sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA İSRA SURESİ 110. VE 111. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA İSRA SURESİ 110. VE 111. AYET-İ KERİMELER
Temmuz 11, 2026 09:57
17
A+
A-

Yüce Allah’a En Güzel İsimleriyle (Esmaü’l-Hüsna İle) Dua Etmek

 

110- De ki: ister ‘Allah’ diye dua edin, is­ter ‘Rahman’ deyin. Hangisini derseniz deyin, en güzel isimler yalnız O’nundur. Namazında sesini yükseltme de, gizle­me de, ikisi arasında bir yol tut.

111- Ve de ki: “Hamd, hiçbir çocuk edin­memiş O Allah’a mahsustur ki, Onun mülkünde bir ortağı da yoktur. Düş­künlükten ötürü O’nun bir yardımcısı da olmamıştır ve O’nu tekbir ettikçe et.

 

Açıklaması

 

Bu buyruk Yüce Allah hakkında Rahman adının kullanılmasını kabul etmeyen müşriklere bir reddir. Yüce Allah: “İster Allah diye dua edin ister Rah­man deyin…” diye buyurmaktadır. Yani ey Muhammed, sen Mekke’de Yüce Allah’ın rahmet sıfatını inkâr eden ve ona Rahman adının verilmesini kabul etmeyen şu müşriklere de ki: Sizin Allah’a “Allah” adını anarak dua etmeniz ile “Rahman” adını anarak dua etmeniz arasında bir fark yoktur. Çünkü O güzel isimlerin sahibidir. el-Keşşâf müellifi şöyle demektedir: Allah ve Rah-mân’dan kasıt müsemmâ değil isimdir. Buradaki “veya” ise muhayyerlik ifade etmek içindir. Buna göre “İster Allah diye dua edin, ister Rahman deyin” buyruğunun anlamı, siz ister bu ismi kullanın, ister öbür ismi; ister bunu alın, ister öbürünü demektir. Burada dua etmek ise seslenmek anlamında değil, adlandırmak anlamındadır.[1][35]

Yüce Allah’ın “Hangisini derseniz deyin, en güzel isimler yalnız O’nundur.” buyruğundaki ifadenin takdiri şöyledir: Yani sizler bu iki isimden hangisini ad olarak verir ve hangisini anar iseniz, şunu bilin ki, onun bütün isimleri güzeldir ve bu isimler tazim ve takdis edilmektedir. Nitekim bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “En güzel isimler yalnız O’nundur. Göklerde ve yerde bulunan ne varsa O’nu teşbih eder.” (Haşr, 59/24). Yani siz hangi isim ile onu çağıracak olursanız o güzeldir.

Daha sonra Yüce Allah Kur’ân okuma ve dua etme keyfiyetini bizlere şöylece göstermektedir: “Namazında sesini yükseltme, gizleme de. İkisi arasında bir yol tut.” Yani namaz kılarken Kur’ân okuyuşunu açıktan yapma ki, müşrikler onu işitip Kur’ân-ı Kerim’e, onu indirene, onu getirene sövmesin­ler. Ashabının duymayacağı şekilde gizleyerek, senden Kur’ân’ı öğrenmelerini engelleyecek, Kur’ân-ı Kerim’i onlara işittirmeyecek bir şekilde de gizlice okuma! Sen açıktan okumak ile gizli okumak arasında orta bir yol tut. İşte Kur’ân okurken izlenecek en ideal yol budur. Bu ise sesi yükseltmek ile onu gizli, saklı okumak arasındaki ortalamadır. Açıkça okumasın ki çevresinden dağılmasmlar, Kur’ân-ı Kerim’i ondan dinlemekten yüz çevirmesinler yahut Kur’ân-ı Kerim’e sövmesinler; gizlice okusun ki, onu dinlemek isteyen dinleyip ondan yararlanabilsin.

