sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KASAS SURESİ 11. VE 15. AYET-İ KERİMELER

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KASAS SURESİ 11. VE 15. AYET-İ KERİMELER
Nisan 22, 2026 09:56
6
A+
A-

11- Annesi, Musa’nın kızkardcşinc: “Onu takibet” dedi. O da Mu­sa’yı uzaktan gözetledi. Firavun ve adamlarından kimse işin farkında de­ğildi, [1][12]

 

12-  Biz, annesi gelmeden, Musa’nın başkalarını emmesine engel ol­muştuk. Bunun üzerine Musa’nın kızkardeşi: “Sizin için ona bakıp yetişti­recek ve şefkatli davranacak bir aile göstereyim mi size?” dedi. [2][13]

 

13-  Böylece biz, Musa’yı, annesine geri verdik. Sevinsin, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye. Fakat onların çoğu bunu bil­mezler.

Musa’nın annesi, Musa’yı nehire attıktan sonra Musa’nın kızkardeşine: “Sen uzaktan onu takibet.” dedi. Firavunun kavmi ise, bunun, Musanın kızkar-<leşi olduğunu anlamamışlardı. Zira kızkardeşi Musaya bakarken, onun, kendi kardeşi olduğunu kimseye hissettirmiyor sanki onabakmıyormuş gibi davranı­yordu.

Biz, Musanın, annesi tarafından emzirilmesinden önce diğer süt anneleri­ni emmesine engel olduk. Bunun üzerine kızkardeşi, Firavun ve adamlarına: “Ben size, ona bakmayı üstlenecek ve ona Öğüt verecek bir aileyi göstereyim mi?” dedi. Böylece biz Musayı, nehirde bulunduktan sonra tekrar annesine ka­vuşturduk ki annesi oğlunu sağ salim bulduğu için sevinsin. Ondan ayrı kalarak üzülmesin ve Allahin daha Önce kendisine: “Korkma, üzülme, şüphesiz ki biz onu sana iade edeceğiz ve onu Peygamberlerden kılacağız.” vaadinin hak oldu­ğunu bilmiş olsun. Fakat müşriklerin çoğu Allah’ın vaadinin hak olduğunu bil­mez ve onu tasdik etmezler.

Hz. Musa, nehirden çıkarıldıktan sonra onu emzirmeleri için birçok süt annesi getirilmiş fakat Hz. Musa bunlardan hiçbirini emmemiştir. Bunun üzeri­ne, kendisini takibeden kızkardeşi, onu emzirecek bir kadının bulunduğunu ve o kadının Musaya iyi davranacağını söylemiştir.

Bunu duyan Firavunun adanılan kızı yakalayarak: “Sen bu çocuğun kime ait olduğunu biliyorsun, bunun ailesi kimdir?” diye somıuşlar. Kız da cevaben şöyle demiştir”Ben, bunu emzirecek ve bakacak ailenin, Krala karşı samimi ol­duğunu ve saraya gelmekle sevineceğini söylemek istemiştim.” demiş böylece Firavunun adamları onu bırakmışlardır. [3][14]

 

14- Musa, güçlü çağına erip olgunlaşınca ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyiliklerde blunanlari böyle mükâfatlandırırız.

Âyet-i kerimede, Hz. Musaya ilim ve hikmet verilmesinin “Güçlü çağı­na erişip olgunlaşmasından sonra.” gerçekleştiği zikredilmektedir.

Mücahid, Katade ve İbn-i Abbas’a göre, güçlülük çağına ermek, otuz üç yaşında gerçekleşir. Olgunluk çağına ermek ise kırk yaşında tahakkuk eder. İbn-i Zeyd de bu görüştedir.

Âyet-i kerimede, Hz. Musaya ilim ve hiket verildiği zikredümektedir.Bu-rada geçen “hikmet”ten maksat, dini hükümlerin inceliklerini bilmek ve onlarla amel etmektir.

