TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA AHZAB SURESİ 31. VE 35. AYET-İ KERİMELER
31- Sizden kim de Allaha ve Resulüne itaat eder ve salih amel işlerse, ona da mükafaatıni iki kat veririz. Ayrıca biz, onun için üstün bir rızık hazırladık,
Resulullahın hanımları diğer kadınlardan farklıdırlar. Günah işlediklerinde cezalan, sevap işlediklerinde de mükafaatları diğer kadınlara göre iki kattır. Aynca Allah teala bu âyetin sonunda onlar için büyük bir nzık hazırladığını belirtmiştir. Bundan da maksat cennettir. Zira onlar Resulullah ile beraber en yüce makamlarda bulunacaklardır. [1][40]
32- Ey Peygamberin hanımları, sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Eğer takva sahibi olmak istiyorsanız konuşurken hoş bir eda ile konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan kimse tamaha düşmesin. Daima doğru ve ciddi konuşun.
Ey Peygamber hanımları, siz bu ümmetin kadınlarından herhangi biri değilsiniz. Eğer Allaluan korkuyor ve onun emir ve yasaklanna boyun eğiyorsanız, konuşurken nâzik bir şekilde konuşmayın. Bundan dolayı, kalbinde münafıklık hastalığı veya şehvetine köle olma illeti bulunan kişiler sizden bir hayasızlık ümit etmesinler. Sizler her zaman, Allanın, konuşmanıza izin verdiği şeyleri söyleyin. [2][41]
33- Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye devri kadınlarının açılıp saçılması gibi açılıp saçılmayın. Namaz kılın, zekat verin. Allaha ve peygamberine itaat edin. Ey ehl-i beyt, şüphesiz Alahsizi günah ve kötülüklerden arındırıp tertemiz yapmak ister.
Ey Peygamber hanımları, evlerinizde durun. Oralarda vakarlı olun. Önceki cahiliye dönemindeki gibi açılıp saçılmayın, böbürlenmeyin, gayri ciddi davranmayın. Farz olan namzlan kılın. Mallarınızdan, farz olan zekatı verin. Alla-hın ve Resulünün emir ve yasaklarında Allaha ve Resulüne itaat edin. Ey ehl-i Beyt, Allah sizden kötülüğü ve hayasızlığı kaldırmak ve sizleri günahlardan temizlemek ister.
Âyet-i kerimede “Ehl-i Beyt” ifadesi zikredilmektedir. Hz. Ali Hz. Fatı-ma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in bu ifadeye girdikleri muhakkaktır. Resululla-hın üvey oğlu Ömer b. Seleme diyor ki:
“Bu âyet Resulullaha, hanımı Ümmü Seleme’nin (annemin) evinde inince Resulullah, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve onlan cübbesinin altına aldı. AH de arkasında bulunuyordu. Onların hepsini cübbesiyle kapladı ve şöyle dedi: “Ey Allahım işte bunlar benim ehl-i Beytim’dir. Sen onlardan murdarlığı gider ve onları tertemiz kıl.” Bunun üzerine Ümmü Seleme şöyle dedi: “Ey Al-lahin Resulü, ben de onlarla beraber miyim?” Resulullah: “Sen yerindesin, sen hayır üzeresin.” dedi. [3][42]
Enes b. Mâlik diyor ki:
“Resulullah (s.a.v.) altı ay sabah namzina Fatima’nın kapısından geçerek gitti. Resulullah oradan geçerken: “Ey ehl-i beyt; namaz.” der ve: “Ey Ehl-i Beyt, şüphesiz Allah sizi kötülüklerden arındırıp tertemiz yapmak ister…” âyetini okurdu. [4][43]
Ancak bu zikredilenlerin Ehl-i Beyt’ten olmaları, bunların dışında bulunan kimselerin Ehl-i Beyt’ten sayılmayacaklan manasına gelmez. Nitekim âyet-i kerimeler, Resulullahin hanımlarını zikretmektedir. Dolayısıyla “Ehl-i Beyt” ifadesine onun hanımlarının öncelikle girmesi gerekir.
Aynca, Ehl-i Beyt’ten bahseden âyetteki zamirlerin erkek sıygasının kullanılması, ehl-i beyt’in içine, Resululahın hanımları ve kızının yanında Hz. Ali gibi erkeklerin de girmesindendir. Yoksa Resulullahm hanımlarını ehl-i Beyt’in dışında kabul etmek için değildir. Nitekim Hz. Fatıma da kadındır fakat ehl-i beyt’ten olduğuna itiraz edilmemiştir. [5][44]
Alkame diyor ki: “fecrime: “Ey Peygamber ailesi, şüphesiz Allah sizi, günah ve kötülüklerden arındırıp tertemiz yapmak ister.” âyetini çarşılarda yüksek sesle okur ve “Bu âyet özellikle Resulullahın hanımları hakkında nazil olmuştur.” derdi. İkrime’nin bu sözü, âyetin nüzul sebebini bildirmektedir. Dolayısıyla bu söze dayanarak ehl-i beyt’e, Resulullahın kızları ve diğer hanımlarının girmediği söylenemez. [6][45]
34- Evlerinizde okunan Allanın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz ki Allah, herşeyin inceliğini ve gizli tarafını bilir, herşeyden haberdardır.
Ey Peygamber hanımları, Allahın, size olan Iütuflannı hatırlayın. Evlerinizde Allanın âyetlerinin ve peygambere vahyedilen sünnetin okunduğunu düşünün. Bu nimetler karşılığında rabbinize şükredip hamdedin. Şühhesiz ki Allah, büyük lütuf sahibidir. Sizleri bu evlere yerleştirmek de onun lütuflanndan-dır. Allah, herşeyden haberdardır. Sizlerin, Allahı ve Resulünü seçtiğinizi çok iyi bilir. [7][46]
35- Müslüman erkeklerle müslüman kadınlara, mümin erkeklerle mümin kadınlara, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlara, sadık erkeklerle sadık kadınlara, sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlara, Allatılan hakkıyla korkan erkeklerle hakkıyla korkan kadınlara, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlara oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara, iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlara, Allahı çokça zikreden erkeklerle Allahı çokça zikreden kadınlara, şüphesiz ki Allah, mağfiret ve büyük bir muafa a t hazırlamıştır.
Ümmü İmare el-Ensarî’den rivayet ediliyor ki, kendisi Resulullaha gidip ona: “Herşeyin erkekler için olduğunu görüyorum, kadınların herhangi bir hususta anıldıklarını görmüyorum.” demiş ve bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuştur.
Taberi ise bu soruyu Ümmü Selem’nin sorduğunu ve âyetin bunun üzerine nazil olduğunu rivayet etmektedir. [8][47]