BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Kabir Azabı | BÖLÜM – 2
Hamd Âlemlerin Rabbi olan, her türlü nimeti lütfeden ve taksim eden Allah’a olsun. O’nun kulu ve elçisi olan, bizlere gönül temizliğini ve kardeşliği rehberlik eden Efendimiz Hz. Muhammed’e, âline ve ashabına selat ve selam olsun.
Ebu Hüreyre’nin rivayetine göre Resûlullah (sav) şöyle buyuruyor: “Mümin bir kimseye ölüm geldiğinde melekler misk ve reyhan kokulu bir ipek parçası ile ona gelip, tereyağından kıl çeker gibi ruhunu alırlar. Sonra ona şöyle denir: ‘Ey nefsi mutmainne! Rabbin senden, sen de O’ndan razı olarak Allah’ın mağfiretine nail olmak için çık.’ Bunun üzerine bedenden ayrılan ruh, misk ve reyhan kokulu ipeğe sarılarak yüce mertebelere çıkarılır. Kâfir bir kimseye ölüm gelip çattığında ise melekler, içi kor dolu bir torba ile gelip onun ruhunu şiddetlice alırlar. Sonra ona şöyle denir: ‘Ey habis ruh! Allah’ın gazabına uğramış olarak çık da O’nun senin için hazırlamış olduğu aşağılama ve azabı gör.’ Ruh bedenden ayrıldığında suyun kaynaması gibi fokurdayan ateş dolu torbanın içine konulup cehenneme atılır.”
Abdullah b. Ömer’den rivayet edilir: “Bir mümin kabre konulduğunda kabri yedi arşın genişler. Üzerine reyhan kokuları saçılır ve ipeklere sarılır. Eğer Kur’an’dan nasibini almışsa kabrini aydınlatması için Kur’an ona yeter. Kur’an bilmiyorsa güneşe benzer bir ışıkla kabri aydınlatılır. Kabrinde tıpkı bir gelin gibi uyur. Kendisini sadece en çok sevdiği kişi uyandırır, o da uykuya doymamış gibi uyanır. Kâfir bir kimse öldüğünde ise kabri öylesine daraltılır ki kaburga kemikleri birbirine girer. Üzerine deve boynu gibi kalın yılanlar salınır; bu yılanlar onun etlerini hiç kalmayıncaya dek yerler. Ardından ona ellerinde demir kamçılar bulunan sağır, dilsiz ve kör olan azap melekleri gönderilir. Bu melekler kör ve sağır oldukları için herhangi bir şeyi duyup işitemediklerinden dolayı hiç acımaksızın ona ellerindeki kamçılarla vururlar. Böylece sabah akşam kendisine ateşle azap edilir.”
Fakih diyor ki: Kabir azabından kurtulmak isteyen kimsenin dört şeye sarılması ve dört şeyden sakınması gerekir. Devam etmesi gereken dört şey şunlardır:
- Beş vakit namaz.
- Sadaka vermek.
- Kur’an okumak.
- Allah’ı çokça tesbih etmek.
Sakınması gereken dört şey ise şunlardır:
- Yalan söylemek.
- İhanet etmek.
- Koğuculuk (laf taşımak) yapmak.
- İdrar sızıntısı.
Nitekim Resûlullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Üzerinize idrar sıçramasından sakının! Çünkü kabir azabının çoğu idrar sızıntısı sebebiyledir.” Resûlullah (sav) ayrıca şöyle buyurmuştur: “Allah, şu dört şeyi sizin için hoş karşılamaz: Namazda iken namazın ruhuna uygun düşmeyen davranışlarınızı, Kur’an okurken lüzumsuz konuşmanızı, oruçlu iken kötü söz söylemenizi ve kabristanda gülmenizi.”
