sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

HAKİKATLE YÜZ YÜZE

Temmuz 13, 2026 12:11
8
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah azze ve celle’ye  mahsustur. Salat ve selam O’nun habibi müminlerin örneği ve önderi, yaşayan Kur’an kendisine uyulmadığı sürece kurtuluşun mümkün olmadığı son Peygamber Hz.Muhammed (s.a.v)’e O’nun ehli beytine, sahabesine ve bütün müminlerin üzerine olsun…

“Ölüm sarhoşluğu bir gün Hakk’ı getirir de ‘İşte ey insan bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir’ denir.” (Kaf, 19)

Beşer denilen şu yaratığın en çok ürktüğü, hatırından hayalini en çok uzaklaştırmaya çalıştığı şey ölümdür. Fakat ölümden kaçmak ne mümkün! Ölüm sürekli insanı istemektedir. Bıkmaz usanmaz istemekten. İnsana doğru attığı adımlar asla gevşemez. Vaktini asla şaşırmaz. Burada ölüm sarhoşluğundan söz edilmesi, insanı iliklerine kadar titretmeye yeter. Ölüm sarhoşluğu sahnesi sunulurken insan bir de Allah Teala’nın “İşte ey insan bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir” sözünü işitiyor. İnsan henüz ölmeden ve bu dünyada iken bu sesin yankısı ile tir tir titriyor. Bir de ölüm sarhoşluğu içinde kıvranırken bu söz kendisine söylenince kim bilir ne hale gelir? Nitekim sahih bir hadiste yer aldığına göre, Resulallah vefat edeceği zaman, yüzünden mübarek terlerini silerek buyurmuş ki: “Sübhanallah! Gerçekten ölümün sarhoşlukları vardır…” Resulullah yüce dostu seçmiş ve Allah Teala’ya kavuşmaya özlem duymuş olduğu halde bunu söylerse, ya ondan başkalarının hali nice olur?

Burada Hak sözcüğünün zikredilmesi dikkati çekiyor. “Ölüm sarhoşluğu birgün hakkı getirir.” Bu ifade, insan ruhunun ölüm sarhoşluğu esnasında gerçeği tam olarak göreceğine işaret etmektedir. İnsan ruhu gerçeği engelsiz görür o zaman. Bilmediği inkar ettiği gerçeği idrak edip anlar. Fakat iş işten geçtikten sonra, görmek bir fayda vermez, idrak etmek bir yarar sağlamaz, tevbe kabul olunmaz ve iman hesaba katılmaz olduktan sonra gerçeği idrak edip, anlamak ne işe yarar? İşte onların yalanlayıp da bu yüzden bocalamaya düştükleri gerçek budur. Bunu anladıkları ve tasdik ettikleri zaman bu iman hiçbir yarar sağlamaz ve bir anlam ifade etmez artık…

Ölüm sarhoşluğundan, Haşr ile ilk kez yüzyüze gelişe ve hesap gününün dehşetine geçiliyor.

“Sur’a üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür. Her can, yanında bir sürücü ve bir şahidle gelir. Ona: “Andolsun ki, sen, bundan gafilsin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık, bugün artık görüşün kesindir” denir. Yanındaki arkadaşı: “İşte yanımdaki hazır” dedi.” (Kaf, 20-23)

Bu öyle bir sahnedir ki, bu sahnenin ruhlarda canlandırılması, insanoğlunun yeryüzünde bütün gezisi boyunca sürekli bir korku, çekingenlik ve dikkat içinde bulunması için yeterlidir.

 Nitekim Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Sur’u üfleyerek melek sur’u ağzına almış, yüzünü dönmüş ve kendisine izin verilmesini beklerken nasıl olur da insan rahat eder.” Orda bulunanlar “Ya Resulallah! O zaman ne diyelim?” dediklerinde, buyurmuş ki: “Allah bize yeter O ne güzel vekildir” deyin. Onlar da “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” demişlerdir. (Tirmizi)

“Her can yanında bir sürücü ve bir şahitle gelir.” Her nefis gelir. Hesaba çekilecek olan ve yaptıklarının karşılığını görecek olan bu nefistir. Beraberinde kendisini sevk edecek bir sürücü ve bir de aleyhine tanıklık edecek şahit vardır. Belki de bu ikisi, dünya hayatında onu koruyan ve amellerini yazan yazıcı meleklerdir. Bunlardan başkaları da olabilir fakat birinci ihtimal daha ağır basıyor. Bu sahne dünya mahkemelerine götürülmeye son derece benzemektedir, ancak burada Cebbar (Her dilediğini zorla yaptıran) Allah’ın huzurunadır sevkediliş!

Bu sıkıntılı ve son derece zor durumda ona denilir ki: “Andolsun ki sen bundan gafildin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık. Bugün artık görüşün keskindir.”

Keskindir artık görüşün. Çünkü onu engelleyecek hiçbir perde yoktur. Senin dikkat etmediğin ve gafil olduğun an bu andı. Tedbirini almadığın durum bu durumdu. Beklemediğin son bu son idi. Şimdi bak bakalım. Bugün artık görüşün keskindir. O sırada arkadaşı öne atılıyor. Ağır basan görüşe göre, bu hayatının kaydedildiği defteri taşıyan şahit olsa gerektir. “Yanındaki arkadaşı; ‘işte yanımdaki hazırdır’ der.” Mevcuttur, hazırdır, hazırlanmıştır. Hazırlamaya, ihtiyacı yoktur onun.

İşte insan, kaçışın imkânsız olduğu o dehşet anında, amel defteriyle ve hakikatle tamamen yapayalnız kalmıştır. Dünyadayken gözünü kör eden gaflet perdeleri birer birer yırtılmış, inkâr ettiği ya da görmezden geldiği ne varsa en çıplak hâliyle önünde belirmiştir. Artık ne bir kaçış yolu vardır ne de yeni bir tedbir alma imkânı… “Hazırdır” denilerek sunulan o hesap günü, insanı ya amellerinin pişmanlığıyla baş başa bırakacak ya da teslimiyetin huzuruna ulaştıracaktır. Hayat yolculuğunun bu kaçınılmaz ve en sarsıcı durağı, geride sadece tek bir gerçeği fısıldar: Ölümün sarhoşluğu gelip çatmadan ve o keskin görüş her şeyi ayan beyan ortaya koymadan önce, hakkı idrak etmek ve gafil olmamaktır.

 

Allah (cc)’ın selamı mü’min ve mü’mine kardeşlerimin üzerine olsun..

 

Selam ve Dua ile..

 

Velhamdulillahirabbilalemin….

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.