VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 63. VE 66. AYET-İ KERİMELER
Yusuf (A.S.)’In Kardeşlerinin Bünyamin’i Kendileriyle Göndermesi İçin Babalarıyl Görüşmeler
63- Babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Bize ölçek yasak edildi, kardeşimizi bizimle beraber gönder de ihtiyacımız olan yiyeceği ölçüp alalım. Onu elbette koruruz” dediler
64- “Yakup onlara “Daha önce kardeşinizi size emânet ettiğim gibi, şimdi onu emânet eder miyim? Ama Allah, en iyi koruyandır, O merhametlilerin merhametlisidir” dedi.
65- Yüklerini açınca karşılık olarak götürdüklerinin (dirhemlerini) kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler. “Ey babamız! Daha ne isteriz; işte viaiLa.rvm.vz. da bize iade edilmiş; ailemize onunla yine yiyecek getirir, kardeşimizi de gidiş ve dönüşteki tehlikeli yerlerden korur ve kardeşimiz için de bir deve yükü artırmış oluruz; esasen bu az bir şeydir” dediler.
66- Babaları “Hepiniz helak olmadıkça onu bana geri getireceğinize dâir Allah’a karşı sağlam bir söz vermezseniz, sizinle göndermeyeceğim” dedi. Söz verdiklerinde “Sözümüze Allah vekildir” dedi.
Açıklaması
Yakup (a.s.) oğullan, babalarının yanına dönünce ona şöyle dediler: “Eğer bizimle kardeşimiz Bünyamin’i göndermezsen Mısır Veziri bize bundan sonra yiyecek ve erzakı yasakladı. Eğer onu göndermezsen yiyecek alamıyacağız. Onu bizimle beraber gönder de sayımız kadar yiyecek alalım. Muhakkak ki biz giderken ve dönerken tüm kötülüklerden onu koruruz. Onun için endişelenme, Bünyamin sana mutlaka dönecektir”.
Yakup (a.s.) şöyle dedi: “Daha önce kardeşinize yaptıklarınızı şimdi ona mı yapacaksınız? Onu benden uzaklaştıracaksınız ve bir daha onu göremiyeceğim. Siz Yusuf u acizliğinizden dolayı kaybettiniz. Nasıl olur da kardeşini size emânet ederim?” Ama Allah, en iyi koruyandır. Dolayısıyla O, bana merhamet edenlerin en merhametlisidir. Yaşlılığımda, zayıflığımda ve çocuğuma olan sevgimde bana merhamet edecektir. Allah’dan beni koruyarak bana rahmet etmesini, çocuğumu bana geri döndürmesini ve bizi bir araya getirmesini dilerim.
Zira O, merhametlilerin en merhametlisidir”.
Bu sözler, Yakup (a.s.)’m Bünyamin’i kardeşleriyle göndermeye razı olduğunu göstermektedir. Zira nafakaya son derece ihtiyaçları vardı. Bir de Yakup (a.s.), Yusuf (a.s.)’ın aksine, kardeşleriyle Bünyamin arasında haset ve kin olduğunu gösteren emarelerin olmadığını mülahaza etmişti.
Yusuf (a.s.)’ın kardeşleri yüklerini ve yiyecek kaplarını açınca yiyecek için verdikleri bedellerin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler. Zira Yusuf (a.s.), adamlarına bunları kardeşlerinin yükleri arasına koymalarını emretmişti.
Bu yükleri içinde verdikleri bedelleri bulunca şöyle dediler: “Ey Babamız! Biz sana da anlatmıştık ya.. Kralın bize bu ikram ve ihsanından daha fazla ne istiyoruz. İşte bak dirhemlerimiz de bize geri verilmiş. Eğer kardeşimizi de gö-türürsek onun gitmesiyle bir deve yükü daha fazla yiyecek alırız”. Bu mana “mâ nebgî” kavlindeki “mâ” nın soru edatı kabul edilmesine göredir. Eğer “mâ” nefiy edatı kabul edilirse mâna şöyledir: “Başka bir şey istemeyiz. İşte dirhemlerimiz de bize geri verilmiş. Bu miktar, bundan sonraki yiyecekler için yeterlidir. Sonra erzak ve diğer ihtiyaçlarımızın temini için şöyle şöyle yaparız. Eğer biz, ikinci sefer kardeşimizle beraber gidersek, sen onu bizimle gönderirsen ailemize Mısır’dan yiyecek ve erzak getiririz.”
Biz, kardeşimiz Bünyamin’i gözetir, koruruz. Onun için sakın endişelenme. Onun yüzünden bir deve yükü fazla yiyecek alırız. Çünkü Mısır Veziri, tedbirli davranarak herkese ne eksik, ne fazla sadece bir deve yükü veriyor. Bu fazla yük, kardeşimizin alıkonulması karşılığında bu merhametli, cömert adam için az bir şeydir, ya da zorluğu olmayan kolay bir iştir.
Yusuf (a.s.)’ın geçmişini hatırlayan Yakub (a.s.) şöyle dedi: “Bana hangi halde olursanız olun onu geri getireceğinize dair yemin ile kuvvetlendirilmiş bir söz vermedikçe Bünyamin’i sizinle göndermeyeceğim. Ancak helak olmanız, ölmeniz ya da mağlûb olup hepinizin perişan olması müstesnadır. Zaten bu durumda onu kurtarmaya gücünüz de yetmez.” Bilinmelidir ki yemin ile kuvvetlendirilen söze yemin denir. Eğer verilen söz, yemin etmeksizin korunması için daha fazla gayret ve vefayı gerektirecek şekilde kuvvetlendirilir ve sağlamlaş-tınlırsa buna da mîsâk denir.
Çocukları, babaları Hz. Yakub’a (a.s.) yemin ile sağlamlaştırılan sözü verince Yakub (a.s.) şöyle dedi: “Allah, bütün söylediklerimize şahittir, hepsini murakabe etmekte ve korumakta olup, tamamına muttalidir. İşlerimi Allah’a havale ediyorum”. Yakub (a.s.), Bünyamin’in gitmesine, ihtiyaç duydukları erzak sebebiyle mecburiyyetten razı olmuştu. [1][43]