Muhammed b. Semmak, bir kabristanda durup şöyle dedi: “Bu kabirlerin suskunluğuna bakıp da aldanmayın, onların içinde nice feryâdü figan edenler yatıyor. Kabirlerin aynı seviyede olması da sizi aldatmasın, orada yatanların halleri birbirinden çok farklıdır. O halde akıllı kimseye yakışan, kabre girmeden önce ona hazırlık yapmaktır.” Süfyan-ı Sevri şöyle diyor: “Kabri çokça hatırlayıp dile getiren kimse onu cennet bahçesi olarak bulur; kabre gireceğini hiç düşünmeyen kimse ise onu cehennem çukuru olarak bulur.”
Hz. Ali’nin bir hutbesinde şöyle dediği anlatılır: “Ey Allah’ın kulları, ölüm var ölüm! Ondan kaçış yok. Durup bekleseniz de kaçsanız da o size gelip yetişir. Çünkü o sizin alın yazınızdır. Dolayısıyla ona hazırlanmakta acele edin. Ötenizde hırsla sizi bekleyen kabir bulunmaktadır. Kabir, cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur. Kabir her gün üç defa şöyle seslenir: ‘Ben karanlıklar ve vahşi canlılar diyarıyım, ben böceklerin eviyim.’ Uyanık olun! Anlatılan bugünün sonunda daha zorlu bir gün vardır. O günde cehennem vardır. Onun ateşi çok şiddetli, derinliği sonsuz, süsü demir bukağı, içeceği ise kan ve irindir. O günde Allah kimseye merhamet etmeyecek.”
Üseyd b. Abdurrahman’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Bir mümin ölüp kabre götürülmek üzere omuzlara alındığında, ‘Beni kabre koymakta acele edin’ dermiş. Kabre konulduğunda ise kabir ona şöyle seslenirmiş: ‘Üzerimde dolaşırken ben seni seviyordum, şimdi sana karşı olan bu sevgim daha da arttı.'”
Rivayete göre bir keresinde Hz. Osman (ra) bir kabrin başında durup ağlamıştı. Kendisine neden ağladığı sorulunca Resûlullah (sav)’in şu hadisini nakletmiştir: “Kabir ahiretin ilk durağıdır. Buradan ceza almadan kurtulan kimsenin daha sonraki hesabı kolay olur. Burada cezadan kurtulamayan kimsenin sonraki durumu daha da kötüdür.”
Abdülhamid b. Mahmud el-Mağribi anlatıyor: İbn Abbas’ın yanına gelen bir topluluk, vefat eden bir arkadaşlarının mezarında siyah bir yılan gördüklerini ve üç mezar kazmalarına rağmen her birinde aynı yılanla karşılaştıklarını anlattılar. İbn Abbas şöyle dedi: “Bu onun dünyada iken yaptığı kötü amelinin karşılığıdır. Şimdi gidin, onu kazdığınız mezarlardan birine gömün.” Hanımı, o kişinin buğday satarken içine gizlice saman doldurduğunu (ihanet ettiğini) anlatmıştır. Fakih diyor ki: “Bu haber ihanetin kabir azabına sebep olduğunu gösteriyor.”
Konu ile ilgili olarak Allah (cc) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar.” (İbrahim, 27)
Resûlullah (sav) buyurmuştur ki: “Bir Müslümana kabirde soru sorulduğunda o, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şehadet eder.” Allah’a boyun eğen samimi müminin sapasağlam olması; ölüm anında, kabirde, kıyamet gününde ve Sırat köprüsünde gerçekleşir. Kabirde melekler ona yaklaştığında namazı, sadakası, orucu ve iyilikleri ona kalkan olur. Melekler ona “Mümin olarak yaşadın ve mümin olarak öldün” derler ve kabri cennet bahçesine döner.
O halde müminin yapması gereken, kabir azabından Allah’a sığınması ve dünyada iken kabirde kendini koruyacak salih ameller işlemesidir. Bu dünya senin sermayendir. Sermayen elinde olup onu kullanabildiğin sürece kazanç sağlayabilirsin. Allah’tan dileğimiz odur ki; bizi kıyamet gününe hazırlanmaya muvaffak kılsın ve bizi pişmanlık duyanlardan eylemesin. Ölüm sarhoşluğu ve kabirdeki zorluğu bütün müminlere kolay kılsın. O merhametlilerin en merhametlisidir.