sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

KORKU FITRİDİR, KORKAKLIK TERCİH

Mayıs 19, 2026 11:59
20
A+
A-

KORKU FITRİDİR, KORKAKLIK TERCİH

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

Allah’a hamd, mücahitlerin lideri ve müttakilerin imamı efendimiz Muhammed (s.a.v)’e, âl ve ashabına, kıyamete dek onun şeriatı yolunda cihad edenlere salat ve selâm olsun.

Korku ve cesaret insandaki fıtrî duygulardandır. İnsanın kendisi için tehlike arz eden durumlardan korkması ve tepki vermesi çok doğal bir durumdur. İlk vahiy tecrübesini yaşadığında Hz. Peygamber de korkmuş ve evine gidip hanımından kendisini örtmesini istemişti. (Müdessir 1)

Buradan anlaşılmaktadır ki peygamberler de dâhil olmak üzere bütün insanların fıtratında korku duygusunun var olduğu bir gerçektir. Ancak peygamberler açısından bakıldığında onlardan beklenen peygamber olmaları hasebiyle bu korkulara yenik düşmemeleridir. Nitekim Allah Hz. Musaya, “…Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.” buyurmuştur. (Neml 10)

İnsan için normal bir duygu olan korku, eğitilmezse ruhî bir zaaf hâline gelir. Bu itibarla korkaklık, gayretsizlik, hamiyetsizlik, kişilik zafiyeti gibi insan onuruna yakışmayan sonuçlar doğurabilir. Korku, kalbi zayıf olanı esir alır. Bu yüzden Korkaklık, sadece bir kişisel zaaf değil; ümmetin yükünü taşıyamayanların bahanesidir.

Zira Müslüman güçlü bir kişiliğe sahip olmalıdır ki inandığı değerleri koruyabilsin, hiç kimseden ya da hiçbir şeyden korkmaksızın bu değerlerin arkasında durabilsin. Allah (cc) şöyle buyurmuştur; “Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar” (Maide 54)

Allah Resûlü’ nün dualarından biri şöyledir: “Allah’ım korkaklıktan sana sığınırım”

Hz Ömer şöyle bir niyazda bulunmuştur; “Allah’ım, fâsıkların cesaretini ve güvenilir insanların acziyetini sana şikayet ediyorum”

Müslümanlarda bulunması gereken asıl özellik;

Cesaret, şecaat ve yüreklilik! Korku anında kalp kuvveti ile metanetini sürdürmek, dinî ve dünyevî hukukunu korumak için canını dahi verecek derecede gösterilen yiğitliktir. Sahâbenin cesaretlerini zirve noktasına taşıyan faktör de onların sarsılmaz imanlarıdır. Cesaret ve yiğitlik örneğimiz Allah Resulü (sav) ve onun yetiştirdiği kıymetli sahabesidir.

Ashabdan, Bera’ b. Âzib (r.a): “Savaş kızıştığı zaman biz, Rasûlullah’tan cesaret alırdık. Çünkü o, cesaret örneğiydi” demiştir (Y. Kandehlevî, Hadislerle Müslümanlık, III, 1213).

Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şerîfinde: “Bana beş haslet verildi ki benden evvel hiçbir peygambere o hasletler verilmedi” buyurur. Bu beş şeyden birini şöyle beyan eder: “Bir aylık mesafeden (düşmanın benden) korkması ile yardım olundum.”(Buhari)

Onlar imanlarının verdiği heybetle ve cesaretle kafirlerin kalplerine korku salarlardı. Aralarında ölümü korkutan bile vardı..Hz Hamza (ra) için Bedir harbinde Allah Resul’ü “Ey Hamza ! gözünün gördüğü hiçbir şeyden korkmazsın bu doğru , heybetini gizli tut. Yürüyüşün ölümü korkutuyor.” Buyurmuştu. Bizim kendisinden korktuğumuz ölümü korkutmak nasıl bir iman, heybet , cesaret ve şecaattir? Dünyada elde edilen nasıl bir lütufdur? Cesaretlerini imanlarından almışlardı . Dilleri aslan, hayatları ceylan değildi. Hayatları kükrüyordu..

