TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA FATIR SURESİ 1. VE 5. AYET-İ KERİMELER
FATIR SURESİ
Fâtır Suresi kırk beş âyettir ve Mekke’de nazil olmuştur.
Bu Sure-i Celile de, Allaha hamd ile başlayan surelerdendir. Hamd’in Al-laha mahsus olduğu beyan edildikten sonra Allahın, insanlara gönderdiği herhangi bir rahmeti alıkoyup tutacak hiçbir kuvvetin bulunmadığı, Allahın, rahmeti tutması halinde de onu kimsenin salı veremeyeceği beyan edilmektedir.
Peygamber fendimiz (s.a.v.) bu Sure-i Celilede de, müşriklerin yalanlamasına karşı teselli edilmekte ve daha önce geçmiş olan Peygamberlerin de ümmetleri tarafından yalanlanmış oldukları, sonunda bütün işlerin Allaha döndürüleceği beyan edilmektedir.
İnkar edenler için şiddetli bir azabın bulunduğu, iman edip salih ameller işleyenler için ise mağfiretin ve büyük bir mükafaatın bulunduğu haber verilmektedir.
Rüzgarları gönderip de bulutları harekete geçirenin Allah olduğu, o bu-lutlann, ölü bir ülkeye yağmur yağdırarak oraya hayat verdiği, bütün güç, kuvvet ve hakimiyetin Allaha ait olduğu beyan edilmektedir.
Sure-i Celilede devamla, Allahm, kullarına ihsan ettiği nimetlere dikkat çekilmekte, tatlı ve içimi kolay olan su ile tuzlu ve acı olan suyun bir olmadığı ve bunların her ikisinden de insanların, giyecek ve yiyecek bakımından istifade ettikleri beyan ediliyor.
Allah tealanın geceyi gündüze gündüzü de geceye kattığı, kainattaki bütün varlıkların onun emrine boyun eğdiği açıklanmaktadır.
İnsanların Allaha muhtaç oldukları, Allahın ise hiçbir şeye, muhtaç olmadığı, dilediğinde Allahın herşeyi yok edebileceği, bu işlerin de onun için çok kolay olduğu beyan edilmektedir.
Kör ile görenin, karanlıklarla aydınlığın, gölge ile sıcağın ve dirilerle Ölülerin bir olmadığı, Peygamber (s.a,v.)in, Allanın emir ve yasaklarını duyuran bir uyarıcı olduğu haber verilmektedir.
Sure-i ceiilede cenab-ı hak Resulünü yine teselli etmekte, kavminin kendisini yalanlamasına üzülmemesini tenbih etmekte ve inkarcıları azabı ile yakalayacağını beyan etmektedir.
Sure-i Ceiilede bundan sonra, Allahın, biz insanlara ve diğer canlılara verdiği nimetlere işaret Duyurulmaktadır. Gökten indirilen su ile değişik renklerde meyveler bitirildiği, dağların, çeşitli renkli tabakalar halinde yaratıldığı, çeşitli renklerde hayvanların var edildiği ve Allahın çok affeden ve şükrün karşılığım bolca veren olduğu beyan edilmektedir.
Sure-i Ceiilede beyan edilmektedir ki: Müminlerin mükafaatı Adn cennetleridir. Orada Allaha hamdederler, onlar orada yorgunluk ve bıkkınlık hissetmezler. İnkar edenlere ise cehennem ateşi vardır. Orada onların ölümlerine de hükmedilmez ki Ölsünler. Onların orada azapları da hafifletilmez. Onlar cehennemde: “Ey rabbimiz, bizi buradan çıkar da dünyada işlediğimiz kötü amelleri bırakıp salih ameller işleyelim.” diye bağırışırlar. Fakat artık onlara bu fırsat verilmez. Orada zalimlerin hiçbir yardımcısı da yoktur.
Kâfirler, kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetler içinde en doğru yolu tutacaklarına dair en büyük yeminleriyle yemin ettiler. Fakat kendilerine uyarıcı gelince de onların nefretlerini artırmaktan başka bir işe yaramadı. Nefretlerinin sebebi, yeryüzünde kibirlenmeleri ve kötü tuzak kurmalarıydı.
Sure-i Ceiilede bundan sonra dikkatler çekilerek Duyuruluyor ki: Onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önceki kavimlerin akıbetlerinin ne olduğuna bakmazlar mı? Halbuki onlar kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde hiçbirşey Allahı âciz bırakamaz. Eğer Allah, insanları, işledikleri günahlar sebebiyle hemen cezai andırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat ; Allah, onların cezalarını belli bir zamana kadar erteler, ecelleri gelince de gereğini yapar. Şüphesiz ki Allah, kullarım çok iyi görür. [1][1]
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla.
1- Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allaha mahsustur. O, yarattığı varlıklarda dilediği şeyi artırır. Şüphesiz ki Allah, herşeye kadirdir.
Hamd ve övgü, ancak Allaha mahsustur. Onun dışında hiçbir kimseye hamdedilmez. O, yedi gökleri ve yeri yoktan var edendir. İkişer, üçer ve dörder kanatlı olan melekleri, kullarından dilediği kimseye elçi gönderendir. O, yarattıklarından dilediğini dilediği şekilde artırır. Nitekim Cebrailin kanatlarını alü-yüz adet olarak yaratmış, bu kanatların herbirinin arasını da doğu ile batı arası kadar bir uzaklıkta kılmıştır. Zira o herşeye kadirdir.
Abdullah b. Mes’ud diyor ki:
“Resulullah (s.a.v.) Cebraili gördü. Onun alüyüz kanadı vardı.[2][2]
2- Allahın insanlara göndereceği herhangi bir rahmeti alıkoyup tutacak hiçbir kuvvet yoktur. Tuttuğunu da ondan başka salıverecek hiçbir kuvvet yoktur. O, herşeye galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah teala bu âyet-i kerimede, hayırın anahtarlarının ve kilitlerinin kendi elinde olduğunu beyan etmektedir. Allah, insanlar için bir hayır ve rahmet kapısı açarsa artık onu kapayabilecek hiçbir kimse yoktur. Yine Allah, hayır ve rahmet kapısını kapatırsa artık onu açacak ta yoktur. Zira bütün işler onun elindedir. O, herşeye galiptir. Suçlu olanı cezalandırır. Suçluyu ondan kimse kurtaramaz. O, bütün yaptıklarında hikmet sahibidir. Rahmet kapılarını açması da kapatması da bir hikmete göredir.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) her namazdan sonra
“Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. O, tektir, onun hiçbir ortağı yoktur. Mülk onundur, hamd ona mahsustur. O, herşeye kadirdir.” der ve şöyle dua ederdi: “Ey Allahım, senin verdiğine engel olacak yoktur. Engel olduğunu da verecek yokur. Ciddi olanın ciddiyeti (onun alacağı herhangi bir tedbir) sana karşı kendisine hiçbir fayda sağlamaz. [3][3]
3- Ey insanlar, AUahın, üzerinizde olan nimetini hatırlayın. Sizi gökten ve yerden nzıklandıracak Allahtan başka bir yaratıcı var mı? Ondan başka hiçbir ilah yoktur, O halde nasıl oluyor da (tevhidden) döndürülüyorsunuz?
Ey insanlar, Ailahın, hayır kapılarını açarak size lütfettiği nimetlerini ve temin ettiği rahat geçimi düşünün. Sizi, Allahtan başka göklerden ve yerden çeşitli nimetleriyle nzıkiandırabilecek biri var mıdır? ki ona kulluk edesiniz. îyi bilii ” i Allahtan başka kendisine kulluk edilecek hiçbir mabud yoktur. O halde ey insanlar, Allahi bırakıp da başka birşeye kulluk etmeyin. Zira o kulluk ettiğiniz şeyler size ne bir menfaat ne de bir zarar verebilirler. Hal böyle iken nasıl oluyor da Allaha kulluk yapmaktan çeviriyorsunuz? [4][4]
4- Ey Muhammed, eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki peygamberler de yalanlamışlardı. Bütün işler Allaha döndürülür.
Ey Muhammed, şayet kavminin müşrikleri seni yalanlıyorlarsa bu seni üzmesin. Ve senin gücüne gitmesin. Zira bu, müşriklerin süregelen adetidir. Daha önce geçmiş müşrikler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Senin de onların da yaptığınız işler Allaha döndürülür. Şayet onlar bu hallerinden vazgeçmezlerse Allah onlan da, daha önceki yalanlayanları cezalandırdığı gibi cezalandıracaktır. [5][5]
5- Ey insanlar, şüphesiz Alladın vaadi haktır. Sakın sizi dünya hayatı aldatmasın. O çok aldatıcı şeytan sakın sizi Allanın affına güvendirerek aldatmasın.
Ey Allahın peygamberlerini yalanlayan insanlar, AHahın inkarınızda devam ettiğinizde sizi cezalandıracağı vaadi haktır. Bunu kesin olarak bilin. Cezası gelip çatmadan Önce iman etmeye, yaptığınız kötülüklerden vazgeçmeye ve Allaha itaat etmeye koşun. Sakın sizleri, içinde yaşadığınız bu dünya hayatının mevki ve makamları, mal ve serveti aldatmasın. Sizler bunlara güvenerek Allaha ve peygambere iman etmekten geri durmayın Hilekâr şeytan sakın sizleri, Allah adına birtakım vaadlerde bulunarak ayartmasın. Sizi, inkarcılığınızda devam ettirmesin. [6][6]