sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ANKEBUT SURESİ 46. VE 50. AYET-İ KERİMELER

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ANKEBUT SURESİ 46. VE 50. AYET-İ KERİMELER
Mayıs 15, 2026 09:56
3
A+
A-

46- İçlerinde zulmedenler hariç, kitap ehliyle en güzel şekilde müca­dele edin ve şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de iman et­tik. Bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir. Biz yalnız ona boyun eğeriz.

Ey iman edenler, siz, kitap ehli olan Yahudi ve Hiristiyanlarla güzel söz­lerle mücadele edin. Onları Allaha, ilahi delilleri ortaya koyarak davet edin. Ki­tap ehlinden, zulmedenlere ise bu şekilde davranmayın.

Kitap ehlinden zulmedenlerin kimler oldukları hakkında çeşitli görüşler zikredilmiştir.

Mücahid ve Said b. el-Müseyyeb’e göre kitap ehlinden zulmedenler, bo­yun eğerek müslümanlara cizye vermeyi kabul etmeyen ve onlara karşı savaşan­lardır. Kitap ehlinin böyle olanlarıyla artık güzel sözlerle tartışma yoktur. Bun­larla, müslüman oluncaya veya cizye vermeyi kabul edinceye kadar savaşılır. Taberi de bu görüşü tercih etmiştir.

İbn-i Zeyd’e göre ise, kitap ehlinin zulmedenlerinden maksat, onların, İs­lama iman etmeyenleridir. Bu görüşe göre âyetin manası şöyledir: “Ey iman edenler, siz, kitap ehlinden, Allaha ve peygamberi Muhammed’e iman edenler­le, önceki dinlerinde mevcut olan meseleleri size anlattıklarında onlarla ancak en güzel bir şekilde mücadele edin. Zira onların size anlattıkları şeyler olabilir. Ancak kitap ehlinden, İslama iman etmeyen ve böylece zalim olanlarla ise sava­şın.” Ayeti bu şekilde yorumlayanlar bu âyetin mensuh olmadığını, hükmünün halen yürürlükte olduğunu söylemişlerdir.

Katade’ye göre ise bu âyet-i celile mensuhtur. Bunu nesneden âyet ise Tevbe suresinin yirmidokuzuncu âyetidir. Bu âyette, artık kitap ehline boyun eğip cizye vermedikleri için onlara iyi davranılmayacağı, onlarla savaşılacağı emredilmektedir. Bu âyet inmeden önce ise, kitap ehlinin zalim olmayanlarına karşı iyi davranilması ve zalim olanlarına ise sert davranılması emredilmişti.

Ayet-i kerimenin son bölümünde Allah teala, müminlere şöyle emret­mektedir. “Kitap ehline deyin ki: “Biz, bize indirilen Kur’ana da size indirilen Tevrat ve İncile de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir biz, onun emirlerine boyun eğer ve yasaklanndan kaçınırız.”

Ayet-i kerimenin bu bölümü, kitap ehlinin, kendi dinlerindeki malumatla­rı anlattıktan zaman, müminlerin o  anlatılanları tasdik veya inkar etmeksizin ihtiyatla karşılamalarını hükme bağlamaktadır. Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki:

“Kitap ehli Tevratı İbranice okuyor ve müslümanlara Arapça olarak açık­lıyorlardı. Bunun üzerine Resululah (s.a.v.) şöyle buyurdu; “Siz, kitap ehlini ne tasdik edin ne de yalanlayın. Deyin ki: “Biz, Allaha ve bize indirilene iman et­tik… [1][50]

 

47- Ey Muhammcd, sana da kitap indirdik. Kendilerine kitap ver­diklerimiz ona iman ederler. Şunlardan da ona iman eden vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkar eder.

Ey Muhammed, senden önce gelen peygamberlerden bir kısmına kitap indirdiğimiz gibi sana da bu kitabı indirdik. Senden tönce kendilerine kitap ver­diklerimiz sana indirdiğimiz bu kitaba iman ediyorlardı. Kitap ehlinden haliha­zırda mevcut olanların bir kısmı da sana indirilen kitaba iman eder. Bizim âyetlerimizi, ancak, nimetlerimize karşı nankörlük edenler ve bizim birliğimizi kabul etmeyenler inkar ederler. [2][51]

 

48- Sen, Kur’andan önce ne bir kitap okuyor ne de dinle yazıyordun. Öyle olsaydı batıla uyanlar, şüpheye düşerlerdi.

Ey Muhammed, sana indirdiğimiz bu kitaptan önce sen, okuyamıyordun ve yazı da yazmıyordun. Sen okur yazar olmayan biriydin. Şayet sen, bu kitap sana indirilmeden önce okuyan veya yazan birisi olsaydın senin peygamberliğin hakkında ve sana rabbin katından gönderilen vahiy hakkında batıla dalanlar şüpheye düşerlerdi. Sana vahyed ileni erin, kehanet, öncekilerin efsaneleri ve bir­takım kafiyeli sözler olduğunu söylerlerdi.

Tercih edilen görüşe göre, Peygamber efendimiz (s.a.v.) hayatının sonu­na kadar yazı yazmayı öğrenmemişti:

Bir kısım âlimler, Resulullahın, Hudeybiye musalahasmda, antlaşma met­ninin düzeltilen kısmını bizzat kendi eliyle yazdığını söylemişlerse de bu görüş kabule şâyân görülmemiş ve Resulullahın emriyle yapıldığı için o yazmış gibi ifade edildiği beyan edilmiştir. [3][52]

 

49- Bilakis Kur’an, kendilerine ilim verilenlerin kalblcrinde korunan apaçık âyetlerdir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkar eder.

Müfessirler bu âyet-i kerimeyi iki şekilde izah etmişlerdir. Bunlardan birisi, mealde verildiği gibidir. Diğeri ise şöyledir:

Abdullah b. Abbas, Dehhak, Katade ve İbn-i Cüreyc bu âyetin izahında şöyle demişlerdir: “Allah teala, Uz. Muhammed (s.a.v.)in sıfatlanın Tevrat ve incil’de beyan etmiş ve onları okuyanları bildirmiştir.

Resulullahın peygamberliğinin alametlerinin okur-yazar olmaması husu­su olduğu kitaplarda beyan edilmiştir. İşte bu beyanat bu kitapları okuyan insanlann kalbinde apaçık bir delildir. İşte bu âyet-i kerime bunu izah etmektedir. Taberi bu görüşü tercih etmiştir.   [4][53]

 

50- Kâfirler: “Ona da rabbindçn mucizeler indirilse ya.” dediler. Onlara “Bütün mucizeler ancak Allah katindandır. Ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım,” de.

Kureyş müşrikleri: “Salih’e deve verildiği, İsa’ya gökten sofra indirildiği gibi Muhammed’e de rabbi tarafından bir mucize indirilse de bize karşı delil gösterse ya.” dediler. Ey Muhammed de ki: “Bütün mucizeler Allah kalındandır. Onun dışında mucize getirmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım. Ben sizleri, inkarcılığınız sebebiyle Allanın azabı ve şiddetiyle uyarıyorum.” [5][54]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.