Cesaret imanın verdiği bir kalp halidir. Cesaret imanın duruşu için kalabalıkları karşına alabilmektir. Herkesin nefsi için sustuğu yerde, kükreyebilmektir. Cesaret Net bir duruş, eğilip bükülmeyen tavırdır.

Peki Cesaretimizi neyle takas ettik? Yoksa biz hala konuşmaktan, havalara iddialı kelimeler uçuşturmaktan mı ibaretiz ?

Ne diyordu Merhum Abdullah Azam ; “ Biz insanların konuştuklarına değil, koşturduklarına

bakarız.”

~   ~

Cesaretin zıddı olan , Allah Resulunun kendisinden Allah’ a sığındığı korkudan da biraz bahsedelim;

İBN HALDUN korkudan farklı bir tespitle bahsetmiştir; Araplar deve eti yediler ve onlardan kıskançlık, dayanıklılık, sert olma özelliklerini aldılar.

Türkler, at eti yediler ve onlardan huysuzluk, hırçınlık, güçlü olma özelliklerini aldılar.

Batılılar, domuz eti yediler ve onlardan “deyyusluk” (eşlerinin iffetsizliklerine, ahlaksızlıklarına ses çıkarmama, bundan hoşnut olma) özelliğini aldılar.

Afrikalılar maymun eti yediler ve onlardan neşeli, eğlenceli olma özelliklerini aldılar.

Kavimler, yakınlık kurdukları hayvanların yaratılışlarından ve ahlaklarından etkilendiler.

Günümüzde İslam ümmeti “tavuk eti” tüketimini artırdı ve onlardan korkaklık, boyun eğme, yok yere gıdaklama özelliklerini almaya başladı. Böylece diğer ümmetler karşısındaki üstünlüğünü kaybederek, mağlubiyete razı oldu. (Mukaddime)

Zillet ve boyun eğme Müslüman ümmetine yakışmaz. Hz. Ömer (ra) yapılmasını emrettiği bir işin yapılmadığını öğrendiğinde “ ya siz size emredileni yaparsınız , ya da kafirler tepenize çıkar” buyurmuştu. Dinlerini güzel anlamışlardı. Onlar itaatsizliğin; düşmanlarına taviz vermeye hazır hale getirdiğini anlamışlardı. Bizim gibi ‘Bunu yapmasam ne olacak ki’ diye düşünmüyorlardı. İtaatsizliğin ve vurdumduymazlığın; gevşemeye, zamanla dini hususları hafife almaya, sonra taviz vermeye sonra zillete , sonra yerinde oturup sadece atıp tutmaya götüreceğini biliyorlardı.

İbn cevziyye bunu açıklar; “İman zayıfladığında, Müslümanların imanlarının eksikliği nispetinde düşmanları aleyhte hareket imkanı bulurlar. Allah’a itaati terk etmekle düşmanlarına bu imkanı bizzat veriyorlar. “

“O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun.”(Ali Imran 175)

Yukarıdaki ayette ve diğer birçok ayette Allah Teâla yalnızca kendisinden korkmamız gerektiğini buyuruyor. Bu ayetlerden haberdar olan Müslümanların cesaret kaynakları iman ve akideleridir. İman; vakıa ya uygun, delile dayalı, akla kanaat, kalbe güven veren kesin tasdiktir. Akide ise bu kesin tasdiğe dayanarak inançla ilgili konuların bütününe inanıp, ona göre yaşamaktır. Bu bir yasam tarzı, ideolojidir. Müslümanlar ideolojilerini derinlemesine kavrayınca, korkusuz, seçkin, uyanık ve cesaretli bir hal alırlar. Onlar bir tek Allah rızasını kazanmak için yaşarlar.  Ve Onlar ;

“Onlar, Allah’ın risaletini tebliğ ederler ve O’na huşû duyarlar ve Allah’tan başka hiç kimseden korkmazlar. Ve Allah, hesap görücü olarak kâfidir.” (Ahzab 39)

Korkaklık hakikat güneşinde gölge aramaktır,

Cesaret ise o güneşle aydınlanmak..

Bu yüzdendir ki cesaret yiğitlik, cesaret göstermek BABAYİĞİTLİKTİR

Selam ve Dua ile

Yazarın Diğer Yazıları
Nisan 3, 2026 11:59
Şubat 2, 2026 11:59
Aralık 2, 2025 11:59
Ekim 14, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.