sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

İSLAM’IN SÖZÜNDEN YÜKSEK ÇIKIYOR FİKİRLERİMİZ

Mayıs 20, 2026 11:59
38
A+
A-

İSLAM’IN SÖZÜNDEN YÜKSEK ÇIKIYOR FİKİRLERİMİZ

Hamd Sena övgü alemlerin rabbi olan Allah azze ve celleye mahsustur. Salat ve selam alemlere rahmet olarak gönderilen Resulune ehli beytine ashabına ve onu takip eden tüm Müslümanların üzerine olsun.

 

İnsanın en büyük imtihanlarından biri, kendisine verilen aklı doğru yerde konumlandırabilmesidir. Akıl, hakikate ulaşmak için bir vasıta iken; nefsin ve şeytanın etkisiyle çoğu zaman vahyin önüne geçirilmek istenir.

 

Kur’ân’da Rabbimiz açıkça uyarır:

Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üzerine yükseltmeyin…” (Hucurât 49/2).

 

Bu ayette geçen “ses” kelimesi Arapça’da “savt” (صوت) kökünden gelir. Lugat olarak duyulan ses, yükselen ton, dışa vurulan ifade demektir. Ama Arap dilinde “savt” sadece fiziksel bir ses değildir; bir kimsenin görüşünü, iddiasını ve ortaya koyduğu tavrı da temsil eder.

 Bu yüzden ayeti sadece “yüksek konuşmayın” şeklinde anlamak eksik kalır.

 

İbn Teymiyye bu ayetin manasını açıklarken der ki: Resûl’ün sözünün önüne geçirilen her söz, yükseltilmiş bir sestir.”

Yani burada yasaklanan şey sadece bağırmak değil; onun getirdiği hükmün önüne herhangi bir görüş koymaktır.

 

Bir gün Abdullah bin Abbas’a bir adam gelir ve bir mesele sorar. İbn Abbas (r.a.) ona Peygamber Efendimiz’den (sav) bir hadisle cevap verir. Adam ise hemen şöyle der:

“Ama Ebu Hanife böyle demiyor…”

 

İbn Abbas’ın yüzü değişir ve şu cevabı verir:

“Neredeyse üzerinize gökten taş yağacak! Ben size Resûlullah’tan diyorum, siz bana falanca ne dedi diyorsunuz!”

 

İbn Kayyım el-Cevziyye ise: “Onun huzurunda sesi yükseltmek demek sözünü reddetmek demektir.” Diyerek izah etmiştir. Ona göre bu ayet, sadece sahabenin yanında konuşma adabını değil; kıyamete kadar gelecek herkesin Peygamber’in sözüne karşı duruşun ne olması gerektiğidir.

 

İmam Malik’in ders halkasında bir adam, Peygamber Efendimiz’in bir hadisini duyduktan sonra şöyle der:

“Ama biz Medine’de şöyle yapıyoruz…”

 İmam Malik ise şöyle demiştir:

“Resûlullah’ın sözü varken, başkasının sözüne bakılmaz.”

 

İbn Kayyım el-Cevziyye ayeti izaha devam ederken;

“Onun sözünün üzerine çıkarılan her görüş, bir sestir; ister dil ile söylensin, ister kalpte kalsın.” diyerek ayeti açıklamış ve bu sesin batın’da da olabileceğine dikkat çekmiştir

Çünkü nice insan vardır ki zahiren teslim olur, batınen muhalefet eder. Dışarıdan susabilir, saygılı görünebilir, hatta “teslim olmuş” gibi davranabilir.

Yüce Allah (c.c), Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:

“Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir…” (Enfâl, 33)

İbnü’l-Kayyim el-Cevziyye bu ayeti tefekkür ederek şöyle der:

 

“Peygamber’in sadece bedeniyle onların arasında bulunması bile (onlar kendisine düşman oldukları hâlde) azabın onlardan kaldırılmasına sebep olmuştur. Öyleyse onun manevî etkisinin, ona iman etmenin, onu sevmenin ve onun getirdiği dinin bir toplumda veya bir kişide bulunması, azabın onlardan uzaklaştırılmasını evleviyetle gerektirmez mi?”

 

Alimler Asr-ı Saadet’i, bir insanın derdi olduğunda doğrudan Hz. Muhammed’e (sav) gidip onun hükmünde sükûnet bulması olarak tarif ederlerdi. O dönemde çözüm, ses yükseltmek değil, teslim olmaktı. Biliyorlardı ki insanın kendi fikrini merkeze alması içte bir yük oluşturmaktadır.

 

Rivayet edilir ki, çölde yaşayan sert tabiatlı bir bedevî, Resûlullah’ı öldürmek niyetiyle yanına gelir. Ancak Peygamberimizin yüzündeki sükûneti, merhameti ve vakarını görünce elindeki kılıcı düşürür. Resûlullah ona:

“Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” diye sorduğunda adam, “Hiç kimse.” der.

Bunun üzerine Peygamberimiz onu affeder.

Bu merhamet karşısında adam kelime-i şehadet getirir.

Bu kıssadan şunu anlamamız gerekmektedir:

 

Onun varlığı bile kalpleri yumuşatır. Onu tanımak, insanı değiştirir. Öyleyse onun sünnetini yaşamak, bir toplumu dönüştürmez mi?

velhamdülillahi rabbil alemin.

Yazarın Diğer Yazıları
Nisan 14, 2026 11:59
Şubat 5, 2026 11:59
Ocak 6, 2026 11:59
Aralık 3, 2025 11:59
Kasım 8, 2025 11:59
Ekim 15, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.