sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 34. VE 35. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 34. VE 35. AYET-İ KERİMELER
Ocak 14, 2026 09:57
7
A+
A-

Yahudi Ve Hıristiyan Alimlerinin İnsanlara Davranışları

 

34- Ey iman edenler! Şüphesiz  haham­lardan ve rahiblerden birçoğu haksız­lıkla insanların mallarını yerler ve Al­lah’ın yolundan (dininden, O’nu tanı­yıp ibadet etmekten)   alıkoyarlar. Al­tın ve gümüşü yığarak biriktirip de, onları Allah yolunda infak etmeyenler var ya, işte onlara acıklı bir azabı müj­dele.

35-  O gün bunlar, üzerlerinde yakıla­cak cehennem ateşinin içinde kızdırı­lacak, o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak. “İşte bu kendiniz için toplayıp sakladıkları­nız. Artık istiflediğiniz şeyleri tadın.”

 

Açıklaması

 

Bu ayetler, yahudi alimlerinin ve Hristiyan rahiplerinin durumunu ve kö­tü hallerini açıklamaktadır. Böylece Kitap Ehli’nin onların içyüzünü bilmeleri, onlara uymak ve güvenmekteki hatalarını anlamaları istenmektedir. Müslü­manlar da onların inat ve küfür üzere kalmalarının sebebini bileceklerdi. O halde ayetlerden maksat, onların sözlerine ve hallerine benzemekten korkut­maktır.

Ey Allah’a ve Rasûlüne inananlar! Bilin ki, yahudi ve hristiyan din adam­larından çoğu, serî bir hak olarak değil, bâtıl yollarla insanların mallarını alıyorlar. Bu hüküm, hakikati ifade etmek ve az da olsalar, onlardan iyi olanlara insafdan dolayı, hepsine değil, çoğuna nisbet olundu.

Onların bâtıl yollarla mal almalarının örnekleri çoktur: Kazaî hükümlerde rüşvet kabul etmeleri, kendilerine haram kılındığı halde faiz almaları, hediye, adak, peygamber ve salih kimselerin kabirlerine tahsis olunan vakıfları alma­ları, orta çağda, Ortodoks ve Katoliklerin günahkârları Allah’a affettirmek için dua ve şefaat karşılığında para almaları, kralları, emirleri ve egemen kimseleri memnun etmek maksadıyla para karşılığında haramı helâl, helâli haram kılan fetvalar vermeleri gibi. Nitekim, yahudiler hakkında Cenab-ı Hak şöyle buyu­rur: Allah’ı, O’na lâyık olacak şekilde hakkıyla takdir edemediler. Çünkü: “Al­lah insana hiçbir şey indirmedi” dediler. De ki: “İnsanlar için bir nur ve hidâyet olarak Musa’ya gelen kitabı kim indirdi? Siz onu parça parça kağıtlar haline koyup gösteriyorsunuz, çoğunu da gizliyorsunuz. Ne sizin, ne de babalarınızın bilmediğiniz şeylerin size öğretildiği kitabı kim indirdi”? “Allah” de” (En’am, 6/91).

Onların bâtıl yollarla mal almalarının örneklerinden biri de, yahudilerin kendilerine düşman olan herkesin, hıyanet ve hırsızlıkla da olsa, mallarını al­malarıdır: “Kitap Ehli’nden öylesi vardır ki yüklerle emanet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Bu onların: “Ümmiler hakkında bize bir sorumlu­luk yoktur” demelerindendir. Onlar bildikleri halde, Allah’a karşı yalan söylü­yorlar” (Âl-i İmran, 3/75).

Sonra Cenab-ı Hak, yahudi ve Hristiyan din büyüklerinin çirkin hallerin­den bir başka türü zikrediyor: İnsanları Allah yolundan alıkoymak. Yani onlar, haram yemekle beraber, insanları ya İslâm dinini yalanlamak, ibadet, inanç ve muameleyle ilgili hüküm ve prensiplerinde şüphe uyandırmakla, ya da Pey­gamber (s.a.)’e, Kur’an-ı Kerim’e ta’n etmek suretiyle Hakka uymaktan alıkoyarlar.

Bundan anlaşılıyor ki, insanların dünyada arzuladıkları şey -mal ve mev­ki- yahudi ve Hristiyan din adamlarının kalbini çelmiş, bâtıl yollarla malları almışlar, insanları sahih bir şekilde Allah’ı bilmekten, doğru bir şekilde ona ibadetten alıkoymuşlar, dinî durumlarını ve maddî kazançlarını korumak için Muhammed (s.a.)’e uymaktan men etmişlerdir.

Sonra Allah, onları başka bir sıfatla -aşırı cimrilik ve mallarındaki Al­lah’ın haklarını vermemekle- vasıflandırarak: “Altın ve gümüşü yığarak birikti­rip de onları Allah yolunda infak etmeyenler” buyurur. Yani, mal biriktirip onu evlerinde toplayanlar, ondan zekât gibi şer’an vacip olan hakları çıkarmayan­lar, Allah yolunda harcamayanlar cehennem ateşinde çok acıklı azabı hak ederler. Bu tehdit, yahudi ve Hristiyan din adamlarına yönelik olduğu gibi, müslümanlara da yöneliktir. Harcamadan amaç, vacib olan harcamadır. Çün­kü: “Onları acıklı bir azabla müjdele” sözünden, bu kasdolunmakt»dır. Çünkü azabı, vacibi terkeden için olur.

