VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 58. VE 62. AYET-İ KERİMELER
Ya’kup (A.S.)’In Oğullarının, Kardeşleri Yusuf (A.S.)’Dan Buğday Satın Almaları Ve Yusuf (A.S.)In Kardeşini Getirmelerini İstemesi
58- Yusuf un kardeşleri gelip huzuruna girdiler. Onlar onu tanımadıkları halde o, onları tanıdı.
59- Erzaklarını tam olarak hazırladığında şöyle dedi: “Babanızdan olan kardeşinizi (Bünyamin’i), doğru söylediğinizi bilmem için bana getirin. Sizlere ölçüyü noksansız olarak tam tuttuğumu ve benim misafir ağırlayanların en hayırlısı olduğumu görmüyor musunuz?’
60- “Eğer onu bana getirmezseniz bundan böyle benden hiçbir erzak alamazsınız ve bana da artık yaklaşmayın.”
61- Kardeşleri “Babasını ikna etmeye çalışacağız ve her halde bunu yaparız” dediler.
62- Yusuf, erzakları ölçen adamlarına “Karşılık olarak getirdikleri gümüş dirhemleri (erzak bedellerini) de yüklerine koyun. Belki ailelerinin yanına dönüp, yüklerini açınca bunu anlarlar da bir daha dönerler” dedi.
Kardeşlerin İlk Karşılaşması:
İbn Abbas (r.) ve diğer alimler[1][38] şöyle der: “İnsanlar kıtlık ve sıkıntıyla karşı karşıya kalıp, bu durum Ken’an topraklarını da etkileyince Yakub (a.s.), erzak almaları için çocuklarını gönderdi. Yusuf (a.s.)’un yumuşaklığı, iyiliği, merhameti ve adaleti sebebiyle ünü, bütün âleme yayılmıştı. O (a.s.), insanların o sıkıntılı günlerinde satış sırasında bizzat kendisi bulunur ve kişi başına, yiyecek verirdi. Herkesin hakkı bir vesk [2][39] idi”.
Suddî, Muhammed bin İshâk ve diğer müfessirler şöyle der: “Yusuf (a.s.)’ın kardeşleri, Mısır’a şu sebeple gelmişlerdi: Yusuf (a.s.), Mısır’da vezîr olmuş, verimli yedi yıl geçmiş, arkasından kurak ve sıkıntılı yedi yıl gelmişti. Kıtlık Mısır’ın tamamını kaplamış, Yakub (a.s.) ile çocuklarının yaşadığı Kenan iline de ulaşmıştı. İşte bu sırada Yusuf (a.s.), insanların mahsûllerini ihtiyatlı kullanmalarını sağladı. Mahsûllerin tamamını güzelce bir araya getirdi. Böylece muazzam bir yekûn oluştu ve çeşitli hediyeler geldi. Diğer ülke ve memleketlerden insanlar gelerek kendileri ve aileleri için erzak ve yiyecek temin ettiler. Bir kişiye senelik bir deve yükünden fazlası verilmiyordu. Yusuf (a.s.), kendisini bile doyurmuyordu. Yusuf (a.s.) da kral da askerler de, insanlar yedi sene boyunca ellerindekilerle yetinebilsinler diye sadece öğlen bir öğün yiyorlardı. Yusuf (a.s.), Mısır halkına Allah Tealâ’nın bir rahmetiydi.”[3][40]
Bu konuda, bunun dışındaki rivayetler, İsrâiliyyâttır. [4][41]
Açıklaması
Yusuf (a.s.)’ın kardeşleri, bugünkü Filistin topraklan olan Kenan ilinden, buğday satın almak için Mısır’a geldiler. Çünkü kıtlık, Şam bölgesini ve Mısır’ı kasıp kavuruyordu. Kardeşleri, Mısır Vezirinin parayla yiyecek ve erzak verdiğini duymuşlardı.
