TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA RUM SURESİ 41. VE 45. AYET-İ KERİMELER
41- İnsanların kendi elleriyle kazandıkları günahlar yüzünden karada ve denizde fesat çıktı ki böyİccc Allah, yaptıklarının bir kısmının cezasını kendilerine tattırsın. Belki günahlarından dönerler.
Bir kısım müfessirlere göre bu âyette zikredilen “kara”dan maksat, deniz ve intaklardan uzak olan yerlerdir. “deniz”den maksat ise, deniz veya su kenarlarında bulunan şehir veya köylerdir. Bu görüş, Mücahid, Katade, İkrime ve İbn-i Zeyd’den nakledilmiştir. İbn-i Kesir de bu görüşü tercih etmiştir.
Diğer bir kısım âlimlere göre ise burada zikredilen “kara”dan maksat, denizlerin dışındaki topraklar “deniz”den maksat ise bildiğimiz denizlerdir. Bu görüş, Atiyye, Mücahid, Ebi Nüceyh gibi âlimlerden nakledilmiştir. Taberi de bu görüşü tercih etmiştir.
Mücahid demiştir ki: “Karada ortaya çıkan fesattan maksat, Hz. Âdem’in oğullarından birinin diğerini öldürmesi, “Denizde ortaya çıkan fesaf’tan maksat ise, Hz. Musa ve Hızır’ın yolculuğu esnasında zikredilen zalim kralın, herkesin gemisini gasbedip almasıdır.
Ebul ÂUye diyor ki: “Yeryüzünde fesat çıkmasından maksat, orada günah işlenmesidir. Zira yer ve göklerin düzenli olması Allaha itaatla mümkündür. Allaha isyan edildiği takdirde ise onların düzeni bozulur.
İbn-i Zeyd ise diyor ki: “Yeryüzünde fesat çıkması”ndan maksat, yağmurun kesilmesidir. Yağmur kesilince yeryüzünde kıtlık başlar. Denizin ise hayvanları kör olur.
Taberi ise “Yeryüzünde ortaya çıkan fesat”tan maksadın, kulların işledikleri günahlar ve yaptıkları zulümler olduğunu söylemiştir. [1][40]
42- Ey Muhammed, onlara şöyle de: “Yeryüzünde gezip dolaşın da öncekilerin akıbeti nasıl olmuş bir bakın.” Onların da çoğu, Allaha ortak koşanlardı.
Ey Muhammed, kavminden, Allaha ortak koşanlara de ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın, sizden önce gelip, Allanın peygamberlerini yalanlayan, birtakım varlıkları Allaha ortak koşan insanların akıbetlerinin nasıl olduğunu bir görün. Onların çoğu da sizin gibi müşrikler oldukları için helak edildiler. Senin kavmin de bunların akıbetlerine düşmesin. [2][41]
43- Allah tarafından gelecek olan ve kimsenin de karşı çıkamayacağı o gün gelmeden önce, yüzünü dosdoğru din olan İslam’a çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.
Âyet-i kerimede, kıyamet kopunca kimsenin, onun gelmesine engel olamayacağı ve o günde insanların birbirlerinden ayrılacakları beyan edilmektedir. Kıyamet gününde insanlar başlıca iki kısma ayrılacaklardır. Bunlardan bir kısmı cennete girecek diğerleri ise cehenneme atılacaklardır. İşte o gün gelip çatmadan Önce, kulun, dosdoğru din olan ıslama yönelmesi gerekmektedir.T a ki cennete giren kısma dahil olabilsin. [3][42]
44- Kim kâfir olursa kâfirliği kendi aleyhinedir. Kim de salih amel işlerse, kendilerine güzel bir yer hazırlamış olurlar.
Kim, dünyada iken Allahı inkar eder, onun nimetlerine karşı nankörlükte bulunursa onun inkar ve nankörlüğü kendi aleyhinedir. Kim de dünyada iken Allaha itaat edip yasaklandığı şeylerden kaçınarak salih amel işlerse işte böyle yapanlar, kendileriiçin hazırlık yapmış ve iyi bir yer hazırlamış olurlar.
Bazı müfessirler, âyette zikredilen: “Kendilerine güzel bir yer hazırlamış olurlar.” İfadesinden maksadın kabir olduğunu söylemişler, salih amel işleyenlerin, kendileri için güzel bir kabir hazırlamış olacaklarını zikretmişlerdir. [4][43]
45- Böylece Allah, iman edip salih amel işleyenleri lütfundan müka-faatlandırsın. Zira o, kâfirleri sevmez.
Kıyamet gününde insanlar birbirlerinden ayrılırlar ki, Allah, iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfuyla mükafaa ti andırsın. Kâfirlere ise layık oldukları cehennem azabını versin. Zira o, kâfirleri sevmez. [5][44]