sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NAHL SURESİ 80. VE 83. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NAHL SURESİ 80. VE 83. AYET-İ KERİMELER
Haziran 11, 2026 09:57
8
A+
A-

Bazı Tevhid Delilleri İle İlahî Lütuf Ve Nimetlerin Çeşitleri

 

80- Allah evlerinizi sizin için huzur ve oturma yeri kıldı. Sizin için hayvanla­rın derilerinden gerek yolculuk zama­nı, gerekse yolculuk yapmadığınız zamanda kolayca taşıyabileceğiniz ev­ler (çadırlar) yapma imkânı verdi. Size bu hayvanların yünlerinden, yapağıla­rından ve kıllarından eşya ve belirli bir zamana kadar kullanılan ticaret malla­rı yaptı.

81- Allah yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptı. Dağlarda sizin için barı­naklar yarattı. Güneşin sıcağından sizi koruyacak elbiseler yarattı. Düşmanla­rınızın saldırılarından sizi koruyacak zırhlar yarattı. Allah sizin üzerinizdeki nimetini bu şekilde tamamlamaktadır. Umulur ki ona teslim olursunuz.

82-  (Ey Peygamber) Eğer onlar yüz çe­virirlerse senin üzerine düşen sadece açık bir tebliğdir.

83-  Onlar Allah’ın nimetini bilir, sonra da bu nimeti inkâr ederler. Onların ço­ğu kâfirdirler.

 

Açıklaması

 

Bu Allah’ın “evlerde barınma imkânı vermesi” şeklinde kullarına yaptığı bir başka lütfudur.

“Allah evlerinizi sizin için mesken yaptı” Evlerinizde barınır, gözlerden uzak yaşarsınız ve çeşitli şekillerde yararlanırsınız.

Yine bilinen hayvanların derilerinden yolculuk ve ikâmet anında kolayca taşıyabileceğiniz, bir yerden bir yere nakledebileceğiniz çadırlar yapma imkânı verdi.

Koyunları yünlerinden, develerin yapağılarından keçilerin kıllarından ev­lerinizde eşya olarak kullanacağınız, giyim eşyası olarak kullanacağınız, döşe­me ve örtü olarak yararlanacağınız ev eşyaları yapma imkânı verdi. Yine bun­lardan Allah ilminde belirli olan bir vakte kadar ticaret malları olarak yararla­nacağınız şeyler yaptı. Çünkü bunlar elbise, döşeme v.b. şeyler için kullanıldığı gibi ticaret malı olarak da kullanılır. Bütün bunlar geçmişte Arapların örfüne göredi; durum bugün değişmiş olsa da…

Allah Teala’nın nimetlerinden biri de ağaçlar dağlar vb. şeylerden güneşin şiddetli sıcağında ve şiddetli esen rüzgarlarda gölgeleneceğiniz gölgelikler mey­dana getirmesidir.

“Dağlarda sizin için barınaklar…” kaleler, siperler, mağaralar, inler v.s. ya­rattı. Buralarda düşmandan yahut güneşin hararetinden yahut soğuktan emin bir halde yaşarsınız.

Güneşin sıcağından ve soğuktan sizi koruyacak pamuk, keten, yün v.b maddelerden elbiseler yarattı. Burada Arapların aşın güneş sıcaklığından ko­runma ihtiyacı sebebiyle sadece güneş sıcaklığını zikretti. İnsanı sıcaktan ko­ruyan elbiseler soğuktan da korur.

“Düşmanlarınızın saldırılarından sizi koruyacak zırhlar yarattı.” Sizi sa­vaşın şiddetinden, kılıç mızrak darbelerinden atılan oklardan -ve bugün bom­baların şarapnel parçalarından- koruyacak zırhlar ve sığınaklar yarattı.

“Allah sizin üzerinizdeki nimetini bu şekilde tamamlamaktadır.” Yani böy­lece Allah size kendisine itaat ve ibadette yardımcı olmak üzere işleriniz ve ih­tiyaçlarınız için istifade edeceğiniz nimetler vermektedir.-Yahut bu nimetleri tam manasıyla verdiği gibi size din ve dünya nimetlerini, dünya ve ahiret ni­metini tam manasıyla vermektedir.

“Umulur ki O’na teslim olursunuz” Ey Mekkelilerî.Umulur ki İslâm yuva­sına girersiniz. Bir olan Allah’a inanırsınız, şirki ve putlara tapmayı terkeder-siniz. Rabbinizin Cennetine girersiniz. Onun azabından ve cezasından emin olursunuz.

“Eğer onlar yüz çevirirlerse…” Yani bu açık ifadelerden, nimetlerin bir bir sayılmasından yüz çevirirlerse senin hiçbir zararın yoktur, senin bundan hiçbir sorumluluğun yoktur. Senin üzerine düşen sadece vazifeni izah eden, inanç esaslarını, dinin maksatlarını ve Şeriatin sırlarını açıklayan Risaleti tebliğ et­mektir. Bunu da yerine getiriyorsun. Yani onlar yüz çevirirlerse sen onların gö­nüllerinde imanı varedecek değilsin. Senin üzerine düşen sadece tebliğdir.

Bu yüzçevirmenin sebebi de ayette belirtilen şu husustur: “Onlar Allah ‘m nimetini bilirler sonra da bu nimeti inkâr ederler…” Yani onlar kendilerine bu nimeti verenin Allah Teala olduğunu, Onun bu nimetlerle kendilerine lütufta bulunduğunu bilirler ama bununla beraber davranışlarıyla bunu inkâr ederler, O’nunla birlikte başka varlıklara taparlar. Rızık ve yardımı Ondan başkasına nisbet ederler: Bu nimetler, bu putların şefaatıyla meydana gelmiştir, derler. Sadece O’na şükretmez, sadece O’na ibadet etmezler, bilakis Allah’tan başkası­na şükrederler.

“Onların çoğu kâfirdirler” Yani onların çoğu inatçı ve inkarcıdırlar. Pek azı samimî mümindirler.

“Onların çoğu” ifadesini kullandı. Çünkü onların aralarında inatçı olma­yıp sadece Rasulullah (s.a.)’ın doğruluğunu ve Onun Allah tarafından gönde­rilmiş Hak Peygamber olduğunu henüz anlamamış olanlar da vardır. [1][22]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.