HAYATLARDAKİ İSRAF
Hamd Alemleri yoktan var eden, çekip çeviren, idare eden, hakimiyetin tek sahibi Allah (c.c) ‘ a mahsustur, salat ve selam Alemlere rahmet olarak gönderilen, ebedi önderimiz ve yaşayan Kur’an Hz. Muhammed (s.a.v)’e, O’nun ehl-i beytine, ashabına ve O’nun yolunda giden tüm müminlerin üzerine olsun.
Allah (c.c) dünyayı ve içindeki nimetleri kullarının istifade etmeleri, yararlanmaları için yaratmıştır. Her insana farklı nimetler vermiş ve bunları da doğru bir şekilde, Allah (cc)’ın dilediği şekilde kullanmalarını emretmiştir. Yani Allah (cc) insanı yarattıktan sonra ona belli başlı sınırlar koymuştur. İşte bu sınırlar çerçevesinde, helal haram sınırları içerisinde verilen nimetlerin kullanılmasını istemiştir. Dolayısıyla anlamamız gereken Allah (cc)’ın vermiş olduğu her şeyin ihtiyaç dahilinde kullanılması ve helal yoldan olması gerektiğidir. Bunun aksi ise verilen nimetin kullanımında haddi aşmak ki bu aynı zamanda Allah (cc)’ın sınırlarını aşmaktır, Allah (cc) tarafından israf olarak nitelendirilmiş ve bu da yine Allah (cc)’ın kendi kelamıyla yasaklanmıştır.
ARAF SURESİ 31. Ayet;”Ey Ademoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
İsraf kavramı kelime olarak; herhangi bir işte normal olan sınırı aşmak, aşırı olmak anlamlarına gelmekle birlikte, ayrıca ihtiyaçtan fazla tüketmek, gereksiz yere harcamak, savurganlık yapmak gibi anlamlara gelir.
Ayrıca israf, insanın yaptıklarında sınırı aşması anlamını da taşır.
Süfyan-ı Sevri’ye göre az da olsa, Allah (cc) yolunda harcanmayan her şey israftır.
Allah (cc) vermiş olduğu nimetlerin eserini kulunun üzerinde görmek ister. Bu bir elbise olabileceği gibi bir ilim de olabilir, bu insana verilen ömür olabileceği gibi sağlık da olabilir. Önemli olan Allah (cc)’ın vermiş olduğu ömrü, bedeni, hayatı ve her türlü nimeti yine Allah (cc)’ın istediği şekilde, haddi aşmadan kullanabilmektir. Çünkü Allah (cc) haddi aşan, israf eden kullarını sevmemektedir.
İsraf aynı zamanda bir toplumu mahveden önemli bir etkendir. Helak olan kavimlere, toplumlara bakıldığında, örneğin; Lut, Semud, Ad kavmi ya da Eyke halkı bunlar küfürlerinde gerçekten ileri giden ve haddi aşan toplumlardı ve bu nedenle onarın nasıl helak oldukları bizler için emsal teşkil etmektedir. Buna karşılık ise İslam; dengedir, dolayısıyla da müminler ölçülüdür ve yaptıkları her işte orta yolu tutar. Çünkü müslümanlar vasat bir ümmettir. Yani israf, haddi aşmak müminlere yakışmayan ve onlara tezat olan bir durumdur.
Günah işlemek de haddi aşmaktır. Çünkü Allah (cc)’ın belirlemiş olduğu sınırlara uyması gereken kul bu sınırları ihlal ederek helal çizgisini bırakıp haramlara geçmiştir. Dolayısıyla da Allah (cc)’ın sınırlarını aşarak haddi aşmıştır ki Allah (cc) ayette bu kullarına “Ey kendileri aleyhine israf eden haddi aşan kullarım…” şeklinde hitap ederek uyarmaktadır. Kullar açısından düşünüldüğünde ne kadar kötü ve bir o kadar da korkutucu bir hitap! Allah (cc) bütün müminleri bu hitaptan muhafaza eylesin.
Bugün toplumumuza bakıldığında insanların aslında kendi çalışarak elde ettiğini sandığı (oysa ki her şey Allah (cc)’ın dilemesiyle olur) nimetler hususunda dikkat edilmeye, savurganlığın önüne geçilmeye başlandığını görmekteyiz. Elbette ki bu güzel bir tutumdur. Çünkü Allah (cc), nimetlerinin kullanılmasında müminler itidalli olduğu müddetçe herhangi bir yasak getirmemiştir. Nitekim Allah (cc) ARAF SURESİ 32. Ayet ;”De ki: “Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur.” İşte böyle biz ayetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz.” buyurmuştur.
Zaten mümin bilir ki kendisine verilen bütün nimetler Allah (cc)’a aittir, ona bir süreliğine emanet edilmiştir ve o, Allah (cc)’ın kendisine emanet ettiği nimetleri nasıl ve ne şekilde kullanacağını, nerede harcayacağını çok iyi bilir. Allah (cc) de bu kullarından BAKARA SURESİ 3. Ayeti kerimede şöyle bahsetmiştir;”Ve o müminler ki… kendilerine vermiş olduğumuz rızıktan Allah yolunda harcarlar.”
Gerek malları, gerek canları, gerekse bütün bir ömrü Allah (cc) yolunda harcamaktır aslında tüm mesele. Allah (cc)’ın istediği şudur; kullarına vermiş olduğu malı, serveti hatta bütün variyatını ölçüsüz harcamanın ötesinde, çok daha önemli bir noktaya dikkat etmemizi istemektedir ki kulun Rabbi’nin karşısında olan konumunu idrak etmesi, haddi aşarak Rabbi’ne karşı israfa düşmemesi meselesidir.
İşte insanların yanıldığı nokta tam olarak budur. Allah (cc)’ın vermiş olduğu en önemli nimetlerden birisi olan kulluk edebilme nimeti karşısında savurganlık halen devam etmektedir. Allah (cc)’a karşı kulluk yapabilme bilincinden çok uzakta, haddi aşarak yaşanılmaktadır. Burada da önemli olan iki şey yani kulluk için gerekli iki şey sağlık ve zaman karşımıza çıkmaktadır.
İbn Abbas (r.a)’ın naklettiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ”İki nimet vardır ki insanların çoğu onları değerlendirme hususunda aldanmıştır. Sağlık ve boş vakit.”
Şimdi düşünelim ki Allah (cc)’ın bize verdiği sağlığı ve koskoca zamanımızı ne için, ne uğruna harcıyoruz? Allah (cc)’a kulluk için mi harcıyoruz, yoksa nefislerimiz için mi israf ediyoruz?
Resulullah (s.a.v) buyuruyor ki; ”İhtiyarlığından önce gençliğinin, hastalanmadan önce sıhhatinin, fakirliğinden önce zenginliğinin, meşguliyetinden önce boş vaktinin ve ölümünden önce hayatının kıymetini bil.”
Elhamdulillahirabbilalemin.