VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HİCR SURESİ 78. VE 86. AYET-İ KERİMELER
Şuayb Kavmi (Eyke Halkı) Kıssası Ve Semûd Kavmi (Hicr Halkı) Kıssası
78- Şüphesiz ki Eyke halkı zalim kimselerdi.
79- Biz onlardan da intikam aldık. Lut kavminin ve Eyke halkının harabeleri hâlâ işlek bir yol üzerindedir.
80- Şüphesiz Hicr halkı da peygamberleri yalanladılar.
81- Biz, onlara ayetlerimizi gönderdik. Ne var ki, onlar ayetlerimizden yüzçe-virdiler.
82- Onlar dağları oyarak, kendilerine emniyet içinde yaşayacakları evler yapıyorlardı.
83- “abahleyin onları korkunç bir çığlık yakalayıverdi.
84- Yaptıkları işler onları kurtaramadı.
85- Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları yerli yerince yarattık. Kıyamet elbette kopacaktır. (Ey peygamber!) o halde güzel bir şekilde davran (Hoşgörülü ol.)
86- Şüphesiz ki her şeyi yaratan ve bilen ancak Rabbindir.
Açıklaması
Eyke halkı -Hz. Şuayb (a.s.) kavmi- Allah’ı şirk koşmaları yolkesicilik yapmaları, ölçü ve tartıda hile yapmaları sebebiyle zalim kimselerdi. Korkunç bir çığlık, şiddetli bir yer sarsıntısı ve (Yevmü’z-Zulle: Bulutlu gün) azabı ile Allah da onlardan intikam aldı. Halbuki onlar Hz. Lut (a.s.) kavminden sonra ama ona yakın bir zamanda ve yer olarak da onların kasabalarına yakın bir yerde yaşamışlardı. Bunun için Hz. Şuayb (a.s.) onları: “Lut kavmi sizden uzak değildir” (Hûd, 11/89) diyerek uyarmıştı.
İbni Merdüveyh ve İbni Asakir’in Abdullah b. Amr’dan rivayet ettikleri \iad\s-\ şerifte Çe^gamberinviı la.a.^ şöy\e. b\\y\iYmu%\a.Yd\r. “Medyetv ve Eyke halkı iki ümmet olup Allah bunlara Hz. Şuayb (a.s.)’ı peygamber olarak göndermişti.”
“Biz Eyke halkından da intikam aldık…” Yani küfürlerine ve isyankârlıklarına karşılık olarak onları cezalandırdık.
Eyke halkını “Bulutlu günle cezalandırdık. O zaman onlara hiç gölge bulunmaksızın yedi gün şiddetli bir sıcaklık isabet etmişti. Sonra onlara bulut gönderdi. Bu bulutun gölgesine oturdular. Allah da onların üzerlerine ateş gönderip bu ateş de onları yakıp helak etti. Medyen halkını ise sayha (korkunç çığlık) ile cezalandırdık.
“Bu iki kavmin harabeleri hâlâ işlek bir yol üzerindedir.” Yani Lut kavmine ait kasabalar ile Eyke halkının toprakları halkın Hicaz-Şam yolculuğu yaparken izledikleri işlek bir yol üzerindedir.
İmam: İzlenen, uyulan demektir. “Yol”a imam adı verilmiştir. Çünkü kişinin arzu ettiği yere varıncaya kadar izlediği ve uyduğu hafta yol denilmiştir.
Bundan sonra Cenab-ı Hak, Hicr Vadisinin halkı olan Semûd Kavmini zikrederek şöyle buyurdu: “Şüphesiz Hicr halkı da peygamberleri yalanladılar.” Yani Semûd Kavmi peygamberleri Hz. Salih (a.s.)’i yalanladılar. Bütün peygamberler tevhid, Allah’a kulluk ve temel faziletli ameller hakkında aynı noktada ittifak ettikleri için, kim bir peygamberi yalanlarsa bütün peygamberleri yalanlamış olur.
“Biz onlara ayetlerimizi gönderdik…” Biz Hicr Vadisi halkına peygamberleri Hz. Salih (a.s.)’in duasıyla kupkuru bir kaya parçasından Allah’ın çıkardığı Dişi Deve” mucizesi gibi, Hz. Salih (a.s.)’in peygamberliğinin doğruluğuna delâlet eden mucizeler, deliller, ayetler verdik. Ancak onlar ayetlerimizden yüzçe-virdiler, mucize deveyi kestiler ve bundan ibret almadılar. Deve bu beldede dolaşıyor, o civarda bulunan küçük bir nehirden bir gün bu deve su içiyor, ertesi gün de vadi halkı bu nehirden su içiyorlardı. Devenin bu kabileye (Semûd Kavmine) yetecek kadar bol sütü vardı.
