BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
EN AĞIR EMANET: DAVET
Hamd Allah’a, Resulüne ve tüm müminlerin üzerine olsun inşallah.
“Siz insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten nehy edersiniz ve Allah’a iman edersiniz. Ehli kitap da inanmış olsalardı, elbette onlar için hayırlı olurdu. İçlerinden inananlar da var, fakat çoğu yoldan çıkmıştır.” (Al-i İmran 110.Ayet)
Hiç şüphesiz ki iman etmek her ne kadar önemli ise iman ve hidayet üzere kalabilmek de o kadar önemlidir. Bugün yeryüzünde yaşayan milyonlarca insan içerisinden birilerinin sebebi ile Allah bu hidayeti, bu şerefli yolu Allah bana nasip ediyor. Fakat dikkat edin bu Allah’ın hidayet etmesidir.
Bu yolda kalmak, yolun sonundaki kutlu mükafata nail olabilmek ise kişinin ya da kişilerin çalışmaları ile eş değer kılınmıştır. Tabii ki tefsirlerde ve hadislerde bir çok izahatlar yapılmıştır fakat en etkilisi de kişi veyahut kişilerin emr-i bil mağruf nehy-i anil münker görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğinde kalplerindeki yaşadığı mutluluk tarif edilebilecek bir duygu değildir. Fakat terk edildiğinde, gaflete düşüldüğünde veyahut müslümanların kendi kabuğuna çekilip farklı sebepler ile bu sorumluluk bilincini terk ettiklerinde yaşadığı ızdırap ve rahmetten uzaklaşmaları tarif edilebilir. Hatta müslüman samimi ise rahmetin kesilip dinin emir ve yasaklarının ağır gelmesi kişiye Allah tarafından gösterilebilir.
Dağların, yerlerin ve göklerin kaçtığı görev diğer insanların sorumluluklarıydı. Bu görev terk edildiğinde dikkat edin arz üzerinde huzursuzsun. Gök yüzüne baktığında tefekkür edemiyorsun huzursuzsun bir doğa, yüksek bir yere kaçıyorsun içinin sıkıntısına derman arıyorsun fakat bulamıyorsun. Yer, gök ve dağlar adeta haykırıyor müslümana; “Ey müslüman bizim kaçtığımız sorumluluğu sen üstlendiğin halde terk edersen ya da bu görev ve sorumluluğu yerine getiremezsen biz senin göğsüne derman bulamayız” der. Görev ve sorumluluğuna dön.
Dinin bize hiç şüphesiz en ağır emaneti tefekkür edildiğinde budur. Farz ibadetler, ilim öğrenmek, itaat etmek, cihad etmek; fakat cihadın davet sahası en ağır görev ve sorumluluktur.
Bu dinin hakimiyeti, bu sorumluluk yerine getirildiğinde gerçekleşecektir.
Allah’ın müslümanlara verdiği şerefe dikkat edin; “Siz insanlık için, yine insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.” En şerefli ümmetsiniz.
Soru sor Allah’a; “Niye ey Rabbim bu şerefte neyin nesi beni en şerefli kılan vasıf nedir?” İyiliği emretmek, kötülükten nehy etmek. Bu sorumluluk terk edildiğinde, görmezden gelindiğinde, hafife alındığında cezası nedir? Ey Rabbim konuş Rabbinle bak ne diyor ayet:
Ehli kitapta yani sizden önceki izzet ve şeref verdiğim toplumlar veyahut fertler bu görev ve sorumluluğu yerine getirmiş olsaydı izzet ve şerefleri ellerinden gitmezdi.
Şeytan bu izzete ve şerefe nail olamadığı için Allah’a and içti dedi ki; “Sana gelebilecek, bulunamayacaksın, ben senin dosdoğru yoluna oturacağım.” Hidayet üzere olan müslümanlar dikkat edin; hidayet sürecinde de çok uğraştı fakat samimiyetimiz ve teslimiyetimiz, itaat ve bağlılığımızın rahmeti ile Allah kulunu bu kutlu yol ile buluşturdu. Bitti mi? Vallahi bitmedi hatta yeni başlıyor.
Şimdi ne yapacağız? Şu bataklığa saplanmış fert ve toplumlar bizim davetimizi beklemekte, bunu da aslında biliyoruz. İşte şeytan tam burada İsrail oğullarını bağladığı tuzakta bizi bağlamaya çalışıyor.
Bırakalım şu Allah’ın belasını verdiği topluluğu der! Hayır bırakma, cahiliye hayatına saplanmış insanlarla otur kalk şuursuzca, hayır boş oturma. “Ne yapalım canım elimizden ancak bu geliyor, Allah affetsin” deyip dalma haramlara. Vallahi helak oluruz diye hatırlat nefsine.
Allah ve Resulü müslümandan bir çok şey beklemektedir. Eğer müslüman ona uyup icaplarını yerine getirerek gerekeni ve yükümlülüklerini idrak ederse bu sağlam inanç müslüman cemaatini ve fertlerini her alanda ileriye götürmektedir.
Bir çok mesele var fakat bu idrak yeterli olacaktır diye temenni ediyorum. Allah güç ve kuvvet versin bana ve müslümanlara. Allah ayaklarımızı ve kalplerimizi sabit kılsın. Resulullah (sas) buyurdu ya, vallahi sadaka Resulullah:
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki ya iyiliği emreder kötülükten nehy edersiniz ya da Allah üzerinize azabı indirir de dua edersiniz ama duanızı kabul etmez.” (Tirmizi hadisi) Huzeyfe Bin Yeman naklediyor.
Bak hayatına, kararlarına, çalışmana, alışkanlıklarına, evliliğine, ticaretine, evladına, hanımına. Allah ile arana bak. Azap içinde misin, rahmet içinde misin?
Selam ve dua ile.