VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HİCR SURESİ 45. VE 48. AYET-İ KERİMELER
Kıyamet Günü Müttakilerin Mükafatı
45- Müttakîler (Allah’tan gerçekten korkanlar) ise cennetlerde ve pınarların başındadır.
46- Allah’tan korkanlara: Selâmetle ve emniyet içinde girin cennetlere, denilir.
47- Biz, onların kalplerinden kini çıkardık. Kardeşler olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar.
48- Cennette onlar hiçbir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değildirler.
Açıklaması
Allah’ın azabından ve O’na isyan etmekten sakınan, Allah’ın emirlerine itaat eden, nehiylerinden kaçınan, dolayısıyla İblis’in nüfuzu ve vesveselerinin tesirinde kalmayan “Müttakî’ler, Cennetler yani daimî meyveleri ve geniş gölgeli ağaçlan bulunan bahçeler içindedir. Etraflarında ise dört çeşit pınar fışkırmıştır. Bunlar su, süt, sarhoş edici olmayan Cennet şarabı ve süzülmüş bal nehirleridir. Bunlar hiç çekişmesiz ve yanşmasız onlara yahut bütün Cennetliklere aittir. Nitekim Cenab-ı Hak birbaşka ayette şöyle buyurmaktadır: “Müttekî-lere vaad edilen Cennetin vasfı şudur: Orada hiç bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren Cennet şarabı nehirleri ve süzülmüş bal nehirleri vardır. Ayrıca onlar için orada her çeşit meyveleri ve Rableri tarafından büyük bir mağfiret vardır.” (Muhammed, 47/15).
“Selâmetle ve emniyet içinde girin cennetlere!” Onlara: Belâlardan salim olarak, size selâm verilerek her türlü korku ve dehşetten uzak kalarak girin cennetlere denilir. Cennetten çıkarılmaktan, nimetin kesilmesinden yok olmasından korkmayın.
“Biz onların kalplerinden kini çıkardık.” Dünyadaki onların kalplerinde olan kin, düşmanlık, intikam ve kıskançlık duygularını çıkardık. Böylece onlar birbirlerini seven, aynı duygulan paylaşan, karşılıklı koltuklar üzerinde oturan kimseler olarak herbiri diğerinin yüzüne bakıyor ve arkalanna bakmıyorlardı. Onlar yüce ve değerli bir makamdaydılar.
Burada anlatılmak istenen husus şudur: Allah onlann kalplerini dünyanın bulanık ve kirli duygulanndan temizledi. Orada birbirini kıskanma, birbirine kin duyma, birbirine sırt çevirme, başkasını arkasından çekiştirme, laf taşıma ve münakaşa etme yoktur. Onlann kalplerine karşılıklı sevgi, muhabbet ve samimiyet tohumlan atılmıştı. Zira dünyadaki ölümle birlikte maddenin özellikleri ortadan kalkmıştı.
Sahih bir hadis-i şerifte, Ebu Said el-Hudrî’den Efendimiz (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: “Günahkâr müminler cehennem’den kurtulur, cennet ile cehennem arasında bir köprüde hapsedilirler. Dünyada aralarında olan bazı haksızlıklar birbirinden kısas olarak alınır. Nihayet tertemiz olup arındıkları zaman onların cennet’e girmelerine izin verilir.”
İbni Cerir ve İbni Münzir, Talha hazretlerinin azatlı kölesi Ebû Habî-be’den rivayet ediyorlar: İmran b. Talha, Cemel Olayından sonra Hz. Ali’nin huzuruna girdi. Hz. Ali (r. a) onu güleryüzle karşıladı ve şöyle dedi: Ümit ederim ki Allah beni ve babanı (Hz. Talha’yı) Allah’ın kendileri hakkında: “Biz onların kalplerinden kini çıkardık. Kardeşler olarak (sevinç içinde) karşılıklı koltuklara otururlar” buyurduğu kimselerden kılacaktır. Halının bir kenarında oturan iki kişi:
“Allah bundan daha âdildir. Sen dün onları öldüreceksin, sonra da kardeş olacaksınız, öyle mi?” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ali (r. a):
“Siz kalkın, en uzak ve en kötü yere gidin. Ben ve Talha böyle kardeş olmazsak, o halde kim böyle olacak”, dedi.
“Cennette onlar hiçbir yorgunluk hissetmezler” Yani onlara bu cennetlerde yorgunluk, meşakkat ve eziyet isabet etmez. Zira her arzu ettiklerine hiçbir gayret sarfetmeden önlerinde kolayca bulacakları için cennettekiler hiçbir gayret ve mücadeleye ihtiyaç duymayacaklardır.
Buharî ve Müslim’in Sa/uMerindeki bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuş-tur: “Allah bana Hatice’ye cennette içi boş çok değerli inciden yapılmış bir köşk verileceğini müjdelememi emretti. Orada ne gürültü vardır, ne de yorgunluk.”
“Onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.” Yani orada ebediyyen kalacaklardır. Oradan çıkarılmayacak ve yerleri değiştirilmeyecektir.
Sabit (yani sahih) bir hadis-i şerifte şu ifade yer almaktadır: “Denilir ki: Ey Cennet ehli artık devamlı sıhhat içinde olacak, hiç hasta olmayacaksınız. Devamlı yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz. Devamlı cennette kalacak, hiç azgınlık yapmayacaksınız” Allah Tealâ şöyle buyurdu: “Onlar o cennetlerde ebediyyen kalacaklar, oradan hiç ayrılmayacaklardır” (Kehf, 18/108).
– Özetle: Cennet nimetleri, sevabı ve menfaatlerinin ââtc üç tanedir:
1- Huzur içinde bulunmak. Bunu şu ayette görüyoruz: “Selâmetle ve emniyet içinde girin cennete.” (Hicr, 46).
2- Kin. ve kıskançlık gibi ruhî kirliliklerden, yorgunluk ve meşakkat gibi bedenî sıkıntılardan, zararlı şeylerden uzak kalmak. Bunu şu ayetten anlıyoruz: “Biz onların kalplerinden kini çıkardık.” (Hicr, 47), “Cennette onlar hiçbir yorgunluk hissetmezler” (Hicr, 48).
3- Zeval olmaksızın devamlılık ve ebedîlik. Bunu da şu ayetten anlıyoruz: “Onlar cennetten çıkarılacak da değildirler.” (Hicr, 48). [1][6]