Semud Kavminin dağlardaki taşlan yontarak yaptıkları evleri vardı. Bu evlerin sağlamlığı sebebiyle korkusuz bir şekilde düşmanlardan emin olarak yaşıyorlardı. Bu evler Tebuk’e giderken Peygamberimiz (s.a.)’in uğradığı Hicr Vadisinde (Bugün Suudi Arabistan’da Medainü Salih denilen yerde) hâlâ müşahede edilmektedir. Efendimiz (s.a.) buraya gelince başını örtmüş, bineğini hızlandırmış, Buharî’nin ve başkalarının İbni Ömer’den rivayet ettiğine göre ashabına: “Azaba uğrayan kavimlerin evlerine ağlayarak girin. Ağlamazsanız, onlara isabet eden belâlar size isabet eder korkusuyla ağlamaya çalışın, ağlar gibi görünün.”
“Sabahleyin onları korkunç bir çığlık yakalayıverdi. Semud Kavmi azgm-laşıp haddi aşıp da mucize deveyi kestiklerinde azabın kendilerine vaadedüen dördüncü gününde sabah vakti helak edici korkunç çığlık onları yakalamıştı. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurdu: “Salih dedi ki: Evlerinizde üç gün daha yaşayın. Bu yalanlanamayacak bir tehdittir.” (Hûd, 11/65)
“Yaptıkları işler onları kurtaramadı.” Rabbinin emri gelince bu mallarının onlara faydası dokunmadı. Edindikleri mallar bu azaba engel olamadı. Dağlarda kayaları yontup ev yapmaları, kendilerine (bahçeleri sulamada kullandıkları) su hususunda sıkıntı çekmemeleri için devenin bol su içmesine göz dikip nihayet deveyi kesmelerine sebep olan ekin ve meyvalardan istifade etmeleri gibi kazançlardan yeteri kadar yararlanamadılar. Bilâkis oldukları yerde helak oldular.
Allah Tealâ kâfirlere helak etmeyi haber verince sanki bir şahıs: Çok merhametli ve çok ikramsever olan Allah’a kullarına azab etmek ve onları helak etmek nasıl yaraşır? diye sormuş farzedilmektedir. İşte buna Cenab-ı Hak şu ayetle cevap veriyor: “Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları” Hak ile yani adalet ve hikmetle “yarattık.” Zulmederek yahut batıl olarak, boş yere yaratmadık. Bunun sebebi yaradılanlann ibadet ve taat etmeleri içindir. Bu ibadet ve taati bırakır, bundan yüzçevirirlerse adalet ve hikmetin gereği olarak onları helak etmek ve yeryüzünü onlardan temizlemek gerekli olmaktadır. Burada Peygamberimiz (s.a.)’i yalanlayanların ahirette azab görmelerinin hak, adalet hikmet ve bizzat beşer için maslahat olduğuna işaret edilmektedir.
“Kıyamet elbette kopacaktır.” Yani kötülük işleyenleri yaptıklarına karşılık cezalandırmak, güzel amel işleyenlere de güzellikle mükâfat vermek için kıyamet günü şüphe yok ki gelecektir. Bu ayette isyankârlar için tehdit, itaatkârlar için teşvik vardır.
“O halde güzel bir şekilde davran” Yani Ya Muhammed, müşriklerden yüz-çevir. Onlardan karşılaştığın eziyetlere karşı yumuşak huyluluk ve müsamaha ile güzel bir şekilde yüzçevirerek tahammül et.
Bu emir insanlara güzel bir ahlâkla davranmaya çalışmaktır. Bu neshedil-memiş, hükmü devam eden bir emirdir. Her ne kadar “Güzel bir şekilde yüzçe-vir” emri, savaş emri geldikten sonra neshedilmiş kanaati yaygın olsa da.
Fahreddin Razî diyor ki: Müsamahakârlığın kılıç kullanma ayetiyle neshedilmiş olması uzak bir ihtimaldir. Çünkü bundan maksat güzel ahlâk, af ve müsamaha gösterilmesidir. Bu nasıl neshedilmiş olabilir![1][9]
“Şüphesiz ki her şeyi yaratan ve bilen ancak Rabbindir” Yani Rabbin çok çok yaratandır, her şeyi o yaratmıştır. İlmi çok geniştir. Her şeyi bilir.
Bu ayet öldükten sonra dirilmeyi, Allah Tealâ’nm kıyameti meydana getirmeye kadir olduğunu ispat etmektedir. Çünkü o hiçbir şeyi yaratmaktan âciz olmayan yüce yaratıcı ve parça parça olan ve yeryüzünün çeşitli bölgelerine dağılan cesetleri bilendir. Herkes ona dönecek, huzurunda hesaba çekilecektir. [2][10]