sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

MİRASÇILAR

Haziran 19, 2026 11:59
7
A+
A-

MİRASÇILAR

 

Hamd, gayemizin sadece rızası olduğu, elimizdeki nimetlerin hatta elimizin sahibi, yazmayı öğreten, Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc), Salat ve Selam da Müminlerin Önderi, yaşayan Kur’an, Kâinatın göbeğine İslam yazan Muhammed (sav)’e, tertemiz aline ve yiğit ashabına olsun.

 

وعن أبي الدرداء رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ (صلى الله عليه و سلم) يَقُولَ: مَنْ سَلَكَ طَرِيقاً يَطْلُبُ بِهِ عِلْماً سَلَكَ اللّهُ بِهِ طَرِيقاً مِنْ طُرُقِ الْجَنَّةِ. وَإنَّ المََئِكَةَ لَتَضَعُ أجْنِحَتَهَا رِضىً لِطَالِبِ الْعِلْمِ، وَإنَّ الْعَالِمَ لَيَسْتَغْفِرُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَواتِ وَمَنْ في الأ رْضِ وَالْحِيتَانُ فِي جَوْفِ المَاءِ، وَإنَّ فَضْلَ الْعَالِمِ عَلى الْعَابِدِ كَفَضْلِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ عَلى سَائِرِ الْكَوَاكِبِ، وَإنَّ الْعُلَمَاءَ وَرَثَةُ الأ نْبِيَاءِ، وَإنَّ الأ نْبِيَاءَ لَمْ يُورِّثُوا دِينَاراً وَﻻَ دِرْهَماً وَلكِنْ وُرِّثُوا الْعِلْمَ فَمَنْ أخَذَهُ أخَذَهُ بِحَظِّ وَافِرٍ[. أخرجه أبو داود، وهذا لفظه، والترمذي

Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ın şöyle dediğini işittim: “Kim bir ilim öğrenmek için bir yola süluk ederse Allah (cc) onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar alim için istiğfar ederler. Alimin abid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir.”[1]

 

Miras, en yakına intikal eden bir şeydir. Ümmetin içinden Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e dini açıdan en yakını, dünyaya değer vermeyen ve ahirete yönelmiş alimlerdir. Zira peygamberler, Allah Azze ve Celle’nin en hayırlı kullarıdır. Dolayısıyla bu durum, peygamberlerden sonra onların görevlerini ifa eden alimlerin de en hayırlı kul olması anlamına gelmektedir. [2]

 

Denilir ki; İmam Ahmed (rha) çok zor günler geçiriyordu. Allah-u Teâlâ tarafından şiddetli bir imtihana tabi tutuluyordu. Bu zor günlerinden birinde, talebelerinden biri olan Mervezî yanına gelerek: “Ey üstad! Allah Teâlâ; ‘Nefislerinizi katletmeyiniz’ buyuruyor. Niçin bu kadar kendinizi zorluyorsunuz” dedi.

İmam Ahmed (rha) : “Ey Mervezî! Dışarıya çık da, bir bak, ne göreceksin” dedi. Mervezî diyor ki: “Halifenin evinin önündeki sahaya çıktım. O kadar çok insan gördüm ki, sayılarını ancak Allah (cc) bilir. Ellerinde kağıtlar ve kalemler, kollarında hakkalar vardı. Mervezî onlara: “Burada ne yapıyorsunuz?” diye sordu.

“İmam Ahmed ne diyecek, ona bakıyoruz. Söylediklerini yazacağız” dediler. Mervezî; “Burada bekleyin!” dedi ve Ahmed b. Hanbel’in yanına girerek ona: “Ellerinde kağıt ve kalem, bekleşen insanları gördüm. Senin söyleyeceklerini yazmak için bekliyorlar.” dedi.

Bunun üzerine İmam Ahmed (rha) : “Ey Mervezî! Onların hepsini sapıtmamı mı istersin? Nefsimi katlederim, onları yine sapıtmam!” dedi.

 

Alimler güneş gibidir, çevrelerine ışık saçarlar ve insanları aydınlatırlar. İşte peygamberlerin varisleri olan alimler bunlardır.

“Âlimlerin dünyaya olan düşkünlüğü, güzel yüzleri üzerinde bir lekedir. Bu gibi âlimlerin ilmi halka fayda verse de kendilerine fayda sağlamaz. Her ne kadar dinin güçlenmesi bunların omuzlarına bırakılmışsa da buna itibar edilmez. Zira dini takviye bazen zâlim ve günahkâr kimselerin eliyle de olabilir…

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü insanların en şiddetli azap göreni ilmi kendisine fayda sağlamayan âlimlerdir.”

Nasıl bu âlimlerin ilmi kendilerine zarar vermesin ki! Allah (cc) katında en değerli şey olan ilim rütbesini alçak dünyanın mal, mevki, eş, dost ve makam gibi gelip geçici menfaat sağlama aracı haline getirmişlerdir. Hâlbuki dünya Allah (cc) katında çok değersiz bir şey olup yaratıkların en nefret edilenidir. Allah (cc) katında alçak olanı üstün görüp, üstün olanı alçaltmak çok büyük bir kabahattir. Hatta gerçekte Allah’a (cc) karşı gelmek anlamı taşır. Ders ve fetva vermek, sadece Allah (cc) için yapılır, makam-mevki, mal ve üstünlük şaibesinden uzak olursa fayda sağlar. Ders ve fetva işinin bu maksatlardan uzak olduğunun işareti dünyaya rağbet göstermeyip zühd sahibi olmaktır. Bu musibete müptelâ olan ve dünya sevgisinin eline esir düşen âlimler “dünyacı âlimler”dir. Bunlar aynı zamanda kötü âlimler olup insanların en şerlileri ve din hırsızlarıdır. ‘’[3]

 

Şimdi Ahmed b. Hanbel (rha) ve onun gibi alimlerimizin kıymetini anlamış olmamız gerekir. Zira onlar, bunca zaman yolumuzu ve yaşantımızı ışıkla açıp zühd sahibi olan kimseler olmuşlardır.

 

 

[1] Ebu Davud, İlm 1, (3641), Tirmizi, İlm 19, (2683), İbnu Mace, Mukaddime 17, (223)

[2] İbn Kayyim el-Cevziyye, Miftah, c.I, s.261

[3] alıntı.

Yazarın Diğer Yazıları
Mayıs 17, 2026 11:59
Mart 7, 2026 11:59
Şubat 8, 2026 11:59
Ocak 7, 2026 11:59
Aralık 7, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.