Kenz (toplanıp saklanan mal), ancak zekâtı verilmediği zaman haram olur. İmam-ı Malik, kenz hakkında İbni Ömer’den şunu rivayet eder: Kenz, ze­kâtı verilmeyen maldır… Sevrî, Şafiî ve başkalarının İbni Ömer’den rivayet et­tiklerine, zekâtı verilen şey, yedi kat yerin altında olsa da kenz değildir. Ancak zahirî mallardan olup da, zekâtı verilmeyen mal, kenzdir. Bu, Ömer, İbni Ab-bas, Cabir, Ebû Hureyre’den mevkuf ve merfu olarak rivayet edilir.

– İbni Ebî Şeybe, Ebû Davud ve Hakim, İbni Abbas’tan şöyle tahric ederler: “Altın ve gümüşü yığarak biriktirip de onları Allah yolunda infak etmeyenler…” ayeti nazil olduğu zaman, bu müslümanlara ağır geldi. Hiç birimiz, kendinden sonra çoluk çocuğuna mal bırakmamazlık edemez, dediler. Hz. Ömer, bu sıkın­tılı hali görünce: Sizi bu sıkıntıdan kurtaracağım, sizi ferahlatacağım, dedi ve oradan ayrıldı. Kendisini Sevban takip etti. Peygamber (s.a.)’e geldi. Ey Al­lah’ın Peygamberi! Şurası bir gerçek ki, bu ayet ashabına ağır geldi, dedi. Bu­nun üzerine Resulullah (s.a.): “Allah zekâtı, zekâttan geriye kalan mallarını gü­zelleştirmek için farz kıldı” buyurdu. Bunun üzerine Ömer (r.a.) tekbir getirdi. Sonra Peygamber (s.a.) ona: “Sana daha hayırlı hazineyi haber vereyim mi? O, hayırlı bir kadındır ki, kocası ona baktığı zaman, onu mesrur eder, ona emretti­ği zaman kendisine itaat eder, ondan ayrı kaldığı zaman onu korur” buyurdu.

Altın ve gümüşe tamah etmemeyi öven ve onları yığmayı yeren birçok ha­disler vardır. Onlardan birisi, Abdurrazzak’ın Ali (r.a.)dan: “Altın ve gümüş yı­ğarak biriktirip de Allah yolunda infak etmeyenler” ayeti hakkında rivayet et­tiği hadisdir. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur: Allah, altın ve gümüşü he­lak etsin…” Sahabe: “Peki ya Resulullah (s.a.)! Hangi malı edinelim?” deyince: “Zikreden bir dil, şükreden bir kalb, dininde kendisine yardım eden bir hanım” buyurdu.

Sonra Allahü Teâlâ, hazine sahiplerine uygulanan azap çeşidinden haber vermektedir: Toplayıp biriktirdikleri malların, cehennemde tutuşturulup alın­larının, böğürlerinin ve sırtlarının yakılması. Özellikle bu organların zikredil­mesi; onların servet temin etmek için insanlara yüzleriyle yöneldikleri, fakirle­re bir şey vermemek için de asık surat gösterdikleri, aldıkları nimetlerden yan­ları ve sırtları üzere yatarak yararlandıkları için, demir aletle yüzü dağlamak çok meşhur ve çok kötü, sırtı ve böğrü dağlamak daha elem verici olduğu için­dir. Melekler tarafından onlara: “İşte bu kendiniz için toplayıp sakladıklarınız, artık o istifçilik ettiğiniz şeylerin vebalini tadın” denir. Bu, bugünkü müslü-manların afeti… Çünkü onlar, çok çok mal toplayıp onlardan bir kısmını olsun, Allah yolunda, ümmet ve müslüman toplum yararına sarfetmiyorlar.

Müslim, Sahih’inde Ebû Hureyre’den şöyle rivayet eder: Resulullah (s.a.) buyurdu ki: “Malının zekâtını vermeyen kimse için, kıyamet gününde ateşten levhalar hazırlanmıştır. Elli bin yıl o levhalar üzerinde böğrü, alnı ve sırtı dağ­lanır, insanlar arasında hüküm verilince ona da yol görünür. Ya cennete gider ya da cehenneme.”

Buharî ve Müslim, Ebû Hureyre’den rivayet ederler: Ebû Hureyre dedi ki: Resulullah (s.a.) şöyle buyurdu: “Kim Allah kendisine mal verdiği halde o malın zekâtını vermezse, kıyamet gününde zekâtı verilmeyen mal, sahibi için ol­dukça yağlı erkek bir yılan suretine konulur. Bunun iki gözü üstünde (vahşet alameti olarak) iki nokta vardır. Bu azgın yılan, kıyamet gününde mal sahibi­nin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan (ağzı ile) sahibinin çenesini iki tara­fından yakalar. Sonra: Ben senin (dünyada çok sevdiğin) malınım, ben senin hazinenim der. (Yine Ebû Hüreyre demiştir ki:) Bundan sonra Resulü Ekrem, şu mealdeki ayeti okudu. “Cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü boyunlarına bir halka olacaktır” (Âl-i İmran, 3/180). [1][29]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.