildi. Fakat 400 sene sonra Musa (a.s.), lahiti Beyt-i Mak-dis’e naklettirdi ve atalarıyla beraber oraya defnedildi. [2][52]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.