sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NUR SURESİ 6. VE 10. AYET-İ KERİMELER

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NUR SURESİ 6. VE 10. AYET-İ KERİMELER
Şubat 14, 2026 09:56
7
A+
A-

6- Hanımlarına zina isnad edip tc, kendilerinden başka şahitleri ol­mayanların şahitliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah’ı şahit tutup yemin etmesiyle olur. [1][14]

 

7- Beşinci defasında, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah’ın lanetinin kendi üzerinde olmasını diler. [2][15]

 

8-  Kadının da kocasının, yalancılardan olduğuna dair, Allah’ı dört defa şahit tutup yemin etmesi, cezayı kendisinden kaldırır. [3][16]

 

9- Beşinci defasında, kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah’ın gaza­bının kendi üzerinde olmasını diler. [4][17]

 

10-  Ya üzerinizde Allahın lütfü ve merhameti olmasaydı ve Allah, tevbeleri çokça kabul eden yegane hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hali­niz ne olurdu?

Bu âyet-i kerimeler, karısını iffetsizlikle suçlayıp buna dair dört şahit bulamayan kocalara, zina iftirası cezasından kurtulma ve kadından ayrılma için bir çare getirmektedir. O çare, “Mülaane”dir. Bu da şöyle olur: Hafife, karısını zina suçuyla itham eden kocayı ve karısını çağırır. Önce erkekten, şahitler huzu­runda doğru söylemiş olduğuna dair dört defa Allahı şahit tutarak yemin etmesi­ni ister. Beşinci defasında da, şayet yalan söylüyorsa, Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesini ister. Erkek bunları yerine getirirse karısı kendisin­den boş olur ve kendisine ebediyyen haram olur. Kadına ise zina cezası gerekir.

Buna karşılık kadının, bu cezanın kendisinden düşmesi için kocasının ya­lan söylediğine dair, Allah’ı şahit tutarak dört defa yemin etmesi beşinci defa­sında ise, şayet kocası, doğru söyleyenlerden ise, Allahı’n gazabının kendi üze­rine olmasını dilemesi gerekir. Kadın da bunları söylerse Halife bunların boşan­masına karar verir. Böylece “Mülaane” tahakku etmiş olur.

Bu âyet-i kerimenin nüzul sebebi hakkında şu Hadîs-i Şerif rivayet edil­mektedir: “Abdullah b.Abbas diyor ki:

“Hilal b.Ümeyye, Resulullah (s.a.v.)in yanında, karısını, Şerik b.Semha ile zina yapmakla suçladı. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) ona: “Ya şahit geti­rirsin yahut sırtına sopa vurulacaktır.” buyurdu. Hilal b.Ümeyye; “Ey Allah’ın Resulü, bizden birimiz, karısının üzerinde bir adam gördüğünde gidip te şahit mi arayacak?” dedi. Resulullah: “Ya şahit getirirsin, yahut da sırtına sopa vuru­lacaktır.” Buyurdu. Hilal: “Seni hak ile gönderene yemin olsun ki ben doğru söylüyorum. Elbette ki Allah, benim sırtımı sopadan kurtaracak bir hüküm gön­derecektir.” dedi. Bunun üzerine Cebrail geldi ve Resulullah’a: “İffetli kadınlara zina iftira edip te…” âyetinden devamla “Kadın, şayet kocası doğru söylüyorsa, Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını diler…” âyetine kadar indirdi. Resu­lullah da bu âyetleri okudu. Bundan sonra Resulullah oradan ayrıldı. Kadının peşine adam gönderdi. Hilal, kadınla beraber geldi. Allah’ı şahit tutarak yemin etti. Resulullah o anda şöyle diyordu: “Şüphesiz ki Allah, ikinizden birinin ya­lancı olduğunu biliyor, İkinizden hanginiz tevbe edeceksiniz?” Sonra kadın kal­kıp Allah’ı şahit tutarak yemin etti. Beşinci defasına varınca kadının konuşması­nı kestiler ve ona: “Senin bu sözün Allah’ın gazabını gerektirir.” dediler.

Abdullah b.Abbas diyor ki: “Kadın biraz durakladı, konuşmaktan vazge­çer gibi oldu. Öyle ki bizler, kadının, iddiasından döndüğünü sandık. Sonra ka­dın şöyle dedi: “Ben, kavmimi hiçbir gün rezil etmem.” ve yemininde devam et­ti[5][18]Böylece kan koca boşanmış oldular.

Sehlb.Sa’d diyor ki:

“Üveymir adında bir kişi, Adan oğullarının efendisi olan Âsim b.Adiy’e geldi ve ona, “Karısını başka bir erkekle yakalayan bir kişi için ne diyorsunuz? O onu öldürür siz de onu Öldürür müsünüz? Yoksa ne yaparsınız? Bu meseleyi benim için Resulullah’tan sor.” dedi. Âsim Resulullah’a geldi ve ona: “Ey Al­lah’ın Resulü” dedi. Resulullah, kendisine mesele sorulmasını hoş karşılamadı. Uveymir ise Âsım’a gelip meselenin ne olduğunu sordu. Âsim da: “Resulullah, meselenin kendisine sorulmasını hoş karşılamadı ve bunu ayıpladı.” dedi. Üvey­mir: “Allaha yemin olsun ki ben bunu Resulullah’a sormaktan vazgeçmem.” de­di. Ve Resulullah’a gelip: “Ey Allah’ın Resulü, bir erkek, karısını başka bir er­kekle yakalarsa ne yapmalıdır?” O, o erkeği öldürür siz de onu mu öldürürsü­nüz? Yoksa ne yapmalıdır?” dedi. Resulullah: “Allah senin hakkında da eşin hakkında da âyet indirdi.” dedi ve Allanın, Kur’an-ı Kerim’de isimlendirdiği şe­kilde “Mülaane” yapmalannı emretti. Erkek, kadınıyla Mülaane yaptı ve sonra: “Ey Allahın Resulü, eğer ben bunu nikâhımda tutacak olursam buna zulmetmiş olurum.” dedi ve kadını boşadı. Bu boşama, bundan sonra yapılan “Mülaane”ler için ömek uygulama oldu. [6][19]

Abdullah b.Ömer diyor ki:

Resulullah’ın zamanında bir adam, karısını zina etmekle suçladı ve çocu­ğun, kendisinden olduğunu kabul etmedi. Bunun üzerine Resulullah, Allah Teala’nın buyurduğu gibi, aralarında “Mülaane” yapılmasını emretti. Çocuğun kadına teslim edilmesine, Mülaane yapan kan ile kocanın da boşanmalarına ka­rar verdi. [7][20]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.