Yusuf (a.s.)’ın yüce makamına girdiklerinde Yusuf (a.s.), bakarbakmaz onları tanıdı. Çünkü büyük insanların yüz hatları fazlaca değişmez. Onlar ise Yusuf (a.s.)’ı tanımadılar. Çünkü Yusuf (a.s.)’dan ayrılıp onu kervana sattıklarında o küçüktü. Küçük yaştakilerin yaşları ilerledikçe yüz hatları daha çok değişmektedir. Ayrıca onlar, Yusuf (a.s.)’ın öldüğünü zannediyorlardı. Onun bu duruma geleceği akıllarından bile geçmezdi. Bir de uzun zaman geçmesi sebebiyle onu unutmuşlardı.
Süddî’nin de bildirdiği gibi Yusuf (a.s.), onlarla konuşmaya başladı ve sanki onları tanımıyormuş gibi “Sizi buraya getiren sebep nedir?” diye sordu.
– Ey Azîz! Biz erzak ve yiyecek temin etmek için geldik.
– Belki de siz casussunuz!
– Allah korusun!
– Siz neredensiniz
– Biz, Kenan diyarındanız ve babamız da Allah’ın peygamberi Yakup (a.s.)’dır
– Onun sizden başka çocuğu var mı
– Evet, biz on iki kardeştik. En küçüğümüz kırda telef oldu. Babamız en çok onu severdi. Geriye onun kardeşi kaldı. Babası da onu kendisiyle teselli bulmak için hiç dışarı çıkarmaz
Yusuf (a.s.) kardeşlerini casuslukla suçlaması uzak bir ihtimaldir. Çünkü o onların bu suçlamadan uzak olduklarını biliyordu. Her durumda bu, doğruluğu tartışılabilen bir sorudur
Yusuf (a.s.), erzaklarını tam olarak ölçerek, buğday yüklerini taşıtıp, hazırlatınca -ki bu yük, on deve yüküydü, Yusuf (a.s.), babası ve kardeşi için de iki deve yükü daha ilâve etmişti şöyle dedi: “Bir dahaki sefere baba ile kardeşiniz Bünyamin’i bana getirin. İstediğiniz erzakı eksiksiz tam olarak ölçtüğümü, kardeşiniz için bir başka deve yükü daha verdiğimi ve benim misafir ağırlayanların en hayırlısı olduğumu görmüyor musunuz?” Yusuf (a.s.), bu sözlerle, onları tekrar gelmelerine teşvik etmek istiyordu. Yusuf (a.s.)’ın kardeşi Bünyaminin durumunu sorma sebebi şuydu: Kardeşleri, yaşlı bir babaları ve babalarına hizmet etmek için geride kalan bir kardeşlerinin olduğunu ve onlar için de bir miktar yiyecek temin etmek zorunda olduklarını söylemişlerdi. Yusuf (a.s.) o ikisi için de iki deve yükü yiyecek hazırlattı ve şöyle dedi: “Bu durum göstermektedir ki babanız kardeşinizi sizden daha çok seviyor. Onu bana getirin de bir göreyim”.
Sonra da “Eğer ikinci gelişinizde onu getirmezseniz bundan böyle benden hiçbir erzak alamazsınız ve ülkeme giremezsiniz” diyerek onları korkuttu
“Kardeşleri: Onu babasından istemek için gayret göstereceğiz ve yumuşaklıkla onu iknâya çalışacağız. Çare yok, bunu mutlaka yaparız. Söylediklerimizin doğru olduğunu anlaman için bütün imkânlarımızla onu sana getirmeye çalışacağız, dediler.”
Yusuf (a.s.) adamlarına şöyle dedi: “Yiyecek ve erzak satın aldıkları parayı, onlara hissettirmeden eşyalarının arasına koyun.
“Belki bu bedelin geri verilmesinin ve bu şekildeki ikramımızın değerini bilirler de ailelerinin yanma varıp, yüklerini açtıktan sonra tekrar bize dönerler. [5][42]