sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK

Ocak 24, 2026 11:59
27
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd, kainatı örneksiz ve misalsiz yaratan, yarattığı her varlığa görev ve sorumluluk verdiği her varlığı o görevi yerine getirebilecek kapasitede yaratan Allah Celle Celaluhu’na mahsustur.

Salat ve selam alemlere rahmet olarak gönderilen, müminler için hayatın her safhasında önder ve örnek olan, kendisine tabi olunmadığı müddetçe cennetin hayal dahi edilemeyeceği Hz.

Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme aline, ashabına ve kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanların üzerine olsun.

“Zulmedenler bilinçsizce kendi heva ve heveslerine uydular. Allah’ın saptırdığı bir kimseye kim hidayet edebilir? Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. Yüzünü Hakk’a yönelmiş bir kimse olarak dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yaratmış olduğu fıtrata sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte dosdoğru din budur fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Rum suresi 29 ve 30. Ayetler.)

Allah’ın halifeleri olarak yeryüzüne gönderilen insanoğlunun bu görev sorumluluğu yerine getirebilmesi için Allah Celle Celaluhu tarafından birçok yardıma mazhar olmuştur.

Bu yardımlardan biri de hiç şüphesiz ki insanın İslam fıtratı üzerine yaratılmasıdır.

Yani insan Allah’a olan görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesi için ruhunda ve bedeninde kendisini Allah’a yöneltecek duygulara, dürtülere ve ihtiyaçlara sahiptir.

Bu duygular, dürtüler ve ihtiyaçlar akılla birleşir ve soluğu vahyin aydılığında alırsa çok rahat bir şekilde halifelik görevini yerine getirir.

Mutlu ve huzurlu olur.

Çünkü insan bu şekilde bedenine tam uyum sağlayan ve ihtiyaçlarını gideren İslam elbisesine bürünmüş olur.

Ancak dürtülerini, duygu ve ihtiyaçlarını akılla birleştirmeyip soluğu vahyin aydınlığında alamayanlar bu elbiseden mahrum kalıp hevalarının üretmiş olduğu elbiselerin, kıyafetlerin içine bürünmüş olurlar ki o elbise ne onların ihtiyaçlarını karşılar ne de onlara huzur verir.

Tıpkı 42 numara bir ayak numarasına sahip olan insanın 38 numara bir ayakkabıya mahkum kalıp onunla idare etmeye çalışması gibi olur.

Böylece ne ayağı rahat eder ne de ihtiyaçlarını giderir.

Bu fıtrattan misaller verecek olursak kişide bulunan Sevgi, nefret, cesaret, korku, merak etme, sorgulama, yapma ve benzeri durumlar Allah’a kulluk yapabilmek için bizlere verilmiştir.

Hatta kişinin yazın aşırı sıcaktan bunalması, kışın da çok soğuktan bunalması onu kulluğa ileten bir fıtrattır.

Böylece fıtrat sana şunu söylemiş olur.

Ben bu dünya için yaratılmadım.

Ben ebedi cennet için yaratıldım ve orayı özlüyorum.

Haydi cennete yönel.

“İman edip salih amel işleyenleri de ebedi kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Onlara orada tertemiz eşler de vardır ve onları ne sıcak ne soğuk tam kararında bir gölgeliğe sokacağız.”

Nisa suresi 57. ayet.

Geleceği merak etmekle fıtratımıza yerleştirilmiş bir duygudur ki bizi Allah’a yönelsin.

Ancak vahiy, akıl ve fıtratı bir araya getiremeyen heva ehli ise bu duygu yanlış mecralarda giderme işine girip cennetten fersah fersah uzaklaşıyorlar.

Rablerini tanımadıklarından vahiy bilmediklerinden ötürü geleceği merak etme duygusunu medyumlardan falcılardan, kahinlerden, büyücülerden ve benzeri gidermeye çalışıyorlar.

Şeytanın da araya girmesiyle ölümden sonra ne var sorusunu sormak, bunu merak etmek, bunu cevaplandırmak yerine yarın ne olacak, üç yıl sonra başıma ne gelecek sorularını soruyorlar.

Hem soru yanlış hem de sorulan merci yanlış.

Olunca sonuç hüsran oluyor.

Geleceği bilme sadece Allah’ın elinde olan bir sıfatken bunu başkalarına vererek Allah’a şirk koşuyorlar.

“De ki, gökte ve yerde olan hiç kimse gaybı bilmez. Onu yalnızca Allah bilir. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.”

Neml Suresi 65. Ayet

Geleceği merak etme duygusunu vahiyle doyuran müminler ise kendilerine önce şunları sorar.

Gökte ve yerdeki bütün varlıklar bana hizmet ediyorken neden onlardan sonsuza kadar faydalanamıyorum?

Neden ölüm var?

Ölümden sonra ne var?

Ne olacak?

başıma ne gelecek ve benzeri.

Sonra da bu soruları vahiy ile cevaplandırıp ahiret hazırlığına başlar.

Evet geleceği merak duygusu insana ahirete hazırlık yapsın kendine çeki düzen versin diye verilmiştir.

Şeytan bu konuda bazı Müslümanları hataya düşürdüğünü de görmekteyiz.

Şöyle ki kıyameti merak eden Müslümana şeytan vesvese verir.

O insan şöyle bir sorunun peşine düşer böylece.

Kıyamet ne zaman kopacak?

Hatta bu durum öyle bir hal alır ki kişiyi istikametten koparabilir.

Halbuki böyle bir duruma düşen Müslüman bu soruyu vahye sorsa öncelikle bunu Allah’ta, öncelikle bunu Allah’tan başka kimsenin bilmediğinin cevabını alır.

ve kendisine Allah Resulü’nün nasihatıyla tedavi ederdi.

O nasihat da şudur.

Bir adam Allah Resulü’nün yanına geldi ve dedi ki ey Allah’ın Resulü kıyamet ne zaman kopacak?

Allah Resulü ise o adama şu cevabı verdi.

Sen kıyamet için ne hazırladın?

Bunun üzerine adam Şöyle dedi.

Ey Allah’ın Resulü, ben öyle yeterince bir namazım, zekatım, orucum yoktur.

Bir hazırlık yapamadım.

Ancak ben Allah ve Resulünü severim dedi.

Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki, öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın dedi.

Buhari ve Müslim.

Fıtratımız gereği, kıyameti merak eden bizler kendimize bunu soralım.

Sen ne hazırladın kıyamet için?

Bu soruya Allah ve Resulünün sevgisini cevap…

Bu soruya Allah ve Resulünün sevgisi cevabını vermek için gerekli olan çabayı sarf edelim ki istikamet üzere kalabilelim.

Ve şeytanın vesvesesini izale edelim.

İnşallah.

Velhamdulillahi rabbil alemin.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.