İbn-i îshak “hikmet” kelimesini, kendi dininin ve atalarının dinlerinin in­celiklerini bilmek” şeklinde izah etmiş “ilim” kelimesini ise, “Kendi dininin hü­kümlerini bilmek.” şeklinde izah etmiştir. [4][15]

 

15- Musa, halkının bir gaflet anında şehre girdi. Orada, biri kendi taraftarlarından, diğeri düşmanlarından olan iki adamın düğüştüğünü gör­dü Kendi taraftarlarından olan adam, düşmanlarından olan adama karşı, Musadan yardım istedi. Bunun üzerine Musa adama bir yumruk vurup öl­dürdü. “Bu yaptığım şeytanın işidir. O, gerçekten insanı saptıran apaçık bir düşmandır.” dedi.

Musa, halkının bir gaflet anında şehre girdi.” ifadesinde geçen şehirin, Firavunun yaşamış olduğu, Kahire’den iki fersah uzaklıktaki bir yer olduğu ri­vayet edilmektedir. Dehhak, buranın “Ayn-ı Şems” mevkii olduğunu söylemiş Taberi ise burasını “Münuf’ adındaki şehir olduğunu zikretmiştir.

Şehir halkının gaflette oldukları an, bazı müfessirlere göre tam öğlen sıcağının bastığı an, bazılarına göre de akşam ile yatsı namazı arasıdır.

Süddî diyor ki: “Hz. Musa büyüyünce Firavunun bindiği bineklere bini­yor ve onun giydiği gibi elbiseler giyiyordu. Musa’ya da “Firavunun oğlu Musa” deniyordu. Birgün Firavun, Musa’nın bulunmadığı bir zamanda bineğine binip ikametgâhına gitti. Musa gelince Firavunun gittiğini öğrendi. O da arkasından Firavunu takibederek bioeğe binip yola koyuldu ve tam Öğlen sıcağında “Mü­nuf’a vardı.

İbn-i İshak ise şöyle diyor: “Musa, güç ve kuvvetine erip olgunluk çağı­na varınca Allah ona ilim ve hikmet vedi. Musa’nın, İsrailoğullanndan taraftar­ları vardı. Onun çevresinde toplanıp kendisini dinliyor ve söylediklerini tutuyor­lardı. Musa hakikatlan anlayınca Firavun ve kavminin aleyhinde konuşmaya başladı. Onun bu konuşmaları Firavuna haber verildi. Bunun üzerine FİFavun ve taraftarları Musa’yı tehdit ettiler. Musa onlardan korktu. Artık Firavunun ika­metgahına korkarak gidiyordu.

Yine birgün Musa, şehir halkının gafil olduğu bir anda, Firavunun ikamet ettiği şehre girdi ve orada, âyette zikredilen hadise meydana geldi.

İbn-i Zeytie diyor ki: “Hz. Musa küçükken Firavuna sopasiyla vurmuş o da Musa’nın bir daha ikametgahına sokulmamasını emretmiştir. Fakat Musa bü­yüyünce bu durum unutulmuş ve tekrar, Firavunun kaldığı yere girmesine izin verilmiştir.

İşte halkının gafil olduğu, yani, Musa’nın, sopasıyla firavuna vuduğunun unutulduğu bir sırada Musa, Firavunun oturduğu şehre girmiş ve orada, biri İs­railoğullanndan kendi taraftan diğeri ise Kıptîİerden olan Firavunun taraftan olan iki kişinin döğüştüğünü görmüştür.

İsrailoğullanndan olan kişi Musa’dan yardım istemiş, Musa da Firavunun taraftan olan Kıptî’ye bir yumruk vurmuş ve onu öldürmüştür.

Sonra Musa kendi kendine şöyle demiştir: “Bu adamı Öldürmem, şeyta­nın beni gazaplandırmasındandır. Şüphesiz ki şeytan, Âdemoğullan için bir düşmandır, onları doğru yoldan saptırandır. Zira şeytan, kötü amelleri güzel gösterir, güzel amelleri de, kötü gösterir. [5][16]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.