TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YASİN SURESİ 51. VE 55. AYET-İ KERİMELER
51- Sur’a üfürülünce, bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkmışlar rablcrinc koşuyorlar. [1][53]
52- “Vay halimize, uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?” derler. Onlara: “Bu, rahman olan Allahın vaadettiği kıyamet günüdür. Peygamberler doğru söylemişlerdir.” denilir.
AIIah teala bu âyet-i kerimede ise Sur’a ikinci kez üfleneceğini ve ölülerin kabirlerinden kalkarak Allahın huzuruna koşarak gideceklerini beyan etmektedir. Kabirlerinden çıkan kafirler, orada azap görmelerine rağmen kıyamet gününün daha dehşetli olduğunu görünce kendi kendilerine şöyle diyeceklerdir: “Vay halimize, uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?” Onların bu sözüne karşılık ise: “Bu rahman olan Allahın vaadettiği kıyamet günüdür. Peygamberler doğru söylemişlerdir.” denilecektir.
Kâfirlere bu sözü söyleyenler ya melekler veya müminlerdir. Bu son sözün, kâfirlerin kendi sözlerinin devamı olduğunu söyleyenler de vardır. Bu görüşe göre âyetin manası şöyledir: “Kâfirler: “Vay halimize, uyuduğumuz bu yerden bizi kim kaldırdı? Bu, rahman olan Allahın vaadettiği kıyamet günüdür. Demek ki peygamberler doğru söylemişlerdir.” [2][54]
53- Sadece bir çığlık kopar. Bir de bakarsın ki hepsi hesap vermek üzere huzurumuzda toplanıvcrmişjcr.
54- Bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığını görürsünüz.
İnsanların, kabirlerinden kalkmalarını ilan eden ikinci sur da ancak bir çığlıktır. İşte o anda bütün varlıklar huzurumuza getirileceklerdir. Herkes yaptığı amelin karşılığını bulacaktır. O kıyamet gününde hiçbir kimseye haksızlık yapılmayacak ve sizler ancak işlediğiniz amellere göre cezalandırılacak veya mükafaatl andırılacaksınız. [3][55]
55- Şüphesiz ki cennetlikler bugün eğlence ve zevk İçindedirler.
Allah teala bu âyet-i kerimede, cehennemliklerin hesap yeri olan arasat-tan ayrılıp cennet bahçelerine gittiklerinde nasıl mes’ut bir hayat geçireceklerini zevk ü sefa içinde yaşayacaklarını bildirmektedir.
Bazı müfessirlere göre buradaki “Zevk ü sefa”dan maksat, cennetliklerin cennet nimetleri içinde yaşamalarıdır. Mücahid ve Hasan-ı Basri bu görüştedirler.
Diğer bazılarına göre ise buradaki “Zevk ü sefa”dan maksat, cennetlik olanların cehennemliklerin çektikleri azaplardan uzak olmalarıdır. Diğer bir kısım müfessirlere göre ise, Zevk ü sefadan maksat, cennetliklerin, bakire hanımlarla evlenmeleridir. [4][56]