Dinin İnsan Hayatındaki Sorumluluk Anlayışı
Dinin İnsan Hayatındaki Sorumluluk Anlayışı
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah’a mahsustur. Salat ve Selam Resulullah (sav)’a âline, ashâbına ve tüm müminlerin üzerine olsun
Din, insan hayatını düzenleyen ve bireye hem kendisine hem de topluma karşı sorumluluklar yükleyen önemli bir rehberdir. İnsan yalnızca kendi istekleri doğrultusunda yaşayan bir varlık değildir. Davranışlarının sonuçlarını düşünmek, doğruyu yanlıştan ayırmak ve çevresine karşı bilinçli hareket etmekle yükümlüdür. Dinin temel amaçlarından biri de insanı bu sorumluluk bilincine ulaştırmaktır.
İslam dininde sorumluluk anlayışının merkezinde insanın akıl sahibi olması yer alır. Kur’an-ı Kerim’de, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm Suresi, 39. ayet) buyrularak insanın yaptıklarından sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu ayet, insanın hayatını bilinçsizce değil; emek, gayret ve hesap bilinciyle yaşaması gerektiğini göstermektedir.
Din, yalnızca ibadet sorumluluğu getirmez. Aynı zamanda ahlaki sorumluluklar da yükler. Doğru konuşmak, emanete sahip çıkmak, adaletli davranmak ve kul hakkından sakınmak bunların başında gelir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.” hadisiyle insanın bulunduğu her konumda bir görev taşıdığını ifade etmiştir. Bu hadis; anne babanın evladına, yöneticinin topluma, bireyin ise kendi davranışlarına karşı sorumlu olduğunu anlatmaktadır.
İslam alimleri de sorumluluk konusuna büyük önem vermiştir. İmam Gazâlî’ye göre insanın en büyük görevi, nefsini terbiye ederek ahlakını güzelleştirmektir. Çünkü toplumun düzelmesi, önce bireyin kendisini düzeltmesiyle mümkündür. Bu anlayış, dinin sadece dış davranışları değil, insanın iç dünyasını da önem verdiğini göstermektedir.
Din, insanın yalnızca dünya hayatını değil ahiret hayatını da düşünmesini ister. Bu nedenle yapılan her davranışın bir karşılığı olduğu bilinci kazandırılır. Yardımlaşmak, ihtiyaç sahiplerine destek olmak ve insanlara zarar vermemek dinin önem verdiği temel sorumluluklar arasındadır. Kur’an’da iyiliğin ve adaletin emredilmesi, toplumsal düzenin korunmasına yönelik önemli bir ilkedir.
Din insanı disipline eden ve ona sorumluluk bilinci kazandıran bir yapıya sahiptir. Ayetler, hadisler ve alimlerin görüşleri incelendiğinde; dinin insanı hem ahlaki hem sosyal hem de vicdani açıdan bilinçli bir birey hâline getirmeyi amaçladığı görülmektedir.
insanı değerli yapan şey; malı, makamı veya gücü değil, ahlakı ve davranışlarıdır. Bu nedenle herkes, elinden geldiği kadar iyilik yapmalı, emretmeli , kötülükten nehyetmeli ,kimsenin hakkını yememeli ve yaşamını doğru bir şekilde sürdürmeye gayret etmelidir.