TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NUR SURESİ 6. VE 10. AYET-İ KERİMELER
6- Hanımlarına zina isnad edip tc, kendilerinden başka şahitleri olmayanların şahitliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah’ı şahit tutup yemin etmesiyle olur. [1][14]
7- Beşinci defasında, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah’ın lanetinin kendi üzerinde olmasını diler. [2][15]
8- Kadının da kocasının, yalancılardan olduğuna dair, Allah’ı dört defa şahit tutup yemin etmesi, cezayı kendisinden kaldırır. [3][16]
9- Beşinci defasında, kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah’ın gazabının kendi üzerinde olmasını diler. [4][17]
10- Ya üzerinizde Allahın lütfü ve merhameti olmasaydı ve Allah, tevbeleri çokça kabul eden yegane hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, haliniz ne olurdu?
Bu âyet-i kerimeler, karısını iffetsizlikle suçlayıp buna dair dört şahit bulamayan kocalara, zina iftirası cezasından kurtulma ve kadından ayrılma için bir çare getirmektedir. O çare, “Mülaane”dir. Bu da şöyle olur: Hafife, karısını zina suçuyla itham eden kocayı ve karısını çağırır. Önce erkekten, şahitler huzurunda doğru söylemiş olduğuna dair dört defa Allahı şahit tutarak yemin etmesini ister. Beşinci defasında da, şayet yalan söylüyorsa, Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesini ister. Erkek bunları yerine getirirse karısı kendisinden boş olur ve kendisine ebediyyen haram olur. Kadına ise zina cezası gerekir.
Buna karşılık kadının, bu cezanın kendisinden düşmesi için kocasının yalan söylediğine dair, Allah’ı şahit tutarak dört defa yemin etmesi beşinci defasında ise, şayet kocası, doğru söyleyenlerden ise, Allahı’n gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi gerekir. Kadın da bunları söylerse Halife bunların boşanmasına karar verir. Böylece “Mülaane” tahakku etmiş olur.
Bu âyet-i kerimenin nüzul sebebi hakkında şu Hadîs-i Şerif rivayet edilmektedir: “Abdullah b.Abbas diyor ki:
“Hilal b.Ümeyye, Resulullah (s.a.v.)in yanında, karısını, Şerik b.Semha ile zina yapmakla suçladı. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) ona: “Ya şahit getirirsin yahut sırtına sopa vurulacaktır.” buyurdu. Hilal b.Ümeyye; “Ey Allah’ın Resulü, bizden birimiz, karısının üzerinde bir adam gördüğünde gidip te şahit mi arayacak?” dedi. Resulullah: “Ya şahit getirirsin, yahut da sırtına sopa vurulacaktır.” Buyurdu. Hilal: “Seni hak ile gönderene yemin olsun ki ben doğru söylüyorum. Elbette ki Allah, benim sırtımı sopadan kurtaracak bir hüküm gönderecektir.” dedi. Bunun üzerine Cebrail geldi ve Resulullah’a: “İffetli kadınlara zina iftira edip te…” âyetinden devamla “Kadın, şayet kocası doğru söylüyorsa, Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını diler…” âyetine kadar indirdi. Resulullah da bu âyetleri okudu. Bundan sonra Resulullah oradan ayrıldı. Kadının peşine adam gönderdi. Hilal, kadınla beraber geldi. Allah’ı şahit tutarak yemin etti. Resulullah o anda şöyle diyordu: “Şüphesiz ki Allah, ikinizden birinin yalancı olduğunu biliyor, İkinizden hanginiz tevbe edeceksiniz?” Sonra kadın kalkıp Allah’ı şahit tutarak yemin etti. Beşinci defasına varınca kadının konuşmasını kestiler ve ona: “Senin bu sözün Allah’ın gazabını gerektirir.” dediler.
Abdullah b.Abbas diyor ki: “Kadın biraz durakladı, konuşmaktan vazgeçer gibi oldu. Öyle ki bizler, kadının, iddiasından döndüğünü sandık. Sonra kadın şöyle dedi: “Ben, kavmimi hiçbir gün rezil etmem.” ve yemininde devam etti[5][18]Böylece kan koca boşanmış oldular.
Sehlb.Sa’d diyor ki:
“Üveymir adında bir kişi, Adan oğullarının efendisi olan Âsim b.Adiy’e geldi ve ona, “Karısını başka bir erkekle yakalayan bir kişi için ne diyorsunuz? O onu öldürür siz de onu Öldürür müsünüz? Yoksa ne yaparsınız? Bu meseleyi benim için Resulullah’tan sor.” dedi. Âsim Resulullah’a geldi ve ona: “Ey Allah’ın Resulü” dedi. Resulullah, kendisine mesele sorulmasını hoş karşılamadı. Uveymir ise Âsım’a gelip meselenin ne olduğunu sordu. Âsim da: “Resulullah, meselenin kendisine sorulmasını hoş karşılamadı ve bunu ayıpladı.” dedi. Üveymir: “Allaha yemin olsun ki ben bunu Resulullah’a sormaktan vazgeçmem.” dedi. Ve Resulullah’a gelip: “Ey Allah’ın Resulü, bir erkek, karısını başka bir erkekle yakalarsa ne yapmalıdır?” O, o erkeği öldürür siz de onu mu öldürürsünüz? Yoksa ne yapmalıdır?” dedi. Resulullah: “Allah senin hakkında da eşin hakkında da âyet indirdi.” dedi ve Allanın, Kur’an-ı Kerim’de isimlendirdiği şekilde “Mülaane” yapmalannı emretti. Erkek, kadınıyla Mülaane yaptı ve sonra: “Ey Allahın Resulü, eğer ben bunu nikâhımda tutacak olursam buna zulmetmiş olurum.” dedi ve kadını boşadı. Bu boşama, bundan sonra yapılan “Mülaane”ler için ömek uygulama oldu. [6][19]
Abdullah b.Ömer diyor ki:
Resulullah’ın zamanında bir adam, karısını zina etmekle suçladı ve çocuğun, kendisinden olduğunu kabul etmedi. Bunun üzerine Resulullah, Allah Teala’nın buyurduğu gibi, aralarında “Mülaane” yapılmasını emretti. Çocuğun kadına teslim edilmesine, Mülaane yapan kan ile kocanın da boşanmalarına karar verdi. [7][20]