Daha sonra Yüce Allah bizlere nasıl hamdedeceğimizi öğreterek şöyle buyurmaktadır: “Ve de ki: Hamd hiçbir çocuk edinmemiş o Allah’a mahsustur ki…” Yani şöyle de: Kullarına verdiği nimetlere karşılık hamd ve şükür yalnız Allah’ındır ve o kendisini, zâtını eksikliklerden tenzih etmek üzere aşağıdaki üç sıfata sahip olandır:

1- O hiçbir çocuk edinmemiştir: Onun çocuk edinmeye ihtiyacı yoktur. Çocuk edinmek sonradan yaratılmışların niteliklerindendir. O ise sonradan yaratılmış olmaktan münezzehtir. Bu buyruk ile: “Üzeyir Allah’ın oğludur” diyen Yahudiler ile, “Mesih Allah’ın oğludur” diyen Hristiyanlarm kanaatleri de reddedilmektedir.

2- Yüce Allah’ın mülk ve hakimiyetinde hiçbir ortağı yoktur. Çünkü o aynı zamanda ortağa muhtaç değildir. Şayet ortağa ihtiyacı olsaydı, aciz olması gerekirdi. Diğer taraftan ilâhların birden çok olması kâinatın düzenini bozuk­luğa ve onları kendi aralarında anlaşmazlığa götürür: “Eğer göklerle yerde Allah’tan başka ilâhlar bulunsaydı, her ikisi de bozulur, giderdi.” (Enbiya, 21/22). Ve böylelikle ibadete, hamd ve şükre lâyık olan bilinmezdi.

3- Yüce Allah’ın düşkünlükten ötürü hiçbir yardımcısı olmaz. Yani O düşkün değildir ki, bu düşkünlüğü dolayısıyla herhangi bir kimseyi veli, yardımcı yahut danışman edinsin. Aksine o Yüce Allah, her şeyi tek başına ortaksız olarak yaratandır. Hepsini tek başına tedbir edendir, idare edendir, kendi meşîetiyle onları takdir edendir, belli ölçülerle yaratandır.[2][36]

İşte bu sıfatların toplamı Yüce Allah’ın şu buyruklarında yer almaktadır: ‘De ki: O Allah’tır, bir ve tektir. O Allah’tır, O Samed’dir. Doğmamıştır, doğurmamıştır. Kimse de O’nun dengi değildir.” (İhlâs, 112/1-4).

“Ve onu tekbir ettikçe et.” Yani haddi aşan zalimlerin söylediklerinden onu alabildiğine yücelt, onun celâl ve azametini ifade et. İşte onun celâl, azamet ve kudsiyetine uygun olan tazim budur. O zatı ile büyük ve müteâl olandır. Zatı dolayısıyla O vâcibü’l-vücûd (varlığı zorunlu) ve var olan her şeye muhtaç olmadığı dolayısıylada o yüce ve müteâldir. Sıfatlarından da öyledir. Eksiklik ifade eden bütün sıfatlardan münezzehtir, bütün kemal sıfatları yalnız O’nun-dur. Fiillerinde de öyledir. O’nun mülkünde hikmet ve meşîeti gerekmedikçe hiçbir şey meydana gelmez. Koyduğu hükümlerde de böyledir. Mutlak olarak emretmek, nehyetmek, aziz ve zelil kılmak onun işidir. Kimse O’nun hükmünü koğuşturamaz, kimse O’nun herhangi bir hükmüne de itiraz edemez. O isim­lerinde de böyledir. Ancak en güzel isimleriyle anılır ve ancak üstün ve mukad­des sıfatlar ile nitelendirilir.[3][37]

İmam Ahmed, Muâz el-Cühenî’den Rasulullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: İzzet ayeti, “Hamd hiç bir çocuk edinmemiş O Allah ‘a mah­sustur…” ayetinden itibaren surenin sonuna kadar olan ayettir.” Abdürrezzâk da Abdülkerim b. Ebi Ümmeye’nin şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Rasulul­lah (s.a.), Haşim oğullarından bir çocuğun dili açılmaya başladı mı ona: “Hamd hiçbir çocuk edinmemiş…” ayetini sonuna kadar yedi defa öğretirdi.” [4][38]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.