TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NUR SURESİ 51. VE 55. AYET-İ KERİMELER
51- Aralarında Peygamberlerin hükmetmesi için Allah’a ve Resulüne davet edildikleri zaman müminlerin sözü ise ancak: “İşittik ve itaat ettik.” olur. işte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. [1][74]
52- Kim, Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’tan korkar ve ona sığınıp korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Allah Teala, bu âyet-i kerimelerle, haklarında bundan Önceki âyetlerin indiği kişileri kınamakta ve mümin olanların ne gibi sıfatlar taşımaları gerektiğ-gini beyan etmektedir. Müminler, aralarındaki anlaşmazlıklarda Allah’ın kitabına ve Resululluh’ın hakemliğine çağrıldıkları zaman, verilecek hükmün lehlerine veya aleyhlerine olabileceğini hesaba katmadan: “Davetini kabul ettik ve teslim olduk.” derler. İşte kurtuluşa erecek olanlar bunlardır. Zira kim, Allah’a ve Resulü’ne itaat eder, Allah’ın emirlerine karşı gelmekten korkar ve onun cezalandı rmasından çekinirse, işte kurtuluşa erecek olanlar onlardır. [2][75]
53- Ey Muhammcd, münafıklar, kendilerine emrettiğin takdirde, mutlaka cihada çıkacaklarına dair en ağır ycminleriyle Allah’a yemin ettiler. Sen onlara: “Yemin etmeyin, nasıl itaat ettiğiniz malumdur. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” de.
Allah Teala bu âyet-i kerimede, münafiklann. cihada gittikleri takdirde can ve mallarının tehlikeye düşeceği endişesiyle cihaddan kaçındıklarını bununla beraber, münafık oldukları belli olmasın ve korktukları anlaşılmasın diye en ağır yeminleriyle Allah’a yemin ettiklerini beyan ediyor ve Resulullah’a, onların tatlarının nasıl olduğunun bilindiğini, boşuna yemin etmemeleri grektığı-ni söylemesini emrediyor. Zira Allah onların yaptıklarından haberdardır. [3][76]
54- Ey Muhammcd, “Allah’a itaat edin, Resulüne tabi olun.”dc. Eğer yüz çevirirseniz, Peygamber ancak kendisine yükletilen vazifeden, siz de ancak kendinize yükletilen vazifeden mes’ulsünüz. Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece apaçık bir tebliğdir.
Ey Muhammed, en büyük yeminleriyle yemin eden o münafıklar ve onların dışında olanlara de ki: “Allah’ın size emrettiği ve yasakladığı husularda ona itaat edin. O emir ve yasaklan tebliğ eden Peygambere de itaat edin. Şayet sizler, Allah’a ve Peygamberine itaattan yüz çevirecek olursanız, bilin ki Peygamberin vazifesi, kendisine yüklenen tebliğ görevini yerine getirmektir. Sizin vazifeniz ise Allahın sizlere yüklediği emir ve yasaklarına saygı göstermektir. Şayet peygambere itaat edecek olursanız işte o zaman doğru yolu bulmuş olursunuz. Şunu da bilin ki, Peygambere düşen ancak kendisine gönderilen emir ve yasaklan tebliğ etmektir. O sizi zorla doğru yola iletemez. Size düşen ise ancak dinlemek ve itaat etmektir. [4][77]
55- Allah, içinizden iman edip salih amel işleyenlere vaadetmiştir ki, mutlaka kendilerinden öncekileri misarçı kıldığı gibi kendilerini de yeryüzünde mirasçı kılacak, kendileri için razı olup seçtiği dinlerini iyice yerleştirecek ve kendilerini korkularından sonra emniyete kavuşturacaktır. Onlar, bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşma/ar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar, fâsıklurın ta kendileridir.
Allah Teaia bu âyet-i kerimede, Muhammed ümmetini yeryüzünde halifeler yapacağını. İslam dinini oraya yerleştireceğini, korkulu balerini giderip müminleri güvene kavuşturacağını beyan ediyor, bunun sebebinin ise, müminlerin hiçbir şeyi kendisine oıtak koşmayarak sadece ona kulluk etmeleri olduğunu bildiriyor ve âyetin sonunda, iman ellikten sonra tekrar inkâra düşenlerin, hak yoldan ayrılan fâsıklar olduğunu beyan ediyor.
Allah Tealamn bildirmiş olduğu bu vaadi gerçekleşmiştir. Muhanımcd ümmeti yeryüzünde yaşanılan bütün yerlere ulaşmıştır. Yeryüzünün büyük bir kısmını İslâm’ın hakimiyetine sokmuş ve tebliği ise hemen tüm insanlığa duyurmuştur. Bu husuta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i şerifimle şöyle buyurmaktadır:
“Allah, yeryüzünü katlayarak bana gösterdi. Ben onun doğusunu da batısını da gördüm. Şüphesiz ki ümmetimin iktidarı, benim için katlanan yerlere kadar ulaşacaktır. Bana. kırmızı ve beyaz hazineler verildi. [5][78]
Resuluiİah (s.a.v.) Mekke’de yatırken, insanları, hak din olan İslâm’a ba-zan gizli bazan açık bir şekilde davet ediyor ve müşriklerin çeşitli saklın ve işkencelerinden hem kendisi hem de sahabileri yekiniyorlardı. Bu nedenle Resu-lullah ve sahabileri Mekke’yi bırakıp Medine’ye hicret etmişler, cihad emri geldikten onra uzun müddet silah taşımak zorunda kalmışlardır. Daha sonra Allah Teala onları selamete erdirmiş, düşmanlarına galip getirmiş ve bu ayet-ı edilenin beyan ettiği gibi onlar, yeryüzünün halifeleri olmuşlardır. [6][79]