TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA MÜ’MİNUN SURESİ 101. VE 105. AYET-İ KERİMELER
101- Sur’a üfürüldüğü zaman, aralarında soy bağı kalmaz ve bibirlc-rinc de birşey soramazlar.
Sur’a iki defa üflenecektir. Birinci üflenişinde dünya’hayatı ona erecek ve herşey yok olacaktır. İkinci üflenişinde ise insanlar ve yükümlü olan diğer varlıklar dirilip kabirlerinden çıkacaklar ve Allah’ın huzuruna varıp hesap vereçeklerdir. Bu âyet-i kerimede zikredilen “Üfleme”den maksadın birinci sur’a mı yoksa ikinci sur’a mı üflenme olduğu hakkında iki görüş zikredilmiştir.
Said b.Cübeyr, Süddî ve Abdullah b.Abbas’a göre buradaki sur’a üfle-mekten maksat, sur’a birinci defa üflenmesidir. Said b.Cübeyr diyor ki: “Bir adam Abdullah b.Abbas’a geldi ve ona: “Allah Teala’nm, bir âyet-i kerimede “O gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerine de bir şey soramazlar.” buyurduğunu, başka bir âyette ise “Kullar birbirlerine yönelip sorarlar. [1][106] buyurduğunu işittim.” dedi. (Yani, birinci âyettehiç kimsenin kimseyle ilgisinin olmayacağı, birbirlerine bir şey soramayacaklan belirtiliyor, ikinci âyette ise insanların birbirlerine yönelip soru soracakları beyan ediliyor bundan maksat nedir?) Abdullah b.Abbas ise ona şöyle cevap verdi: “O gün onlar birbirlerine de birşey soramazlar.” ifadesi, sur’a birinci defa üflendiğinde kimsenin kimseye birşey sormayacağını beyan etmektedir. Zira yeryüzünde hiçbirşey kalmayacak ki, soy bağı bulunmuş olsun veya insanlar birbirlerine birşey sorabilsinler.
“Kullar birbirlerine yönelip sorarlar.” ifadesinde ise, cennete girdikten sonra birbirlerine herhangi bir şey sorabileceklerini beyan eüer.
Abdullah b.Mes’ud’a göre ise, bu âyetteki “Sur’a üflemek”ten maksat, sura ikinci defa üflenmesidir. İşte o zaman bütün insanlar birbirlerinden kaçacaklar ve kimse kimseyi tanımayacaktır. İnsan, en yakın dostundan ve akrabasından kaçacaktır. [2][107]
102- Kimlerin tartısı ağır gelirse, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. [3][108]
103- Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, kendilerini ziyana sokanlardır. Cehennemde ebediyyen kalacaklardır. [4][109]
104- Ateş onların yüzlerini yalar. Onların orada yüzleri kavrulup, dişleri sırıtır kalır.
Kıyamet gününde kulların amellerini tartan adaletli teraziler kurulacaktır, işte o gün kimin sevabı günahından ağır galirse onlar kurtuluşa ereceklerdir. Cehennem azabından kurtulup cennete konacaklardır. Kimin de kötülükleri iyiliklerinden ağır gelişe işte onlar, kendilerini hüsrana uğratanlardır. Onlar, cehennemde ebedi olarak kalacaklardır. Yüzlerini cehennem ateşi yalayacak ve onlar orada, cehennemin ateşiyle yüzler kavrulmuş olarak bulunacaklar, dişleri de sırıtıp duracaktır.
Ebu Saîd el-Hudrî, Resulüllah’ın, bu âyetin son bölümünü şöyle izah ettiğini rivayet etmektedir:
“Ateş, cehennemlik kimsenin yüzünü pişirir. Böylece üst dudağı kasılır ve başının ortasına vanr. Alt dudağı ise sarkar ve göbeğine değer.” [5][110]
105- Allah: “Âyetlerim size okundu da, siz onları yalanladınız değil mi?” der.
“Allah Teala: “Bizi tekrar dünyaya dündür de salih ameller işleyelim.” diyen kâfirlere şöyle der: “Daha önce sizlere, Kur’an’da gönderdiğim âyetlerim okunmamış mıydı? Onlarda bu durumlar size haber verilmişti, akat siz o halleri yalanlıyordunuz.” [6][111]