İMAN VE İNKARIN BAKIŞ AÇISI
Hamd alemlerin Rabbi Allah(cc)’a, salat ve selam onun Resulu Hz. Muhammed (sav)’e ve selam O’nun aline, ashabına ve tüm müminlerin üzerine olsun.
İnsanoğlu yaşamış olduğu şu alemde başıboş ve rastgele bir hayat yaşamak için ortaya çıkarılmadığını anlamalıdır. Rastgele bir hayat anlayışı, insanı insan yapan değerleri , işitme, duyma, akletme, sonuç elde etme, fikir üretme, düşünme vb. yeteneklerini görmezden gelerek öylesine yaşamak çok büyük bir suç işlemenin temelini oluşturmaktadır. Maalesef tarih boyunca çeşitli bozuk batıl akımlar, örf, gelenek ve adetler, tahrif edilmiş dini hakikatler vb faktörler nedeniyle insanlık çoğu zaman hakikatı bulup idrak etme ve ona göre yaşama konusunda başarısız kalmıştır. Bu durum aşağıdaki gibi iki sınıf insan grubun ortaya çıkarmıştır.
- Dinden uzak, ahireti , hesap gününü inkar eden, dünyayı tek gaye edinmiş bir anlayış
- Dine ilgi duyan fakat bu konuda da peygamberlerden ziyade ataları ya da yaşamış olduğu toplumdaki çoğunluğun inancına tabi olan anlayış
Allah’ın peygamberleri ile gönderdiği bilgi hakikatin ölçüsüdür. Bununla beraber çevremizde gördüğümüz her varlık ve alemde yaşanan olaylar hakikati bulma konusunda nice işaretler bize sunmaktadır. Varlıkların sadece bizim nefsimize bakan yönü ile ilgilenirsek bunlar bizim için bir işaret olmayacaktır. Fakat tüm varlıklarda hakikatı tespite vasıta olan aklımıza bakan tarafı görmeye çalıştığımızda bizler için doğru yolun işaretleri olacaklardır.
Kur’an bu konuda bakış açısı farklılığının sonuçları hakkında bize bilgi veriyor.
Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fâsıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır). (Bakara,26)
Bu ayet Kur’an ın indiği dönemdeki maddeci dünyaperest kitlenin içinde bulunduğu durumu ortaya koymaktadır. O kadar yozlaşmış ve erdemli değerlerden uzak kalmışlardır ki, bir mesajın doğruluğu ve hakikatı konusunda hiçbir kıymetli değer yargısı kalmamış, böylelikle çıkarlarına uyan ve nefislerinin isteklerine muhalif olmayanları hakikat , bunun dışında arzularına uymayanları da yanlış olarak kabul edecek kadar alçalmışlardı. Bu toplumun her kesiminde egemen bir düşünce yapısı olduğu için zengin-fakir, yöneten-yönetilen farketmeksizin putperestlik ve şirk içinde bir hayat yaşamak gariplerine dahi gitmiyordu.
Ayetde de göreceğimiz üzere, etrafındaki varlıklara ve olaylara ibret ve Hikmet ile bakamayan, tıpkı hayvanların gördüğü gib gören fert ve toplumların bu düşünce yapısının sonucu şu şekilde ortaya çıkıyor.
Kâfir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? Derler!
Gördünüz mü? Bu düşünce(sizlik!) kişinin hakikatı tespit ve tasdik etmesinin önünde bir engel olarak karşımıza çıkıyor ve dünyada imansız ve ahirette de ebedi bir azaba müstehak olmasına sebep oluyor. Demek ki şu koca kainattaki varlıkları görüp duruyor olmamız bizim adımıza bir farklılık getirmiyor, ancak aklımız ve fıtri manevi yeteneklerimiz çerçevesinde hakikat arayışı ile bakıldığında yararlanmak ve kurtuluşa erenlerden olmak mümkün oluyor.
Peki ya iman edenler ?
İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler.
Evet, iman ehli Allah’ın yarattığı varlıklar üzerinde Allah(cc) nun güç, kudret, ilmini, hikmetini güçleri nispetinde görüyorlar,,, hatta Allah’I gereği gibi yüceltememiş olmanın verdiği endişe ile hidayetlerine daha da çaba ve gayret ile salih ameller katmaya gayret göstererek sürekli bir kulluk şuurun için çaba gösteriyorlar. Bununla şu fark ortaya konmuş oluyor.
Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fâsıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır). (Bakara,26)
Evet, aynı delil, aynı işaret… Kimisi olumlu, kimisi olumsuz değerlendiriyor. Mümin dünyadaki nimetler ile Rabbini bulurken, kafir ise bu nimetlerden dünya hayatı boyunca nefsi için yararlanmaktan başka birşey düşünmediğinden bu nimetler onun sapkılığına neden oluyor.
Rabbimiz bizleri kendisin tanıyabilen, nefsini terbiye edip, kendi rızasına uygun yaşayan kullarından eylesin.
Velhamdulillahirabbilalemin.